Kadın Özgürlük Komisyonu çalıştay düzenliyor

16:36

 


JINHA


AMED - Kadın Özgürlük Komisyonu (KÖK); 11-12 Nisan'da Ankara'da "Barışın Toplusallaşmasında Kadın Çalıştayı' düzenliyor. Atölyeler ve tartışmalarla; "Tarihsel ve toplumsal olarak kadın özgürlük sorunu, Günümüze nasıl yansıdığı, savaş, göç, tecavüz, yoksulluk, şiddet, eğitim, ayrımcılık-eşitsizlik ve kadın özgürlüğünün yasal- anayasal ifadeye kavuşturulması" gibi konuları içerecek olan çalıştaya akademisyen ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden kadınların katılması bekleniyor.


Kongreya Jinên Azad (KJA) tarafından; kadının özgün ve özerk yapısıyla farklılıklarla birlikte, eşitlik ilkesi temelinde toplumsallığın her kademesine eşit katılma kararlılığını benimseyerek, Kasım 2014 tarihinde çalışması başlatılan Kadın Özgürlük Komisyonu (KÖK), geniş kadın kitlelerini barış ve demokrasi sürecine katmayı hedefliyor. KÖK, 11-12 Nisan'da Ankara'da Eğitim Sen Genel Merkezi'nde "Barışın Toplusallaşmasında Kadın Çalıştayı' düzenliyor. "Barışın Toplusallaşmasında Kadın Çalıştayı' düzenliyor. Atölyeler ve tartışmalarla; "Tarihsel ve toplumsal olarak kadın özgürlük sorunu, Günümüze nasıl yansıdığı, savaş, göç, tecavüz, yoksulluk, şiddet, eğitim, ayrımcılık-eşitsizlik ve kadın özgürlüğünün yasal- anayasal ifadeye kavuşturulması" gibi konuları içerecek olan çalıştaya akademisyen ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden kadınların katılması bekleniyor.


Birinci konu: Kadın Özgürlük Sorununun Tanımı


KÖK'ün hazırlık sekreteryası tarafından konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı. Çalıştayda "Kadın Özgürlük Sorununun Tanımı"nın öncelikli ele alınacağı belirtilen açıklamada, "Sorunun doğru çözümü için doğru tanımlanması gerekir. Kadınların özgürlüğü sorunu tarihsel, toplumsal kökleri olan ve günümüzde katmerlenmiş bir biçimde yaşanan kilit bir sorundur. Öyle ki, bu sorun diğer tüm toplumsal sorunların da kaynağında yer almaktadır.  Şiddet, ekonomi, ekoloji, emek, göç vb. tüm yönleriyle kadın hakikatinin açığa çıkarılması bu atölyenin temel gündemini oluşturur. Elbette bütün bu sorunlar içine girdiğimiz barış süreciyle yakından ilgilidir. Biz kadınlar için gerçek anlamda bir barış erkek egemenliğinin bu çok boyutlu müdahalesine karşı kadın gerçekliğini inşa etmekle mümkün olabilir. Barış sürecini bunun için bir fırsat olarak görüyor ve sorunları bu temelde ele alıyoruz. Bu bakış açısıyla sorunu aşağıdaki alt başlıklarla tartışmak istiyoruz" denildi.


Yasal ve anayasal ifadeye kavuşma


İkinci başlıkta "Kadın Özgürlüğünün Yasal - Anayasal İfadeye Kavuşturulması"nın tartışılacağı kaydedilen açıklamada, "Toplum hayatını düzenleyen kurallar bütünü olarak Anayasa ve yasalar şimdiye dek bu düzenlemeleri kadın lehine değil, egemen olan erkeğe göre yapmışlardır. Biz kadınlar, Anayasa'nın ve yasaların toplumsal barış ve eşitliğin tesisinde de bir sözleşme niteliğinde olması gerektiğini düşünüyoruz.   Bu sözleşmede toplumun her kesiminin düşünce ve ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yer alması önemlidir. Elbette kadınlar olarak da nasıl bir sözleşme istediğimizi ortaya koymalı ve sözümüzü netleştirip ortaklaştırmalıyız. Bu bağlamda bu bölümü aşağıdaki biçimde tartışmak istiyoruz" diye belirtildi.


Sisteme katılım ve ailede eşitlik


Üçüncü başlıkta "Sisteme Eşit ve Örgütlü Katılım" dördüncü başlıkta ise "Kadının Ailede Eşitlik ve Özgürlük Sorunu"nun ele alınacağı belirtilen açıklamada şöyle denildi: "Erkek egemen kapitalist sistem devlet karşısında toplumu birey birey en küçük hücrelerine ayırarak tahakkümünü hayata geçirmektedir. Buna karşı gerçek bir barışın sağlanması ve kadınların özgürleşmesi için "daha az devlet, daha çok toplum" anlayışıyla sisteme örgütlü katılmak mümkündür. Meclisler, komünler ve çeşitli kurumsallaşmalar aracılığıyla kadın özgürlüğünün güvence altına alınacağı ve kadınların sözlerini örgütlü bir biçimde söyleyeceği bir toplum yaratılmalıdır. Aşağıdaki konu başlıkları çerçevesinde sisteme nasıl eşit ve örgütlü katılım sağlayacağımız tartışılacaktır. Devletin prototipi olarak sistemin yeniden üretilmesinde aile günümüze kadar temel bir işlev üstlenmiştir. Erkek egemen sistem kadınların emeğinin ve bedeninin sömürülmesinde aileyi kullanmıştır. Aile çözümlenmeden ve demokratikleşmeden barışın toplumsallaşması ve kadınların özgürleşmesi mümkün değildir. Dolayısıyla sistemin temel taşlarından biri olan ailenin demokratikleştirilmesi toplumun da demokratikleştirilmesine hizmet edecektir. Aşağıdaki çerçevede kadının aile içindeki özgürlüğü sorunsalını tartışmak ve çözüm önerileri geliştirmek istiyoruz."


(fk)