Kobanê'de bir kadın gazetecinin objektifinden savaş
09:04
Bêrîtan Elyakut/JINHA
KOBANÊ - Savaşın tüm ayrıntılarını yakından takip eden ve Kobanê'yi son ana kadar terk etmeyen ANHA Muhabiri Nazdar Abdi, savaşın bir kadın muhabir üzerindeki etkilerini ve savaş muhabirliğinin zorluğunu anlattı. İşe başlar başlamaz kendini savaşın içinde bulduğunu söyleyen Nazdar, kendisini Kobanê'de kalarak haberleriyle mücadele etmeye iten şeyin YPJ'li savaşçıların ağır silahlara karşı küçük kalaşnikoflarıyla devrime olan büyük inançları olduğunu söyledi.
Ezilen halkların sesi olma konusunda önemli bir yerde duran özgür basın alanı Kobanê direnişinde de üzerine düşen görevi yaptı ve direnişi tüm dünyaya duyurarak kamuoyunu harekete geçirme konusundan önemli bir çaba sarf etti. Gerçeği halka duyurmada taviz vermeyen belli başlı kuruluşlar arasında yer alan Ajansa Nuçeyan Hawar'ın (ANHA) Kobanê muhabiri Nazdar Abdi ile Kobanê direnişini ve savaş muhabirliği üzerine konuştuk. Saldırıların ilk gününden bu yana Kobanê'yi terk etmeyen Nazdar, her haberin kendisi için saldırganlara karşı mücadele anlamına geldiğini ve bu yüzden cepheden takip ettiği direnişi anı anına dünyaya duyurmayı bir görev olarak gördüğünü söyledi.
'YPJ'li kadının direnişi inancımı derinleştirdi'
"Verdiğin mücadeleyle devrimin sesini duyurmalısın, duyurmalısın ki devrime olan inancı ve mutluluğu artırasın" diyen Nazdar, DAİŞ'in saldırılarının yoğunlaştığı dönemde kendisini etkileyen bir kareyi paylat: "Saldırıların artmasıyla zorunlu olarak kenti terk etme başladı. O sırada gitmek ve kalmak arasında hızlı bir seçim yapman gerekiyordu. Gideni zaten kimse suçlu bulmuyordu, çok kötü bir gündü. O sırada DAİŞ'in ağır silahlarına karşı kalaşnikofuyla direnen genç bir YPJ'li kadın gözüme çarptı. İşte o an kalmakta olan tercihim daha da sağlamlaştı." DAİŞ saldırılarıyla beraber Kobanêli binlerce yurttaşın kenti terk etmek zorunda kaldığı anları da takip ettiğini söyleyen Nazdar, "Topraklarına ölesiye bağlı halkın tel örgülerin önünde son defa kentlerine dönüp baktıkları çaresiz bakışları hala aklımdan gitmiyor. Birçoğu arkasında evlatlarını bırakmıştı ve gözleri yaşlarla doluydu. O sahneden çok etkilendim ve bu topraklara bin kat daha fazla bağlandım" dedi.
'Serzorê direnişiyle birlikte her şey benim için değişti'
Kobanê savaşında kendisini etkileyen en önemli olaylardan birinin de Serzorê direnişi olduğunu söyleyen Nazdar, "Serzorê bir destandı, 12 YPG ve YPJ'linin yazdığı unutulmaz bir destan. Çevreleri çeteler tarafından sarılı 12 kahramanın, telsiz üzerinden yoldaşlarına, bu halk için yapmaları gereken daha çok hizmetin olduğunu ve bunu yapamadan şehit düşecekleri için özeleştiri vererek ölüme gittiklerinin destanı yazıldı Serzorê'de. Bu destanı bilen hiç kimse kolay kolay bu toprakları terk etmez" diye konuştu. Nazdar Kobanê direnişi sırasında gencecik yaşlardan 60 yaşına kadar kadınların beraber direniş saflarında yer aldığını belirterek, anne ve kızının aynı cephede direndiği unutulmaz sahnelerin yaşandığı Kobanê direnişinin tarihin en renkli direnişi olduğunu söyledi.
'Halkıma yapılanları dünyaya duyurmalıydım'
Basın alanında ilk deneyimin savaş muhabirliğinde yaptığını anlatan Nazdar, çalışmaya başlar başlamaz Kobanê'nin etrafını çetelerin kuşattığını ve kendini bir anda savaşın içinde bulduğunu kaydetti. "Deneyimsiz olmamın yanı sıra elektrik olamadığı için haberi göndermek için gece yarılarına kadar jeneratörün peşine takılmamız da işimizi daha da zorlaştırıyordu" diyen Nazdar, "Bazı zamanlar bir fotoğraf dahi gönderemiyorduk çünkü elektrikler yoktu. Bir haber ve foto göndermek için jeneratörün peşine düşüyorduk. Bazen gece yarısı atıyorduk. Teknik malzeme eksikliği üzerimizde büyük etki yapıyordu" dedi.
'İnancım olmasaydı işi bırakabilirdim'
Nazdar, savaşın zor koşullarını en aza indirebilmek için alternatifler ürettiklerine ve bu alternatif arayışı sayesinde kendilerinde pratik yönün geliştiğini belirtti. Kobanê'nin dışından gelen gazeteciler açısından çok sıkıntı yaşamadığına değinen Nazdar, "Bizim için daha zordu ve sürekli kalabileceğimiz bir yerimiz yoktu. Savaş boyunca 5 ev değiştirerek haber yapmaya çalıştık. O zahmetlerde insana alternatif üretmeye yönlendiriyordu. İşimizi büyük bir hevesle yapmasaydık eğer bir an boşluğa düşer ve işi bırakırdık. Her ab kısıtlı imkanların içerisinde bazen bir haberi atmak için bin bir yol bulmak zorunda kalıyordun ve bu durum çok zordu" diye konuştu.
'Habercilikte merak, işi daha zevkli kılıyor'
"Habercilikte merak ne kadar önemliyse o merak savaş ortamında iki katına çıkmalıdır" diye konuşan Nazdar, habercilikte merakın aynı zamanda muhabirin işinden zevk almasını sağladığını dile getirdi. Dünyaya duyurduğu haberlerden kaynaklı moralinin yüksek olduğuna değinen Nazdar, "Hangi muhabir işini eğer tam anlamıyla yapmak istiyorsa, savaş ortamında bulunması gerekiyor. Savaş muhabirliği bir gazetecinin en iyi eğitildiği alan. Burada edindiğim bilgi ve almış olduğun eğitim 10 üniversiteden daha iyi. Savaş muhabirliği yapan kişide insanın duyguları ve hisleri derinleşiyor" diye belirtti.
(zd/fk)

