Rojava: Somut ütopya ve olası tehlikeler

09:05

 


Handan Tufan/JİNHA


İZMİR - Rojava Devrimi'ne Türkiye'de olumlu bakan kesimlerde bir rehavetin hakim olduğunu dile getiren araştırmacı tarihçi Foti Benlisoy,"somut bir ütopya" olarak değerlendirdiği devrime bundan sonrada sahip çıkılması gerektiğine belirterek, "Sanki bir devrim oldu ve bitti. Orası halen saldırı altında. Bu tehditlere karşı gözü açık olan ve uyaran bir tutum içinde olunması gerekiyor" dedi.


Rojava Devrimi ve ardından gelen Kobenê zaferinin tüm dünyada yankısı devam ederken, araştırmacı yazar Foti Benlisoy, Rojava Devrimi'nin Türkiye'deki sonuçlarını anlattı. Rojava Devriminin Kürt sorununu çözümünde sosyal ve siyasal potansiyeli ortaya koyduğuna işaret eden Foti, "Bir taraftan da mevcut çözüm sürecinin kısıtlarına işaret ediyor. AKP hükümeti aslında Kürt meselesini çözmek istemiyor. Aslında zaman kazanmaya çalışıyor. AKP'nin amaçladığı PKK'nin silah bırakması" dedi. Türkiye'nin Suriye'de Kürtler'in kendi kendilerini yönetmelerine karşı olduğunu söyleyen Foti, "Türkiye çeşitli yollarla bu deneyimin önüne geçmeye çalıştı. Rojava'da yaşanan deneyim AKP'nin bu meseleye yaklaşımı net gösterdi. Burada AKP'nin Kürt meselesine yaklaşımının sınırlarını ortaya koyan bir perspektif çıktı. Diğer yandan ise Rojava yaşanan deneyim Kürt meselesinin çözümü ezilenlerin, sosyalistler için nasıl olanaklar ortaya çıkardığını koyuyor. Barış meselesinin sadece silahların susması ile ele alınamayacağını, barış meselesinde muhakkak radikal sosyal taleplerinde eşlik etmesi gerektiğini ortaya koyuyor" diye belirtti.


'Bu devam ettiği müddetçe bu yapı bir model olacaktır'


Rojava halkının anayasasının çok önemli olduğuna işaret eden Foti şöyle devam etti: "Halk meclislerin, öz yönetimci pratiklerin ortaya konması bir kere çok önemli. Biz Türkiye'nin batısında Gezi sürecinde öz yönetimci pratiklerin ne kadar önemli olduğunu deneyimledik. Ataerkil patriyarka karşılığı pratikleri var. Rojava Devrimi bir kadın devrimidir. Toplumsal cinsiyet iş bölümünde radikal bir kırılmayı gündeme getiriyor. Bunların anayasayla yazılı hale getirilmesi çok önemlidir. Farkı inanç gruplarının ve farklı halkların bir arada barış içinde mücadele etme iradesi çok önemli. Mezhepçi bir yapıya sahip olan Ortadoğu'da Rojava'da oluşan Kantonlarda halkların barış içinde bir arada yaşaması ve bunun devam edebilmesi çok önemli. Bu devam ettiği müddetçe bu yapı bir model olacaktır."


'Rojava'nın aynı zamanda bir kurucu irade olduğunu anlatamadık'


Rojava'nın somut bir ütopya ortaya koyduğunu ifade eden Foti, "Piyasa ve devlet dışı toplumsal ilişkilerin ortaya çıkarılması, deneyimlenmeye çalışılması. Bu tip pratikler bütün dünyada ki sosyalist, radikal muhalif hareketler açısından çok önemlidir. Rojava'nın Avrupa dünyasında bu kadar heyecan yaratıyor olmasının nedeni de, onun alternatif toplumsal ilişkileri inşaa etmesidir. Bizim bütün siyasal hareketlerimizde böylesi denemelere ihtiyaç var. Biz Türkiye'nin batısında Kobene'yle dayanışma gösterirken, Rojava'nın aynı zamanda bir kurucu irade olduğunu anlatamadık. Sadece IŞİD vahşeti karşısında bir direnç değil, aynı zamanda bir direnç olduğunu, siyasal bir alternafr işaret ettiğini gösteremedik. Türkiye dışında Rojava bu yönüyle tartışılırken, Türkiye'de henüz tartışılmadı. Böyle bir deneyim bu kadar yakınımızda olması rağmen bu kadar tartışılmadı" dedi.


'Onların soruları içinde bakmak bizi daha fazla zenginleştirecektir'


Türkiye'de siyasal muhalefette genel olarak içe kapanmacı bir tutumun hakim olduğunu dile getiren Foti, "Kendi deneyimlerimizle yetinmeye çalışıyoruz. Oysa yakınımızda bulunan deneyler bize aynı soruları farkı deneyimler içinde soruyor. Dolayısıyla olaylara onların soruları içinde bakmak bizi daha fazla zenginleştirecektir" dedi. Rojava Devrimi'ne Türkiye'de olumlu bakan kesimlerde bir rehavetin hakim olduğunu dile getiren Foti, "Sanki bir devrim oldu ve bitti. Orası hem saldırılar hem de diplomatik yollarla halen saldırı altında. Bu tehditlere karşı gözü açık olan ve uyaran bir tutum içinde olunması gerekiyor" diye konuştu.


(fk)