'Bu yasa karakollarda kaybedilmenin resmileşmesi'
13:53
JINHA
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 522'inci haftasında 21 yıl önce gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Mehmet Şen'in faillerinin yargılanmasını istedi. Hanım Tosun, Meclis'ten geçen İç Güvenlik Yasası'na tepkisini dile getirerek "90'lı yılların 'ohal'inden bu hallere geldik. Bu yasanın adı resmen kaybedilme yasasıdır. Karakollarda kaybedilen çocuklarımızın, eşlerimizin, yakınlarımızın polis eliyle resmileşerek kaybedilmesidir" dedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri adalet arayışının 522'inci haftasında da Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli, kayıplar nerede?" yazılı pankart açan Cumartesi Anneleri, ellerinde kayıplarının fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşıdı. Bu haftaki eylemde ilk konuşan Ahmet Kaya'nın kızı Emine Kaya, yıllardır kar demeden kış demeden seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirterek kanlarının son damlasına kadar adalet arayışlarını sürdüreceklerini belirtti. Fehim Tosun'un eşi Hanım Tosun ise yaptığı konuşmada İç Güvenlik Paketi'nin meclisten geçmesine dikkat çekerek getirerek 90'lı yılların "ohal"linden bu hallere geldik. Bu yasanın adı resmen kaybedilme yasasıdır. Karakollarda kaybedilen çocuklarımızın, eşlerimizin, yakınlarımızın polis eliyle resmileşerek kaybedilmesidir" dedi. Mehmet Şen'in cesedinin çukurlardan çıkarıldığına işaret eden Fehime, diğer kayıplar gibi Mehmet Şen'in de faillerinin yargılanmadığının altını çizdi.
"Kemiklerimizi gömülmedikçe acılarımızda gömülmeyecektir'
"Uyanın artık, bu ülke nereye gidiyor" diyen Hanım, Başbakan Ahmet Davutoğlu'na seslenerek "Başbakan, acılarımızı gömeceğinden bahsediyor, kemiklerimizi bulmadıkça ve çıkan kemiklerimizi gömmedikçe, mezar taşlarımız olmadıkça, failler yargılanmadıkça acılarımız gömülmeyecektir" diye konuştu. Basın açıklamasında Mehmet Şen'in Paris'te yaşayan eşi Nuray Şen'in de mektubu okundu. Nuray Şen kaleme aldığı mektupta 1994 baharında eşi Mehmet Şen'in JİTEM tarafından dükkanından alınarak gözaltında kaybedildiğini ve faillerin hala yargılanmadığına işaret etti.
'Ölüm hep aramızdaydı'
Basın açıklamasını Cumartesi İnsanları adına okuyan Meryem Bas, "522 haftadır devleti yönetenler bizi görmüyor, taleplerimizi duymuyor. Gerçeği bilme, adalete ulaşma hakkımızı engelliyor" diyerek 21 yıllık cezasızlık dosyasını açıklamak için buluştuklarını kaydetti. Meryem, "Tansu Çiller Hükümeti'nin karanlığında 90'lı yıllardı. Kürt siyasetçiler hedef tahtasındaydı; Kürt partiler kapatılıyor, partililer tutuklanıyor, infaz ediliyor, kaybediliyorlardı" ifadesini kullanarak Nizip'te yaşayan 49 yaşındaki Mehmet Şen'in de DEP'te faaliyet gösteren Kürt siyasetçilerden biri olduğunun altını çizdi. Mehmet Şen'in bu nedenle sürekli baskı ve tehdit altında olduğunu dile getiren Meryem, Mehmet Şen'in eşi Nuray Şen'in o günleri "Olağanüstü Hal' adı altında hepimizi potansiyel suçlu gören, hepimizi paramparça eden ceberut bir yönetimin rehineleri gibiydik. Ölüm hep aramızdaydı. ensemizde nefes alıp veriyordu sanki" diye tanımladığını söyledi.
'AİHM' Mehmet Şen Davası'nda Türkiye'yi mahkum etti'
"26 Mart 1994 tarihinde Mehmet Şen'in Urfa Birecik'teki işyerine kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli, silahlı telsizli dört kişinin geldi. Mehmet Şen'in üzerine silah doğrultan bu kişiler onu zorla arabaya bindirerek götürdüler. Daha sonra Mehmet Şen'in ağır işkence izleri taşıyan cesedi bir çoban tarafından Gaziantep Karpuzkaya mevkiindeki arazide çukura atılmış bir halde bulundu" vurgusu yapan Meryem, 2004 yılında JİTEM elemanı Abdulkadir Algan'ın basına yansıyan itiraflarında Mehmet Şen'in Nizip'te görevli Gaziantep Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı Ahmet ve Sedat isimli sivil polislerin yardımıyla "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırıldığını ve ağır işkenceler sonucu öldürerek çukura atıldığını ifade etti. İç hukukta bu güne kadar hiçbir gelişme sağlanmasa da Mehmet Şen Davası'nın AİHM' de Türkiye'nin mahkumiyetiyle sonuçlandığını söyleyen Meryem, 21 yıllık hukuksuzluğun son bulmamasının, devletin etkin soruşturma yükümlülüğünün artık ertelenmemesi gerektiğinin altını çizdi.
(ed/fk)

