Ayşe Düzkan: Kadın cinayetleri politiktir
17:25
JINHA
İSTANBUL - Adnan Yücel 4. Edebiyat ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen “Kadın Cinayetleri" adlı panelde konuşan feminist gazeteci- yazar Ayşe Düzkan, kadın cinayetlerinin aile, hukuk ve güvenlik güçleri sarmalında işlendiğine dikkat çekerek, kadın cinayetlerinin politik olduğunun altını çizdi.
Adnan Yücel 4. Edebiyat ve Sanat Festivali, bu yıl kadın cinayetleri-şiddet ve tecavüz sorununa dikkat çekmek amacıyla İstanbul Makine Mühendisleri Odası (TMMOB)’sında "Kadın Cinayetleri" adlı bir panel gerçekleştirdi. Panelde, feminist gazeteci-yazar Ayşe Düzkan'ın yanı sıra ölüm orucu gazisi Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği Esmahan Ekinci ve Sosyalist Feminist Kolektif (SFK)üyesi Avukat Selin Nakıpoğlu konuşmacı olarak katıldı. Ayşe Düzkan, yaptığı konuşmada kadın cinayetlerinin aile, hukuk ve güvenlik güçleri sarmalında işlendiğine dikkat çekerek kadın cinayetlerinin politik olduğunu belirtti.
'Sömürü sisteminden çıkmak isteyen kadın şiddete maruz kalıyor'
Kadına dönük şiddetin sömürü ve baskı ortamında oluştuğunu söyleyen Ayşe, "Sınıf sömürüsü vardır o yüzden siyasi şiddet oluşur, ulusal sömürü vardır, o yüzden ulusal baskı ve şiddet oluşur. Kadınlara yönelik şiddette böyledir” dedi. Ayşe, kadınlara dönük şiddetin kökeninde sömürge ve baskı ilişkisinin olduğunu kaydetti. “Bizim toplumsal sistemimiz, burjuvazinin emekçileri, erkeklerin de kadınları sömürmesi üzerine kuruludur" vurgusu yapan Ayşe, kadınların eşlerinden ayrılmak istediklerinde işe girmek zorunda kaldığını böylelikle bir sömürü ağından başka bir sömürü ağına geçtiğini dile getirdi. Ayşe, şiddetin kökeninin sömürü sistemi olduğunu belirterek, bu sömürü sisteminden çıkmak isteyen kadınların şiddete uğradığını dile getirdi.
'Kadınlar yaşadığı şiddeti gizliyor’
Kadın cinayetlerinin toplumsal bir sorun olduğuna işaret eden Türkiye İhtilâlci Komünistler Birliği (TİKB) ve ayrıca ölüm orucu gazisi Esmahan Ekinci ise kadınların yaşadıkları şiddeti gizlediğini ifade etti. Kadınların toplumsal baskılar nedeniyle kendine sansür uyguladığını kaydeden Esmahan, "Kadınlar, evde şiddete uğradığı zaman genelde bunu saklamayı tercih eder. Toplumsal baskılar altındaki kadın, kendi kendini de kontrol eden bir mekanizmanın içinde bulur kendini" sözleri ile ifade etti. Kadınının yaşadığı şiddeti teşhir etmesinin de örgütlenmeden geçtiğine işaret eden Esmahan, kadınların zaten doğal bir örgütlenme içinde olduğunu ve bu doğal örgütlenmeyi politik örgütlenmeye evriltmek için kadın mücadelesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Esmehan, "Kadına dönük şiddetin bugün çözülebilir hale gelmesinin göstergesidir bugün yaşadıklarımız" diyerek bu mücadelenin yasalar düzeyinde kabul görmesi için toplumsal bir mücadelenin elzem olduğuna inandığını kaydetti.
‘Kadınlar her türlü şiddete maruz kalıyor’
AKP'nin kadın politikalarına ilişkin itirazlarının olduğunu dile getiren SFK üyesi Avukat Selin Nakıpoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ben kadın- erkek eşitliğine inanmıyorum" sözlerini hatırlatarak, kadına yönelik uygulanan bütün politikaların temelinde bu söylemin yattığına dikkat çekti. Kadına dönük şiddetin sadece fiziksel şiddetten ibaret olmadığının altını çizen Selin, kadınların başta ekonomik şiddet olmak üzere, psikolojik şiddet, cinsel şiddet, sosyal şiddet ve dijital şiddet gibi şiddetlere maruz kaldığını ifade etti.
'Şiddet sadece bir tokat değildir'
"Kadınlar tokat yemediği sürece şiddete uğramadığını düşünüyor" diyen Selin, kadınların birçok denetim mekanizması altında ezildiğine ve yalnızlaştırıldığına dikkat çekti. Son zamanlarda artan dijital şiddete de değinen Selin, sosyal medyanın erkeklerin kadınlara uyguladığı baskının araçlarından biri haline geldiğine işaret ederek "Kadınlar sevgililerinden ayrılmak istediklerinde özel resimleri ve yazışmaları ailelerine, iş yerlerine sevgilileri tarafından gönderiliyor ve kadınların can güvenliği de bu şekilde tehlike altına giriyor" dedi.
Panel soru-cevap kısmının ardından sona erdi.
(ed/mg)

