'77 yıl da geçse sizi ayıplarınızla yüzleştireceğiz'

14:18

JINHA

İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 525. haftada Gaalatasaray Meydanı'nda adalet arayışını sürdürdü. Eylemde Dersim'deki toplu mezar kazılarına dikkat çekilerek, "77 yıl sonra bile kayıplarından vazgeçmedi. Bu ülkeyi kimsesizler mezarlığına çevirdiniz ama kurtulamadınız, kurtulamayacaksınız. 77 yıl da geçse, biz burada olmasak da, siz kendi ayıplarınızla yüzleşmeseniz de biz sizi ayıplarınızla yüzleştireceğiz" denildi.


Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri adalet arayışlarının 525'inci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli, kayıplar nerede?" yazılı pankart açan Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Eylemde 18 Nisan 1981'de gözaltında kaybedilen Zeki Altunbaş'ın akıbeti soruldu. Eylemde ilk olarak 17 Ocak 1996'da kaybedilen Abdullah Canan'ın oğlu Tayyip Canan söz aldı. Tayyip, "Zamanaşımı, bu insanlara en büyük darbe, bizlere en büyük hakarettir. Onurlu bir barış dosyaları zamanaşımına tozlu raflarda bırakarak zamanaşımına uğratmakla değil, Cumartesi Meydanı'nda oturan insanlardan özür dilemekle olur" diye konuştu.

Ardından 23 Şubat 1995'te kaybedilen Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız konuştu. 20 yıldır Cumartesi Meydanı'nda gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sorduklarını dile getiren Hanife, geçtiğimiz hafta içinde Dersim'de yapılan toplu mezar kazısını hatırlatarak, "Aradan 77 yıl geçti. Dersim'de samanlıkta yakılan insanların torunları, 77 yıl sonra bile kayıplarından vazgeçmedi. Bu ülkeyi kimsesizler mezarlığına çevirdiniz ama kurtulamadınız, kurtulamayacaksınız. 77 yıl da geçse, biz burada olmasak da, siz kendi ayıplarınızla yüzleşmeseniz de biz sizi ayıplarınızla yüzleştireceğiz" dedi.

21 Mart 1995 yılında kaybedilen Hasan Ocak'ın ağabeyi Ali Ocak da yaklaşan seçimlere dikkat çekerek, "Seçim beyanları, vaatler açıklanıyor. Başta iktidar olmak üzere statükocu hiçbir partinin kayıplarımızın bulunmasına yönelik çözüm önerisini görmedik. Statükocular kirli savaş yürütücülerini korumaya çalışıyor" şeklinde konuştu.

'Onlar kayıp değil bizim yok edilen değerlerimizdir'

Eylemde Altunbaş ailesi adına konuşan Bahtiyar Tiryaki ise, Zeki Altunbaş'ın insanların ölmemesi, ezilmemesi için mücadele ederken gözaltına alınarak kaybedildiğini söyledi. Bahtiyar, "Biz biliyoruz ki; gözaltında kayıplar kayıp değil, bizim yok edilen değerlerimizdir" ifadelerini kullandı.

Zeki Altunbaş'ın ağabeyi Cafer Altınbaş'ın mektubunun da okunduğu eylemde haftanın açıklamasını İpek Karahan okudu. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü öğrencisi olan Zeki Altunbaş'ın 1975 yılında okuldan ayrılarak Yalova'ya yerleştiğini ve burada kurulan Sosyalist Gençlik Birliği Derneği kurucuları arasında yer aldığını söyleyen İpek, 12 Eylül Darbesi'nde gözaltına alınan Zeki'nin ardından askerliğini yapmak üzere Çanakkale'ye gönderildiğini ifade etti.

'İki asker ve iki polisin arasında kayboldu'

Yalova'da düzenlenen bir operasyonda gözaltına alınan bazı kişilerin ismini verdiği iddiasıyla Zeki'nin 18 Nisan 1981 tarihinde askerlik yaptığı Çanakkale Er Eğitim Alayı'nda gözaltına alınarak Yalova'ya getirildiğini ve burada işkence edilerek sorgulandığını belirten İpek, "25 Nisan 1981'de eski bir davası olduğu gerekçesiyle Selimiye Kışlası'ndaki mahkemeye götürüldü. Mahkeme dönüşü Yalova- Kartal arabalı vapurunda elleri kelepçeli bir şekilde kendisine eşlik eden iki asker ve iki polisin arasında kaybolduğu iddia edildi" dedi.

Zeki ile ilgili hazırlanan kayıp tutanağına, arabalı vapurdaki tuvalete girdiği ve bir daha çıkmadığının yazıldığını ifade eden İpek, "1.88 boyunda, 80 kilo ağırlığı olan Zeki Altunbaş'ın arabalı vapurdaki küçücük tuvalet penceresinden, üstelik elleri kelepçeli bir halde denize atlaması imkansız olmasına rağmen devlet 34 yıldır bu yalanda ısrar etti" diye konuştu.
Zeki'nin ailesinin yaptığı tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını dile getiren İpek, öldüğü tespit edilmemesine rağmen nüfus kaydına "ölü" olarak geçirilen Zeki'nin akıbetinin açıklanmasını ve faillerin ortaya çıkarılmasını istedi.


(gc)