Okul kitaplarının hiçbiri Kürtleri anlatmıyor
08:34
Zehra Doğan/JINHA
AMED - Asimilasyon politikaların en çok Türkçe eğitim sistemiyle yürütüldüğünü söyleyen eğitimciler, "Yıllardır sömürülen bölgeye devlet tarafından gönderilen hiçbir kitap ve içinde yer alan fotoğraflar Kürtleri yansıtmıyor. Hiç bilmedikleri dünyaya ait fotoğraflara sadece öylece baka kalan çocuklar altında yazılan kelimeleri okur fakat kelimelerin şifresini çözmekte zorluk yaşar. Toplumun eril yaklaşımın en çok üzerinde hisseden kız çocuğu ise Türkçeyi anlamak için ya anadilini hepten unutmaya çalışır, yâda okulu bırakır" diye belirtti.
Müzakere süreciyle beraber anadilde eğitim yeniden Kürt dil bilimciler tarafından tartışmaya açılırken, eğitimciler de yıllardır süre gelen tek dil anlayışlı eğitime maruz kalan Kürt çocukların üzerindeki olumsuz kişilik yapılanmasının sona ermesi için sürece dair tekrar talepte bulunmaya başladı. JINHA olarak eğitimcilerle Türkçe'nin Kürt çocuklarındaki etkisi ve özelde kız çocuklarının eğitim müfredatında maruz kaldığı cinsiyetçi ve asimilasyoncu eğitim politikalarını konuştuk.
'Eğitimde asimilasyon kız çocuklarından başlar'
Anadilde eğitimle ilgili tekçi ve asimilasyoncu politikaların daha çok kız çocukları üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Eğitim-Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın kız çocuklarına ilişkin, "Bir erkeği eğittiğinizde sadece bir kişi eğitmiş olursunuz fakat bir kız çocuğunu eğittiğinizde aileyi eğitmiş olursunuz" şeklinde söylemlerine dikkat çekerek bunun bilinçli bir asimile politikasının bir yansıması olduğunu söyledi. "Baba beni okula gönder", "Haydi kızlar okula" gibi anne ve kızların için eğitim görmesi için bölgede başlatılan kampanyaların kültür asimilasyonu politikası olduğunun altını çizen Sakine, "Hikaye ve masal anlatımlarıyla kültür aktarımında kadınların rolü çok büyük, bu anlamda ilk asimile edilmek istenen kız çocukları olur. Zaten kendinden hiçbir şey yansıtılmayan eğitim sistemi içerisinde çocuk asimile edilirken, bu yaklaşım kız çocuklarına dönük daha baskın şekilde kendini gösterir" diye konuştu.
'Çocuklar okulda vücutlarına yabancılaşıyor'
Sakine, eril toplum içinde kendini var etmeye dönük iki kat çaba gösteren kız çocukların eğitime başlarken ya anadillerini hepten unutup yeni bir dile adapte olmaya çalıştığını ya da okuldan koparak hiçbir şey anlamadığı okula artık gitmek istemediğini söyledi. "Eğitim kitaplarında kadına dair hiçbir bilgi yok" diyen Sakine, toplumun tüm eril kaidelerin ders kitaplarına yansıdığına vurgu yaparak, "Sünnet olan bir çocuğun resmini görebildiğimiz kitaplarda, regl olan bir kız çocuğuna sair herhangi bir bilgi kitaplarda olmaz. Ergenlik çağında gerçekleşen fiziki değişikliğe ilişkin bilgiler mahrem olarak görülür. Kızlar birçok bilgiden mahrum ediliyor ve kendi bedenine dönük yabancılaşma hissediyor. Erkekler ders kitapların teknik işleri fotoğraflarında yer alırken kızlar ise annelerine yardım eden bir model olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Sadece anadilde eğitim değil, aynı zamanda müfredatın değiştirilip kadın özgürlüklü cinsiyetsiz bir eğitim istiyoruz" diyen Sakine, aksi takdirde kız çocukların sadece kendi anadilinde eğitim ama hala evin içinde sömürülen bir pozisyon almaya devam edeceğini söyledi.
'Siirt vakası eğitimin cinsiyetçiliğine örnektir'
Son olarak Siirt'e lise öğrencisi kız çocukların polis tarafından kendi evlerinde alıkonulması ve cinsel istismara uğraması olayının eğitimin cinsiyetçiliğine örnek olduğunu söyleyen Siirt Belediyesi Eşbaşkan Yardımcısı ve Eski Eğitim-Sen Genel Sekreteri Elif Akgül Ateş, "Kız çocuklarının alıkonulması emniyet tarafından normal bir durum olarak karşılandı. Çocukların ifadeleri dahi alınmadı. Bu yaklaşım kız çocuklarını birer anne olarak yetiştiren eğitimin, kız çocuklarına cinsel obje olarak bakışını, çocuk yaşta zorla evlendirilmeleri normal bir olay olarak gördüğünü bir kez daha ispatlamış oldu" dedi.
'Kürtçe konuşlan çocuk eğitimde özgüvensizlik yaşar'
Türkçe bilmeyen bir çocuğun öğretmen ve arkadaşlarıyla iletişim kuramadığını ve bu nedenle içe kapandığını söyleyen Elif, "Anlama yetisini zorlayan çocuk, Türkçe bilen bir çocuğun anında kavrayıp değerlendirdiği bilgiyi, o henüz kelimelerin şifrelerini çözmeye çalışırken geç kalmış olur ve Türkçe bilen çocukları doğal olarak geriden takip etmiş olur. Bu anlamda çocuk doğal olarak bir haksızlık yaşar ve bir boşluk içine düşer, sürekli rakipleriyle yarışmak zorunda kalan başarısız biri olarak kendine bakar. Bu da kendine güvensizlik ve içe dönük bir boşluk oluşumuna sebep olur. Tüm bunları yaşayan çocukta ailesine karşı nefret ve çevresine göre yaşamakta isteksizlik yaşanır" dedi.
(fk)

