'Devlet dersinde ölen çocuklar ülkesinde' bayram varmış!
09:51
Sarya Gözüoğlu-Beritan Canözer JINHA
AMED - Verilere göre yüzde 80'i Kürdistan'da olmak üzere yılda 10 çocuğun devlet eliyle katledildiği Türkiye ironik bir şekilde çocuklara bayram armağan edilen dünyanın tek ülkesi. Polis kurşunu ile katledilen çocukların aileleri, "Kürt çocukları 23 Nisan nedir, nasıl kutlanır bilmiyor. Çünkü devlet onlara o günü yaşama şansı vermiyor" derken Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi Avukat Gazal Bayram Koluman, "Bayramı atfederken çocuk hak ihlaline sebebiyet veren ve bizzat devletin eliyle hak ihlallerinin yoğun bir şekilde yaşandığı bir başka ülke daha yok. Üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen bir ülkede çocukların bayram kutlaması büyük bir tezattır" dedi.
Çocuk hakları savunucularının Turgut Uyar'ın şiirine atfen "Devlet dersinde ölen çocuklar ülkesi" olarak adlandırdığı Türkiye tezat bir şekilde 23 Nisan ile çocuk bayramını kutlayan tek ülke. Yüzde 80'dan fazlası Kürdistan'da olmak üzere her yıl neredeyse 10 çocuk devletin güvenlik güçleri tarafından katlediliyor. Bazıları sokakta oyun oynarken, bazıları babasıyla eve giderken, bazıları annelerinin kucağındayken nereden geldiği 'belli olan' kurşunlar ve gaz kapsülleri sonucu yaşamını yitiriyor. İHD'nin verilerine göre Türkiye'de son 20 yılda en az 600 Kürt çocuk polis ya da askerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirirken, yüzlerce çocuk da açılan ateş sonucu ya ağır yaralandı ya da tutuklanarak cezaevlerinde birçok işkenceye maruz bırakıldı.
'Biz çocuklarımızı devlet öldürsün diye doğurmadık'
Çocukları katledilen aileler, "23 Nisan nedir?" diye soruyor. Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 2004 yılında 13 kurşunla katledilen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın annesi Makbule Kaymaz öldürülen tüm çocuklar için adalet istiyor. Babası ile birlikte Uğur'u katleden polis ve askerlerin cezasız kaldığını belirten Makbule, "Benim çocuğumun hiçbir suçu yoktu. Bir çocuk ölümü hak edecek nasıl bir suç işleyebilir ki? Oğlum 12 yaşındaydı ve 13 tane kurşun çıkardılar bedeninden. Hiçbir çocuk ölmesin, onlar ölmeyi değil yaşamayı hak ediyorlar. Sırf taş attı, küfür etti, slogan attı diye küçücük çocukları öldürüyorlar. Hangi hak hukuk verir bunun hesabını? Vicdanları nasıl rahat ediyor? Biz çocuklarımızı panzerlerin altında kalsınlar, işkence görsünler, 13 kurşun yesinler diye büyütmüyoruz. Sadece Kürt ve Türk halkına değil, ben tüm dünyaya sesleniyorum: artık çocuklar ölmesin. Bir çocuk öldüğü zaman kıyametleri koparsınlar nasıl bir çocuk öldürüldü diye" dedi.
'Kürt çocukları 23 Nisan nedir bilmiyor'
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 14 Ocak tarihinde arkadaşlarıyla sokakta oyun oynadığı sırada polisin hedef gözeterek vurmasıyla katledilen 14 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın babası Mehmet Emin Kazanhan'da oğlunun katillerinin hala cezalandırılmadığını söyledi. Mehmet Emin, "Kürt çocukları 23 Nisan nedir, nasıl kutlanır bilmiyor. Çünkü devlet onlara o günü yaşama şansı vermiyor. Bu devletin Kürt çocuklarına hatta Kürt hayvanlarına bile tahammülü yok. Türk devleti kurulduğu günden beri bu sistem böyle devam ediyor. Çocuklarımız öldürülüyor ve üstü kapatılıyor. Ne öldüren sorgulanıyor, yargı karşısına çıkartılıyor ne de geride kalan ailelere huzur veriliyor" diye anlattı.
Çocuk cezaevine girebilir mi?
Çocuklar için bir başka tehlike ise bu ülkede cezaevi. Sivil toplum örgütleri verilerine göre 120 bin çocuk hükümlü, tutuklu, yada yargılama sürecinde bu şiddet sarmalı içinde tutuluyor. Yargılama süreci ve cezaevlerinde şiddet sarmalının içerisine hapsedilen çocukların yaşadıkları psikolojik ve fiziksel sorunlar zaman zaman kamuoyunda duyurulsa da sorunlara bir çözüm bulunmuyor. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Gazal Bayram Koluman Birleşmiş Miletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'deki çocuk koruma kanunu gereği çocuklara tanınan hakların yok sayıldığını söyledi. Çocuk cezaevlerinin kapatılması için çalışma yürüttüklerini söyleyen Gazal, 2011'de Pozantı ile başlayan ardında Sincan ve Şakran'da yaşanan çocuklara yönelik cezaevindeki cinsel saldırıları hatırlattı.
Sesleri duyulmuyor
Gazal, tutuklanan çocuklar için hem cezaevi koşularının kötü olması çocuğun hak ihlallerine uğraması ve devletin çocuğu koruması gerekirken çocukları cezalandırması gibi sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Hapishanelerde hüküm süren "ceza içinde ceza anlayışı"nın çocukların hayatlarında geri dönüşü olmayan olumsuz izler bıraktığını vurgulayan Gazal, "Çocuklar hapishanelerde yetişkinlerle hemen hemen benzer uygulamalara maruz kalıyorlar. Aydınlatma dışındaki tüm elektrikli cihazların masrafını ödemek zorundalar. Çocukların ailelerinin pek çoğu zaten ekonomik bir yoksunluk çekiyor. Yol parası olmadığı için çocuğunu ziyaret edemeyen aileler var. Hiç ailesi ve ziyaretçisi olmayan çocuklar var onlar ne yapacak? Çocuk her şeyi hapishanenin kantininden satın almak zorunda. Bir çocuğun telefon hakkını kullanmak için, mektup yollaması için parasının olması gerekiyor. Baskının ve şiddetin hüküm sürdüğü bir alanda çocuk dışarıya nasıl sesini duyuracak?" diye sordu.
'Bu bir tezattır'
Türkiye'de 23 Nisan günü çocuk bayramı olarak kutlanırken bunun yanı sıra çocukların yaşlarından büyük cezalarla cezaevlerine konulmalarının samimiyetsizlik olduğuna vurgu yapan Gazal, "Dünyada çocuğa bayram atfeden tük ülke Türkiye. Ancak böyle bir bayramı atfederken çocuk hak ihlaline sebebiyet veren ve bizzat devletin eliyle hak ihlallerinin yoğun bir şekilde yaşandığı bir başka ülke daha yok. Hak ihlallerine karşı koruyucu ve önleyici tedbirler almazken devletin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmezken böyle bir bayramı kutlaması büyük bir tezattır" şeklinde belirtti.
(fk)

