Metin Göktepe ödülleri gazeteci Deniz Fırat’a adandı

20:42

Evrensel Gazetesi tarafından düzenlenen ve bu sene 18’incisi gerçekleştirilen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) binasında bulunan Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleşen ödül töreninde, bir çok gazetecinin yanı sıra HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur ve Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe de katılım gösterdi. Ödül töreni öncesinde ‘Medya Sermaye Etkileri’ ve ‘İnsan hakkı ihlalleri ve cezasızlık’ üzerine panel gerçekleştirildi.

‘Umudumuz iyi gazetecilerde…’

Panelde ilk olarak ‘Medya ve Sermaye Etkileri’ üzerine konuşan Doç. Dr. Ceren Sözeri, Metin Göktepe’nin üniversitelerde dersini verdikleri hak haberciliğine iyi bir örnek olduğunu belirterek, “Metin, Eyüp’te bir insan hakları ihlali haberine gittiği sırada polisler tarafından kaçırılarak işkenceyle katledildi. Kendisi gibi iyi gazeteciler, olayın peşine düştü ve olayı aydınlattılar” dedi. Gazetecilerin çalışma alanlarının daraltıldığını söyleyen Ceren, AKP dönemi ile birlikte var olan medya kuruluşlarının hepsinin iktidara hizmet ettiğini kaydetti. Tarafsız basıncılığın birkaç gazete tarafından yapıldığına dikkat çeken Ceren, “Basının durumu gittikçe kötüye gidiyor. İyi gazetecilerin çalışma alanları iyice daraldı. Cesaretli adımlar atacak medyaya ihtiyacımız var. Umudumuz iyi gazetecilerde ve onların kendi aralarında kuracağı bağda” diye konuştu.

‘Tarafsız yargı ve savcılık olmalı’

Ardından söz alan Yrd. Doç. Dr. Gülşah Kurt ise, ‘İnsan hakları ihlalleri ve cezasızlık’ üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye’nin uzun yıllardır insan hakları sorunu yaşadığını ifade eden Gülşah, “Türkiye’de farklı coğrafyalarda çeşitli şekillerde ve yoğunluklarla insan hakkı ihlalleri yaşandı. Bu durumda değişmeyen tek şey devlet şiddetinin meşrutiyetinin olduğu ve bunun tekelleştiğidir” dedi. Türkiye’nin dönemsel hak ihlallelerini anlatan Gülşah, “70’lerde çatışma ortamı, yargısız ve keyfi infazlar, 80’lerde darbe sonrasında zorla kaybetmeler, cezaevlerinde gerçekleşen işkenceler, 90’larda Doğu ve Güneydoğu’da Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerde zorla kaybetmeler, infazların gösterdiği yoğunluklar, faili meçhuller, 2000’lerde ise devletin yasama ile altını doldurmaya çalıştığı kolluk şiddetinin arttığını görüyoruz” şeklinde konuştu. Cezasızlık olgusunun da bu temeller üzerinde döndüğünü söyleyen Gülşah, “Cezasızlık kavramını yaşatanlar devlet güçleri tarafından yaşanan hak ihlalleri içerisindedir. Jandarma, polis, asker, korucu, güvenlik güçleri gruplarının işlediği suçlar ve bunların hiçbir karşılığının olmaması bu ülkede cezasızlığı yaratıyor” diye kaydetti. Gülşah, faillerin hesap verebilmelerinin mümkün olmadığını belirterek, “Failler bağlı oldukları kurumlar tarafından korunuyor. Kolluk güçlerinin bağlı oldukları merciler sorgulama için izin vermiyorlar. Bunun önündeki bağlayıcılık kalkmalı, tarafsız yargı ve savcılıklar olmalıdır” şeklinde konuştu.

Ödüller cesaret sahiplerinde

Panelin ardından ödül törenine geçildi. İlk olarak ‘Yerel Gazetecilik Ödülü’ kategorisinde Nabız Gazetesinde yer alan ‘HES’tirin Gidin’ başlığıyla kazanan Gençağa Karafazlı’ya ödül verildi. Gençağa, rahatsızlığı sebebiyle ödül törenine gelemediği için ödülü Cumhuriyet Gazetesi’nden Ahmet Şık, IMC Tv Yurt Haberler Editörü’ne verdi. Jüri Özel Ödülü’nü 1915 yılında gerçekleşen Ermeni Soykırımı'nın 100'üncü yılında, insan haklarına bağlı yayıncılıktan ödün vermeyen çizgisi, Ermeni halkının ve basının sesi olmak konusundaki kararlı tutumu nedeniyle Agos gazetesi adına Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan alırken ödülü gazeteci Amberin Zaman verdi. Ardından ise Nuh Köklü ve Kadri Bağdu özel ödülleri sahiplerine verildi. TGS’nin basın alanında örgütlenme çabalarından ötürü Nuh Köklü Özel ödülünü alırken, Kadri Bağdu Özel ödülü ise Charlie Ebdo katliamındaki çıkardığı özel sayı ile Cumhuriyet Gazetesi adına Yazı İşleri Müdürü Ayşe Yıldırım’a verildi. Görüntülü Haber Ödülü ise 'Canlı Yayında IŞİD'in Sınır İhlali' adlı haberi ile IMC TV’den Saadet Yıldız ve Refik Tekin alırken ödülü Doç. Dr. Ceren Sözeri verdi. Saadet, aldıkları ödülü Mahmur’daki çatışmaları izlediği sırada DAİŞ saldırılarında yaşamını yitiren gazeteci Deniz Fırat’a adadı.

‘Metin, Gurbetelli, Musa yaşamış olsa bu habere giderdi’

‘Yazılı Haber Ödülü’nü ise ‘Ezidî kadınların çığlığı’ haberi ile ajansımız editörlerinden Zehra Doğan alırken, ödülü Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe verdi. Fadime, ödül alan herkesin çocuğu Metin Göktepe gibi olduğunu söyledi. Ardından söz alan Zehra Doğan ise Metin Göktepe ile nasıl tanıştığını anlattı. Zehra, “90’lı yıllardan bir gündü. Devlet tarafından oldukça normal fakat bizim için vahşice katliamların yaşandığı bir gündü. Dedim ya her geçen gün birileri hunharca katlediliyordu, birçok akrabam da bu şekilde katledilmişti. Sokağa çıkmanın yürek istediği günlerden bir gün Metin Göktepe adlı karagözlü bir gazeteci katledilmişti. Sokağa çıktığımız için defalarca bize kızan annem, Metin’in öldürüldüğü haberi üzerine bana ‘Bak bu ülkede gazetecileri bile katlediyorlar, sakın dışarı çıkma’ demişti. Annemin o ‘bile’ sözü benim üzerimde inanılmaz bir etki yarattı ve onu benim gözlerimde kahraman yaptı” dedi. Katliamların tekrar yaşandığını dile getiren Zehra, “7 binden fazla kadın DAİŞ tarafından ele geçirilip tecavüze uğradı. Binlerce kadın ve çocuk tecavüze uğruyor ve bunların çoğu canlı bomba eylemine hazırlandırılıyordu. Bu haberi muhakkak yapmalıydım. Çünkü Metin Göktepe, Musa Anter ve Gurbbetelli Ersöz yaşamış olsa ‘Bu habere muhakkak gitmeliyim’ diyecek, canı pahasına bu haberi takip edecekti. Bu yüzden habere gittim” şeklinde konuştu.

‘Gazetelerin görmediği haberimi Metin gördü’

Türkiye’nin gündeminin her zaman yaşanan olaylardan farklı gittiğini ifade eden Zehra, “Haberimi birçok gazete kullanmadı. Fakat annem hep şöyle der, ‘Kahramanlar hiçbir zaman ölmez ve onlar bizim sesimizi duyar.’ Metin de benim sesimi duymuştu, Türkiye’de gündem olmayan fakat bir o kadar önemli olan haberi duyduğunu bana ödül vererek hissettirmeye çalıştı” diye belirtti. Ödülünü DAİŞ saldırılarını görüntülerken Maxmur’da katledilen gazeteci Deniz Fırat adına aldığını belirten Zehra, “Ödülü Kobanê ve Şengal’de direnen YPJ’li kadınlara adıyorum. Sizleri YPJ’li kadınların direniş zılgıtlarıyla selamlıyorum” diye kaydetti.
Ödül töreninin ardından Metin Göktepe’nin 47’inci yaş günü olması vesilesiyle ‘Doğum günün kutlu olsun Metin Göktepe’ yazılı pasta kesildi.
(dk-pk/gk)