Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve örgütlenme

09:01

 


Gülşen Koçuk/JINHA


WAN - Türkiye ve bölgede olduğu gibi Van'da da "intihar" adı altında artan kadın cinayetleri karşısında KJA tarafından seferberlik ilan edildi. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddete ilişkin konuşan KJA Aktivisti Nuran Yılmaz, kadın cinayetlerinin devlet eliyle meşrulaştırıldığını ifade ederken, mücadele yöntemi olarak bir kampanya başlatıp örgütlenmeyi esas alacaklarının altını çizdi.


Günde en az beş kadının katledildiği Türkiye ve bölgede, kadın kimliğine dönük saldırılar artarak devam ediyor. Kadına yönelik şiddet karşısında yine kadınlar alternatif yaşamı ve çözüm yollarını yaratıyor. Kongreya Jinên Azad (KJA) da, kadına yönelik şiddetle mücadelede kadın özgürlükçü, demokratik, ekolojik yaşam modeli çerçevesinde Van'da yeni bir kampanya başlatıyor. KJA Aktivisi Nuran Yılmaz, kadınların mücadele gerekçelerini ve yöntemlerini anlattı.


'İntihar değil katliam'


Kadına yönelik şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulunan KJA Aktivisti Nuran Yılmaz, kadına yönelik her türlü şiddetin altında bir sistem gerçekliği olduğunu söyledi. Gençler ve kadınlara dönük ciddi bir yönelimin olduğunu dile getiren Nuran, "Daha dün 17 yaşında bir çocuğu toprağa gömdük. Bunun altında yatan da zorla evlendirme, hamilelik süreci ve hamileliğin çocuk üzerinde yarattığı travmaların getirdiği bir durum" dedi. "İntihar demek çok da gerçekçi değil aslında, bu bir katliam" diyen Nuran, "Toplumsal katliama neden olan sistemi de iyi çözmek gerekiyor. Babayı, anneyi, kardeşi, akrabayı, komşuyu, öğretmeni, doktoru, öğretmeni, toplumu oluşturan dinamikleri iyi ele alıp değerlendirmek gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Sözlerinde basın dilini de eleştiren Nuran, basında yer alan haberlerde kadınlar "intihar ettiği" şeklinde çıkan haberlerde, kadınları intihara iten nedenlerin göz ardı edildiğini ve bu nedenlerin de olayı intihar olmaktan çıkardığını vurguladı.


'Erkek sistem her yerde kadın kimliğimize saldırıyor'


Kadın özgürlük mücadelesinin güçlü olduğu Van gibi bir kentte bu kadar kadın cinayetinin yaşanmasının kadın hareketi açısından bir özeleştiri konusu olduğunun altını çizen Nuran, erkek egemen sistemin de okulda, hastanede, durakta, yaşamın her alanında kadın kimliğine ciddi bir yönelim gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Nuran, "Kadın kimliğimizle cinsel obje, şiddet güdülerini tatmin aracı, reklam objesi olarak ele alınıyoruz" sözlerine işaret ederken, 11-12 Nisan tarihlerinde KJA'nın da çağrıcıları arasında yer aldığı bir "barış" konulu çalıştay gerçekleştirileceğini, bunun amacının ise yaşamın tüm alanlarındaki kadınları yaşamın tüm alanlarında aktifleştirmek olduğunu belirtti.


Kentin tüm dinamikleri ile alan çalışması


Konuşmasında Jineoloji'ye de işaret eden Nuran, "Jineoloji ile beraber kadının kendini yeniden sevmesini ele almaya çalışıyoruz" dedi. Nuran, toplumsal bir sorun olan kadın sorunları karşısında DÖKH'ün kongreleşerek KJA olmasına ilişkin de, bunun nedeninin kongrenin pratik olarak ev ev, sokak sokak, köy köy oluşturacağı komünleri ve meclisleri ile tüm dinamikleri harekete geçiren ve karar mercilerinde yer alacak bir pozisyona getirme iddiasını taşıması olduğuna değindi. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda tek başına değil, kentlerde bulunan tüm dinamiklerle harekete geçtiklerini kaydeden Nuran, tüm dinamiklerle birlikte alanlarda yaptıkları çalışmalar ile uyuşturucu, fuhuş, çocuk yaşta evlilik, "intihar" adı altında yaşanan kadın cinayetlerinin fizibilite çalışmasını yapacaklarını ifade etti.


'Devletin yaklaşımları akıl durgunluğudur'


Kadınların mücadelelerini yükseltmesi karşısında devlet ve erkek egemen sistem ideolojisinin daha da saldırganlaştığını dile getiren Nuran, "Müzakere sürecinde de masaya oturan iki kadın arkadaşımız var. Kadının fiziksel, düşünsel ve ideolojik olarak orda olması, geldiğimiz aşama açısından önemlidir, ama yeterli değildir. Bu süreçte başlatmayı düşündüğümüz bir seferberlik var. Bu, daha önceki kampanyaların benzeri olmayacak. Artık örgütlenmeye dönük bir seferberlik ruhu açığa çıkaracağız" şeklinde konuştu. Nuran, "8 yaşındaki bir çocuğa bakirelik testi isteyen bir savcı ile, 'Sizin saçınız açık, size tecavüz mübahtır' diyen bir din kültürü öğretmeni ile, Sosyal Politikalar Bakanlığı ile 5 yıl, 7 yıl taciz ve tecavüze maruz kalan kadın ve çocuklar var. Her şey devlet eliyle oluyor"  açıklamalarında bulunurken, bu tutumları "akıl durgunluğu" olarak değerlendirdi.


'Kazanmaya dönük seferberlik'


Daha önce gizlenen kadına yönelik şiddetin, kadın mücadelesinin geldiği nokta nedeniyle açığa çıktığını söyleyen Nuran, "Kadının artık sokakta, siyasette, okulda, hastanede, mecliste temsili olduğu için saldırılar daha yoğun. Seferberlik ruhuyla kazanmaya dönük örgütlenme üzerinden bir döneme başlamak ve bunun planlamasını yapmak üzereyiz. 'Katliamlar neden oluyor? Şu kadar kadın katledildi, bu kadar kadın intihar etti, şu kadar çocuk tecavüze uğradı.' Bunlardan ziyade neden-sonuç ilişkilerini açığa çıkararak bunlarla mücadele yollarını toplumla ortaklaştırma derdindeyiz" dedi.


'Örgütlenme ile başlayacağız Jineoloji ile yükseleceğiz'


Kadın bilimi Jineolojinin önemine değinen Nuran, şöyle konuştu: "Mücadelemizi kadın bilimi ile ortaklaştırarak yaşamsallaştırabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü Jineoloji bir kadın bilimi ise tüm ezberleri bozan bir bilimdir. Kadının kimliğini, bedenini, biyolojisini, erkekten olan farkını açığa çıkaran bir kavram olarak ele alıyoruz. Jineoloji ile kendimizi seveceğiz, kendimizi yeniden ele alacağız ve kavramların altını dolduracağız, yaşamla bütünleştireceğiz. Çünkü sadece akademisyenlerin, doktorların değerlendireceği bir konu değil. Herkesin kendini içinde bulabileceği bir bili dalı olduğu için tüm toplumla Jineoloji çatısı altında ortaklaşma hedefindeyiz. Seferberliği örgütlenme ile başlatacağız, Jineoloji ile yükselteceğiz."


(fk)