Lice katliamının iki sanığı tutuksuz yargılanacak!
17:45
JINHA
İZMİR - Diyarbakır'dan İzmir'e nakledilen Lice Katliamı davasının ilk duruşması İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuksuz yargılanan dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tunay Yanardağ'ın katılmadığı duruşmada, katliam tanıkları ve yakınlarını kaybedenler, olay gününe dair tanıklıklarını anlattı. Dava 1 Haziran tarihine ertelenirken, mahkeme heyeti tutuksuz yargılanan 2 sanığın tutuklanma talebini reddetti.
Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 1993 yılında 16 kişinin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan katliama ilişkin 21 yıl aradan sonra açılan davanın Diyarbakır'dan İzmir'e taşınması ardından ilk duruşma bugün İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Ağırlaştırılmış hapis cezası ile tutuksuz yargılanan dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tunay Yanardağ'ın katılmadığı duruşmaya, öldürülen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın ailesinin avukatları, katledilenlerin avukatları ile katliamda yakınlarını kaybedenlerin yakınları katıldı. Duruşmayı Lice Adalet Arıyor Platformu üyeleri, Diyarbakır HDP Milletvekili Nursel Aydoğan, HDP İzmir İl Eş Başkanı Cavit Uğur, il ve ilçe yöneticileri ve KESK İzmir üyeleri katıldı.
Binlerce kişi müdahil olmak istiyor
Duruşma dava avukatlarının ve davacıların kimlik tespitinin yapılmasıyla başladı. İzmir'de 2007 yılında polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Baran Tursun'un babası Mehmet Tursun da olay sırasında Lice'deki evi yakıldığı için davaya müşteki olarak katılma talebinde bulunundu. Mahkeme Başkanı Nurettin Küdür talebi kabul etti. Dava avukatı Yunus Muratakan, duruşmada katliamı anlattı. Ölenlerin yanı sıra Lice halkının göçe tabi tutulduğunu ifade eden Yunus, yaklaşık bin 500 kişinin duruşmaya müdahil olarak katılmak istediğini belirterek, katılmak isteyenlerin dilekçelerini mahkeme heyetine teslim etti. Ancak mahkeme heyeti bir sonraki duruşma için katılmak isteyenlerin listesini istedi. Bu listeyi dava avukatları bir sonraki duruşmaya getireceklerini belirtti.
'Göstermelik yargılamayı kabul etmiyoruz'
Daha sonra savunmalara başlandı. Avukat Zeynep Sedef Özdağan, sanıkların duruşmada olmamasına tepki göstererek, "Burada burada bulunan mağdurlar çok bedeller ödedi. 20 yıldır bekliyorlar. Sanık göremiyoruz. Bu yargılamaya konu olan olayda sanıkların temin edilmesi gerekiyor. Sanıklar temin edilmeden göstermelik bir yargılamayı kabul etmiyoruz" dedi. Bunun üzerine mahkeme heyeti "Sanıklar rapor aldı" demesi üzerine Zeynep, "Bu ülkede 13 yaşındaki çocuklar yargılanıyor. Hasta ise bir zahmet gelsinler. Gerekiyorsa haklarında yakalama kararı çıkarılsın" diye belirtti.
'Nakil kararı davaya darbedir'
Avukat Tahir Elçi iddianamenin okunmasının doğru olmadığını ifade ederek, "İddianame sanıkların yüzüne okunması gerekiyor. Ne yazık ki bu kadar ağır bir suçun davasında 20 yıldır kayda değer bir işlem yapılmamış. Bir gün kala bir iddianameye tanzim edildi. Bu davada suçun işlendiği yer Diyarbakır. Diyarbakır'da çok ağır yargılamalar yapılıyor. Diyarbakır Adliyesi'nde hiç bir görev zafiyeti yaşanmamıştır. Buna rağmen sanıkların konforları için dava buraya taşındı. Binlerce insan mağdur edildi. Adalet Bakanlığı suç işliyor. Mahkememizin bu konudaki sorumluluğu yoktur. Biz Yargıtay için suç duyurusunda bulunduk. Ama suç yok diyerek işlem yapılmadı. Nakil kararı bu davaya darbedir. 20 yılın sonunda mağdurların burada sanıklarla karşılanması gerekiyor. Hastalık gerekçesine inanmıyoruz. Davadan kaçmak için gelmiyorlar. Sanıkların duruşmada hazır edildiği bir sırada iddianamenin okunması gerekiyor" diye belirtti.
'Hakikatlerle yüzleşilmesi gerekiyor'
Avukat Yunus Muratakan'da davanın nakiline tepki göstererek, "Davanın politikliğine yönelik bir müdahaledir. Lice'de insanlar vahşice katledildi. Binlerce insan göç etti. Dava 20 yıldır devam ediyor. En sonda İzmir'e gönderiliyor. Bu davada bizimle dalga geçildi. 1990'lı yıllarda bu ülkede kirli bir savaş oldu. Yaklaşık 3 yıldır bu savaş duruldu. Ancak dünya örneklerine bakıldığında da bu süreçlerde geçmişte yaşanılan suçlarda tarihle yüzleşilmesi gerekiyor. O dönem sadece Lice'de katliam olmadı. Aynı şekilde başka yerlerde de oldu. Bunlarla yüzleşmek gerekiyor. Ama üzerinde şarapnel parçalarıyla gelen mağdurlar için hakikatlerle yüzleşilmesi gerekiyor" ifadelerine yer verdi.
'Keşif yapılmalıdır'
Avukat Fethi Gümüş ise katliam sonrasında olay yerinde inceleme yapmak istediklerini ancak Eşref Hatipoğlu tarafından engellendiklerini söyledi. Vahşice işlenmiş bir olayla karşı karşıya olduklarının altını çizen Fethi, "Ancak iki kişi tek yargılanıyor. Davaya gelmeleri gerekiyor. Davayı başından bu yana izliyoruz. Eşref Hatipoğlu tenezzül edip gelmedi. Nakilin amacı mağdurların gelmemesi içindi. Diyarbakır Adliyesi'nde en ufak bir hadise olmamıştır. Bizi ayağına getirdi. Ona rağmen gelmediler. İfadelerinin alınmasını talep ediyorum" şeklinde ifade etti. Olayın yerinde keşif yapılması gerektiğine işaret eden Fethi, keşif sonrasında olayın net olarak çıkacağını ve olayda ölen albayında ne şekilde öldüğünün ortaya çıkacağını söyledi.
Tanıklar katliamı anlattı
Daha sonra mağdur Mizgin Cantürk ifade verdi. 1993 Lice olayında 3 kardeşini kaybettiğini söyleyen Mizgin, "Olayın görgü tanığıyım. Olayda en çok zarar gören Keban Mahallesi'nde oturuyordum. Okuldan eve normalinde 5 dakikada geliyordum. Yarım saatte geldim. Çünkü yoğun ateş altındaydım. Eve geldim kardeşlerimin öldüğü ve annenim babamın yaralandığını gördüm. Biz bir gün boyunca yaralılarla bir havuzda kaldık. Sonra asker geldi. Babama yanımızda işkence yaptılar. Ben çocuktum bunlara şahit oldum. Onlar buraya gelmiyorlar. Annemin vücudunda şarapnel parçası var. Ona rağmen buraya geldi. Onlardan ve onlara emir verenlerden şikayetçiyim" dedi. Mizgin daha sonra avukatların sorularını yanıtladı.
Asker: Lice'yi yakacaklar buradan gidin
Seyithan Cantürk, Lice'de esnaf olduğunu belirterek, işe gideceği sırada olaya tanık olduğunu belirtti. Olaydan önce askerlerden birinin kendisine 'Lice'yi yakacaklar buradan gidin' dediğini belirtti. Olay sırasında bir dereye sığındığını kaydeden Seyithan, olayda ağır yaralanmadığını ifade etti. Olayda yeğenlerinin öldüğünü ve bir yeğenin de kör olduğunu belirten Seyithan, maddi olarak kendisinin zarar gördüğünü ve şikayetçi olduğunu söyledi.
Katliamda üç çocuğunu kaybetti
Lice katliamında üç çocuğunu kaybeden Zarife Cantürk, olay gününü şöyle anlattı: "Evde çocuklarımı yıkadım. Sonrada silah sesi geldi. Lice'de helikopter geziyordu. Pencereden baktım ağabeyimin evini yaktılar. Çocuklarım ve eşimle duvar tarafına gittim. Kapı çaldı. Açmamla komando tarafından roket geldi. Sonra hiç bir şeyi hatırlamıyorum. 20 gün hastanede kaldım. Sonra çocuklarımı sordum. Bana Bingöl'de olduklarını söylediler. Vücudumda halen şarapnel parçası var. Bir kızım olay sonrasında kör oldu. Onun gelmesini istedim ancak gelmedi. Ölene kadar şikayetçiyim. Hesap soracağım. Kendinizi benim yerime koyun 21 yıldır acı çekiyorum. Biz evimizde oturuyorduk ne yaptık onlara."
'Olayla ilgili kapsamlı araştırma yapılmalı'
İfadelerin ardından dava avukatları, olayın iki kişiyle sınırlı olmadığını ifade ederek, olayla ilgili geniş kapsamlı bir araştırmanın yapılması ve diğer sanıkların da tespit edilmesini talep etti. Ayrıca avukatlar, sanıklardan Üsteğmen Tünay Yanardağ'ın yurtdışında olduğunu duyduklarını söyleyerek, iki sanığında tutuklanması talebinde bulundu. Bu sırada dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu'nun avukatının sırıtmasına avukatlar tepki gösterdi. Avukat Fethi Gümüş, "Ben olayı baştan bu yana takip ediyorum. Eşref Hatipoğlu'nu benden iyi kimse tanıyamaz" demesi üzerine Eşref Hatipoğlu'nun avukatı "Çok iyi tanıyorsanız, siz savunun" diyerek sırıtmaya devam etti.
Savunmaların ardından mahkeme heyeti duruşmayı 1 Haziran tarihine ertelerken, sanıklar için avukatların talep ettiği yakalama emri talebi reddedildi. Avukatların olay yeri keşif talebine ilişkin karar ise bir sonraki duruşmaya ertelendi.
'Lice halkının adalet arayışı devam edecek'
Dava sonunda Lice Adalet Arıyor Platformu adliye önünde basın açıklaması yaptı. Sanıkların olmadığı bir duruşmanın yapılmasına tepki gösteren Avukat Tahir Elçi, "Lice'de çok büyük bir suç işlendi. Türkiye'deki yargı 20 yıl boyunca adalete kulaklarını tıkadı. Böyle bir tutarsızlık olmaz. Bu gün bir kez daha adaletsizliği gördük. Mahkeme tutuklama talebini reddetti. Her şeye rağmen Lice halkının adalet arayışı devam edecektir" dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan ise 90'lı yıllarda Türkiye'de birçok katliamın işlendiğini ifade ederek, adaletin temin edilmesinin önemine vurgu yaptı.
(ht/mg)

