Diyarbakır'da kadınlar 'öz savunma birlikleri' istiyor

09:09

Nurcan Yalçın / JINHA

AMED - Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri savaş bilançolarını aratmayacak şekilde tırmanırken kadınlar evde, sokakta, işyerinde bulundukları her alanda eril saldırılara karşı savunmanın yol ve yöntemlerini arıyor. Diyarbakır'da "Şiddete karşı nasıl bir çözüm olmalı?" tartışmalarına kadınların en etkili çözüm önerisi öz savunmanın geliştirilmesi. Kadınları kendileri ve yakınlarına yönelecek saldırıya karşı öz savunma eğitimleri almak istedikleri söylüyor.

Eril şiddetin günde 5 kadını katlettiği bu günlerde kadınlar kendi savunma mekanizmalarını oluşturmanın yollarını arıyor. Şiddete ve kadın katliamları nedeniyle her kadının tehlikede olduğunu belirten kadınlar için en önemli korunma yöntemi öz savunma. Diyarbakır sokaklarında "Şiddete karşı nasıl bir çözüm olmalı?" diye sorduğumuz kadınların tamamı "Öz savunma timleri oluşturulsa eğitim almak isteriz" cevabını verdi.

'Öz savunma gerekli'

Öz savunma ve eğitimin kadınlar için vazgeçilmez koruma mekanizması olduğunu kaydeden Mine Acer, "Ben çevremde yaşanan şiddet olaylarını ellerim ayaklarım bağlı izleyemem. Ben bir kere iki kere o kadını şiddet görmesinden kurtarırım iki kere kurtarabilirim ancak, bu kalıcı bir çare olamaz. Özel kadın asayiş timleri olursa onlara başvurabilir ve çevremizde şiddete maruz kalan kadınları da yönlendirebiliriz. Öz savunma birliği oluşturulmalı ve kadınlar eğitim görmeli. Eğitim olmadan sonuç elde edilemez ve kadınlar şiddet görmekten uzaklaşamaz" diye konuştu.

'Kalıcı çözüm gerekli'

Küçüklüğünden bu yana çevresinde kadına yönelik şiddet olaylarına tanık olduğunu ve sessiz kaldığını belirten Vahide Kaya ise "Şiddet gören kadınları çevremizde, komşu evlerde veya üstü katımızdan çok kes ses geliyor. Genelde bize empoze edilen bir gelenek var. Onun için sessiz kalıyoruz 'Karı-koca arasına girilmez' veya bazı insanlarda duyuyoruz araya girenlerde tepki görüyor. kavganın arasına girdikleri için 'Biz Karı -kocayız kendi aramızda hal ederiz' deniliyor. O zaman da insanlar araya girmekten yada şikayetçi olmaktan geri çekiliyor. Kadın gidip bir yere başvurduktan sonra başına geleceklerinden korkuyor daha kötüsü olur düşüncesiyle veya aileden çekinir ve içine çeker. Kadının öz savunma birlikleri olsa yönlendirmem çünkü çare olmuyor neden kadın evinden gittikten kısa bir süre sonra eşine ve çocuklarına geri dönmek zorunda kalıyorlar. Birine muhtaç olmadan yaşaması sağlanmadığı için kalıcı bir çözüm öğretilmiyor ve çaresiz kalıp evine geri dönüyorlar. Kadınları koruyacak, kalıcı bir çözüm sağlanırsa kendimde başvururum ve kadınları da yönlendiririm" dedi.

'Polise başvurmayı en sona bırakırım'

Devlet kurumlarının şiddet gören kadınlar için güvenli bir yer olmadığını dile getiren Fikriye Dirin'de, "Polise başvurmayı en sona bırakırım. Çünkü yaşadığımız devletin yargısı da polisi de erkeği savunuyor. Eğer devlet erkeği savunmasaydı bu kadar kadın katliamı yaşanmazdı. Kadınların artık kendi sorunlarına karşı öğretime geçmeleri gerekiyor. Savunma birliği oluşmasını gerekli görüyorum. Başvurum, kadını en iyi anlayan tabi ki kadın olur keşke öyle bir şeyi olsa da, olabilecek her durumda onları ararız. Belki bir daha bu şiddet olayları bu kadar çok yaşanmaz, çünkü erkek hiçbir zaman kadınları o şekil anlayamazlar. Erkekler hiçbir zaman kadınlar anlayamazlar. Ancak kadınlar birbirinin derdinden anlar" şeklinde konuştu.

'Kadınlar birbirine sahip çıkmalı'

Şiddetin yaşamın her alanında çok yoğun bir şekilde devam ettiğini belirten Hamdiye Duran, "Sokakta, çevrede günümüzde yaşanan birçok olay şiddettir. Etrafımda bir kadın şiddet görürse göz yummam. Giderim o kadını elimden geldiğince kurtarmaya çalışırım. Erkeğin Bunu anlaması o yapıya sahip olması gerekiyor. Olmasa başvurulacak en uygun yer neredeyse gider şikayetçi olurum. Kadın öz savunmasını gerekli görüyorum. Olursa çok rahatlıkla gider başvuruda bulunuruz. Biz polise başvurduğumuzda tereddütte kalıyoruz. Ancak eğitimli bir öz savunma geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü burada şiddeti gören biz kadınlarız. Eğer bir kadın çevresinde şiddet gören bir kadını savunmuyorsa o zaman neye yaşıyoruz ki. Kadınlar olarak birbirimize sahip çıkmalıyız" dedi.

'Kadınlar şiddete karşı örgütlenmeli'

Ayfer Yalçın ise, kadınları gördüğü şiddeti ekonomiye bağlayarak sözlerine şöyle devam etti: "Erkekler kadınları kendinden güçsüz ve ekonomik özgürlüğü olmadığı için kadınlara şiddet uygulayabiliyorlar. Çünkü kadının onu terk etmeyeceklerini bildiği için şiddet uyguluyor. Kadında şiddeti kabullenmek zorunda kalıyor. Ben kendi çevremde şiddet gören kadınlara kendi imkanım çerçevesinde yapmam gerekenleri yaparım, tepkimi gösteririm ve gerekirse şikayet ederim ama bunarın hiçbiri çere değil. Kadınların şiddete karşı örgütlenmeleri gerekiyor. Ben bir erkeğin şiddetini kabul edemem. Ben kendi ekonomimi kendim kazandığım için sıkıntı çekmem. Kadın öz savunma birliklerinin kurulması eğitim verilmesi şartıyla gerili görüyoruz. Kadınların artık şiddetin farkında olmaları gerekiyor ve şiddete karşı kendilerinden başlamaları gerekiyor. Belediyeler kadınlara berilli bir ücret vererek onlara eğitim verebilirler. Ancak bölgedeki kadınlar bu şekilde bilinçlendirilebilinir. Yoksa ailesi veya eşi gitmesine engel olabilir. Eğitim olmadan, kadınlar bilinçlenmeden şiddet hep devam edecek."

'Artık bir yerden başlamak gerekiyor'

Günlük yaşam içerisinde kadına yönelik şiddetin tüm kadınları ilgilendirdiğini ifade eden Aysel Kaya'da, "Şiddet hangi boyutta olursa olsun bunun önüne geçilebilmek için her yola başvurulabilinir. Şu da bir gerçektir ki kadınlar cariye döneminden bu yana böyle konular ve üzücü durumlarla karşı karşıya kaldılar. Günümüz koşularında hem erkeklere hem kadınlara toplumsal cinsiyet eğitimleri verilmelidir. Bu eğitinler olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Öz savunma ancak eğitimlerle mümkün olabilinir ve olumlu sonuçlarda doğurabilir. Artık bir yerden başlamak gerekiyor. her geçen gün kadın katliamları ve şiddet vakaları artıyor" dedi.

(ze/fk)