'Anadili yok edilen Türkiye halkların uyanma zamanı'

16:07

JINHA

AMED - Kürtler açısından bir dönüm noktası niteliği taşıyan müzakere süreciyle beraber, anadilde eğitim projelerinin en önemli ayağı olan "Komxebata Politikayen Ziman u Perwerdehi - Dil ve Eğitim Politikaları Çalıştayı" devam ediyor. Eğitim-Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, asimilasyona uğrayan tüm Türkiye halklarının artık yeni bir uyanma döneminde girdiğini söyledi.

Diyarbakır'da DTK tarafından gerçekleşen "Komxebata Politikayen Ziman u Perwerdehi-Dil ve Eğitim Politikaları Çalıştayı" çok sayıda kurum ve dil araştırmacılarının katılımıyla devam ediyor. Sümerpark Resepsiyon Salonunda iki gün sürecek olan çalıştaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan kadınlar, müzakere sürecinin temel maddelerinden birinin anadilde eğitimin olduğuna dikkat çekerek, çalıştayın müzakere sürecinde talep edilen alternatif eğitim modelleri ve bu modellerin yaşamsallaşması konusunda Kürt toplumunun kendi öz eğitim sistemlerini nasıl oluşturacağı konusunda alternatif arayışlar içine girme açısından önemli olduğunu söyledi. Müzakere süreciyle beraber Türkiye halklarının bir uyanışının söz konusu olduğunu söyleyen Eğitim-Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, Kürtlerden Lazlara, Araplardan Çerkezlere kadar tüm halkların anadilde eğitim taleplerinde bulunduğunu ve aynı zamanda alternatif eğitim modelleri üzerine projeler ürettiğini, "Tüm bunlar gözetilerek çalıştayın yapılmasının kaçınılmaz olduğu sonucuna vardık. Artık halkaların kendi öz eğitim sistemlerini konuşma ve bunu pratiğe dökme zamanı geldi" ifadesinde bulundu.

'Anayasa'nın 42'inci maddesi değiştirilmeli'

Güncel politik gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda anadilde eğitimin temel eğitim hakkı olarak tanınması konusunda Anayasanın 42'inci maddesinin değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Sakine, çalıştayla beraber tüm kurumların kendi deneyimlerini birleştirerek ortak çalışma konusunda yeni proje hazırlaması gerektiğinin altını çizdi. Sakine, "Çalıştaydan çıkan sonuçlar müzakere sürecinde anadilde eğitimin nasıl bir yöne evrileceği konusunda önemli bir yer alıyor. Bu anlamda anadilin bir kimlik olduğunu düşünüyorum. Kişinin kimliğe sahip olması adına öncelikle anadilde eğitim sisteminin oturması gerekiyor. Bu eğitim sistemi tamamen alternatif bir şekilde ilerlemeli. Egemenlerin kendi eğitim sistemini Kürtçe almak yerine bunan karşı demokratik, ekolojik bir anlayışla cins bilinci olan bir eğitim müfredatı oluşturmalı" dedi.

'Yeni eğitim projeleri oluşturulacak'

Eğitim-Sen'in parasız ve anadilde eğitim konusunda ciddi çalışmaları olduğunu ifade eden Sakine bu anlamda kurum tarihi boyunca baskı, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya gelen Eğitim-Sen'lilerin anadilde eğitim talebinde bulunduğu için kapatma aşamasına dahi geldiğini söyledi. Sakine, "Var olan sistem içerisinde özellikle çocukların yaşadığı bocalama süreçlerinin yaşanmaması, anadilinden koparak Türkçe olan eğitim sistemi içerisinde çocukların doğal olarak eğitimi geriden takip etmek zorunda kalmış olduğu mağduriyeti ortadan kaldırmak adına gerçekleşen bu çalıştayda Eğitim-Sen'in önemli bir yerinin olduğunu düşünüyorum. Bu noktada kurumsal olarak deneyimlerimiz var. Çaşlıştayla beraber Maper ve Kurdi-Der'in de pratik çalışmalar konusunda yeni projelerde bulunacağını düşünüyorum. Yeni bir alternatifi oluşturmak adına toplandık. Mezopotamya Vakfı, Maper, Kurdi-Der ve Eğitim-Sen önemli ve güçlü tartışmalar yürütecek. İki gün sürecek olan tartışmalar sonucunda önemli kararlar alınacaktır" dedi.

'Tekçi anlayış çocukların evren anahtarını elinden alıyor'

Siirt Belediyesi Eşbaşkan Yardımcısı ve Eski Eğitim-Sen Genel Sekreteri Elif Akgül Ateş ise özelde Mezopotamya topraklarında yaşayan halkalar olmak üzere Türkiye'de yaşayan tüm etnik grupların, Osmanlı'nın yıkılmasıyla beraber ortaya çıkan ulus-devlet anlayışının tüm kültürleri yok etmeye dönük politika anlayışı saldırısına uğrayarak, tek millet projesine kurban edildiğini söyledi. Elif, ulus-devlet anlayışıyla hüküm süren politikalar nedeniyle Türkiye halklarının kültür değerlerinin tahribata uğradığını kaydetti. "Kürtler coğrafi konum ve nüfus yoğunluğundan dolayı kendi dillerini sözlü olarak yaşatabildiler" diyen Elif, anne ve baba tarafından öğretilen varlık ve yokluk gerekçesi olan dillerin birer yaşamsal şifreler olduğunu belirterek, çocukların bu sözlü şifrelerle evreni anlamsallaştırdığını ve sosyalleştiğini söyledi. Çocukların ilkokul süreciyle beraber evreni açan anahtarlarının ellerinden alınarak yaşamlarının altüst edildiğinin altını çizerek, "Tekçi anlayışlı eğitim sistemi içerisinde yeni bir evrenin içine atılan Türkiye halkaları bu evrenin içerisinde yok edilmeye devam ediyor. Oysa Avrupa'ya baktığımızda tüm bu farklılıklara yeni çözümlemeler getirilerek insanın en temel hakkı olan anadilde eğitim sistemli bir şekilde oturmuştur. İşte tam da bu anlamda biz Kürtler olarak kendi dilimizi korumak ve okullarımızı çoğaltmak adına mücadele etmeye devam ediyoruz. Anahtarları ellerinde alınan çocuklara anahtarlarını tekrar teslim edilmesi konusunda çalıştay önemli bir yerde duruyor" dedi.

(zd-mt/fk)