Ermeni kadınların yüzyıllık çığlığı (5) - DOSYA
09:02
Eylem Daş/JINHA
İSTANBUL - Ermeni halkının 100 yıl önce yaşadığı soykırım gerçeğinin Osmanlı belgelerinde saklı olduğuna dikkat çeken Nor Radyo çalışanı Diren Cevahir Şen, "Evinin penceresinden dışarı bakmaya çekinen bir halk var. Ermeniler yıllardır susuyorlar. Ermenileri sadece milletvekili adayı göstererek bu sorunu kabul etmiş olmazsınız, kendi tarihinizle yüzleşeceksiniz" ifadelerinde bulundu.
Ermeni Soykırımı 100. yılına girerken Avrupa Parlamentosu'nun soykırım tasarısını kabul etmesine başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere hükümet yetkilileri, tasarının kabul edilmesine tepki gösterdi. Türkiye'de ve Türkiye dışında yaşayan Ermenilerin soykırımın kabul edilmesi taleplerine bugüne kadar kulaklarını tıkayan devlet yetkilileri, her platformda "Tarihimiz tertemizdir" sözleriyle katliamı yok saydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tasarının kabul edilmesine karşılık "Ermenistan'dan kaçarak ülkemde misafir ettiğimiz Ermeniler var. Ya siz, bunları görmüyor musunuz vicdansızlar" şeklinde açıklama yapmıştı. Dünyada soykırımın kabul edilmesi AKP hükümetini "anma etkinliği" düzenleme noktasına getirdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu bir açıklama yaparak, "Bu yıl 24 Nisan günü Ermeni Patrikhanesi'nce düzenlenecek dini bir törenle, Osmanlı Ermenileri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de anılacaktır" dedi.
'Biz savaşçı değildik'
Türkiye'de yaşayan Ermenilerin talepleri de oldukça net. Ermeni soykırımının muhakkak telafi edilmesi gereken bir vaka olduğunun altını çizen seramik sanatçısı Kayuş Çalıkman, "Ben, Türkiye'nin herhangi bir yerinde bir Türk yurttaş ile eşit haklara dayanarak yaşayabilmeyi talep ediyorum. Bireysel ölçülerde benim olanı talep ediyorum" diye konuştu. Yaşadığı bir olayı anlatan Kayuş, "Bir gün bir arkadaşımla taksiye bindik. Taksiciyle olan sohbetimizde bizi Kıbrıslı sanan taksici Tokat'ta Atatürk zamanında dedesine verilen bir evi anlattı ve o ev Tokat'tan kaçan Ermenilerin eviymiş. Daha sonra niye kaçmışlar diye sorduğumuzda, 'Biz onları katlettik, yine gelsinler yine katlederiz' dedi. Bu duygu çok kötü, böyle bir şeyden utanç hissetmemek rahatsızlık hissetmemek çok kötü. Canları geri alamayız, ancak kanı kanla da temizleyemeyiz. Niyetimiz yok, insanlığımıza sığmaz. Zaten öyle bir yaratılışta olsaydık katledilmezdik. Biz savaşçı değildik, keşke Ermeniler sanatçı bir millet olmasalardı, savaşçı bir millet olsalardı" dedi.
'Ermeniler soykırımın acısını hala yaşıyor'
Barış aktivisti Flor Uluk Benli ise İttihat ve Terakki'nin iktidarda olduğu 1915 yılında fiilen başlayan Ermeni Soykırımı'nın azmettiricileri ve tetikçilerinin bugün hayatta olmadığı için hukuken cezalandırılmalarının pek mümkün görünmediğine işaret etti. Flor, "Fakat 100 yıllık soykırım acısını bugün manevi olarak hâlâ yaşamakta olan Ermeniler, 'tehcir' adı altında anayurtlarından sürgün edilen ve Osmanlı vatandaşlığından çıkartılan dedelerinin atalarının vatansızlaştırılma ve mülksüzleştirme sürecinden hâlâ muzdariptir" sözlerine yer verdi. 1915'te soykırıma maruz kalan Ermeni halkının sadece bir buçuk milyon insan kaybetmediğini dile getiren Flor, aynı zamanda bir şekilde hayatta kalanlarında vatandaşlıktan çıkarılarak itibarsızlaştırıldığını, sanki bir "suç" işlemiş gibi sürgün edildiğini, yurttaşlık haklarının gasp edildiği gibi, tüm mal ve mülklerine de el konulduğunu söyledi.
'Gasp edilen haklar iade edilmeli'
Artık yeni bir vizyonla geleceğe bakılması gerektiğinin altını çizen Flor, "Yaşadığımız coğrafyada halkların yeniden barış içinde bir arada yaşamasının mümkün olabilmesi için 100 yıldır devam eden bu haksızlığa son verilmelidir. Ermenilerin gasp edilen hakları iade edilmeli ve bunun için mücadele yürütülmelidir" diye belirtti. Flor, bugün hâlâ ders kitaplarında "kahraman" olarak lanse edilen 1915'in faillerinin ifşa edilip "suçlu" olarak tanınması gerektiğini dile getirdi. Ermenilerin haklarının iadesi için tüm arşivlere sınırsız erişimin sağlanması gerektiğini belirten Flor, "Hükümet sorunun çözümü için Ermenistan ve Ermeni Diasporası temsilcilerini aracısız olarak bire bir muhatap kabul etmeli. Türkiye tarafından 1993 yılında tek taraflı olarak kapatılan ve hâlâ kapalı tutulan Ermenistan sınır kapısı önkoşulsuz olarak derhal açılıp Ermenistan'a uygulanan ambargoya son verilmeli" diye konuştu.
Soykırım gerçeği Osmanlı belgelerinde saklı
Nor Radyo çalışanı Diren Cevahir Şen, 1915'in gerçek olup olmadığını, o koşullarda ne yaşandığını anlamak için Ermenileri dinlemek, taleplerine bakmak gerektiğini söyleyerek, "Devletin en alt kademesinden en üst kademesine kadar 100. yıl telaşı var şu anda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Nisan'da Ermenistan Cumhurbaşkanını Çanakkale'ye çağırması, bu korkunun bir yansımasıdır. Soykırımın kanıtlanması açısından yıllarca hep 'bizim belgelerimiz hazır, Ermeniler de çıkarsın belgelerini' dendi. Zaten Ermenilerin belgeleri Osmanlı belgeleridir, Osmanlı belgeleri açıldığında soykırımın gerçek boyutları ve soykırımın kendisi deşifre olacaktır" dedi. Diren, aslında devletin de insanların da bu gerçeği bildiğinin altını çizerek, bu coğrafyada Ermenilerin önceden her yerde yaşadığını ama şu an da sadece İstanbul ve Hatay'da sıkıştığını kaydetti.
'Kendi tarihinizle yüzleşin'
Ermenilerin bir yüzleşme talebinin olduğunu ifade eden Diren, "Sadece kayıpların, ölümlerin maddi bir değeri olamaz. Bu işin sonucunun tazminat boyutuysa onları korkutan ve kilitleyen, bir yüzleşme aslında her şeyi çözecektir" diyerek yüzleşmenin bu halkın uğradığı travmayı da bitireceğini belirtti. Yaşananların kolay olmadığını vurgulayan Diren, "Ortada evinin penceresinden dışarı bakmaya çekinen bir halk var. Ermeniler, yıllardır susuyorlar. Ermenileri sadece milletvekili adayı göstererek, bu sorunu kabul etmiş olmazsınız, kendi tarihinizle yüzleşeceksiniz. CHP, birinci sıradan Ermeni bir kadını aday gösteriyor ama kendi partisinden gelen saldırılara engel olmuyor" şeklinde konuştu.
'Ermeniler kamusal alanda var olmak istiyor'
Ermenilerin yaşadığı zulmü açık etmenin önemli olduğunu dile getiren Diren, "Bir özür, bir anlayış, bir dokunma yeterli olacaktır. Ev, bark, tapu meselesi aslında Ermenilerin mesele ettiği bir şey değil, Ermenileri katledenlerin mesele ettiği bir şeydir. Bu gün en büyük Ermeni düşmanlığı yapanlar kimlerdir? Ermenilerin daha önce yaşadığı yerlerdeki şehirlerdeki en zenginler kimlerse bu gün, Ermenilere karşı veya azınlıklara karşı nefret söylemini tekrarlayanlar o insanlardır" dedi. Diren son olarak Ermenilerin, kamusal alanda diğer çoğunluk halklar gibi var olabilmek, kabul edilmek istediklerine dikkat çekti.
BİTTİ.
(gc/mg)

