Üniversite değil 'taciz' yolu haline geldi, hiçbir tedbir alınmıyor!
09:10
Bêrîtan Elyakut/JINHA
AMED - Dicle Üniversitesi'nde dersten çıkıp yurda giden iki kadın öğrencinin önce taciz edilip sonra kaçırılmaya çalışılmasının ardından, okulda tedirginlik sürüyor. Okul ile yurt arasında kalan Hayati Avşar Caddesi'nde ışıkladırma dahil hiçbir tedbirin olmaması nedeniyle tacizcilerin mekanı haline geldiğini belirten öğrenciler, son iki ayda en az 10 öğrencinin saldırıya uğradığına dikkat çekti.
Dicle Üniversitesi'nde yıldır devam eden fakülte ve yurt arasındaki taciz saldırılarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Fakülteler ve KYK Selahattin Eyyübi Kız Yurdu arasında bulunan ışıklandırması olmayan Hayati Avşar Caddesi'ne yürümek gündüz yada akşam öğrenciler için kabus. Güvenlik kamerası olmayan cadde tacizcilerin mesken edindiği bir yer haline gelirken, öğrencilerin Rektörlük ve KYK yönetimine verdiği 'tehlikedeyiz' dilekçelerine üniversite 'bize ait değil', yurt görevlileri ise 'bizim kapsamımız' dışında diyor. Son iyi ay içinde en az 10 öğrencinin tacize maruz kaldığı yolda son olarak 11 Mayıs gecesi iki öğrenci taciz saldısına uğramış ve çığlıklarıyla kendini savunmuştu.
Kaçırmaya çalıştı
Son saldırının mağdurlarının anlattıkları, kadın öğrenciler için tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Mağdurlardan B.T, tacizin sadece kendilerine değil öncesinde 7 kadına da yapıldığını ancakkorktuklarından kaynaklı sessiz kalındığını söyledi. B.T yaşadıklarını şöyle anlattı: "Dün ki olaya tanık oldum ders çıkışı minibüse bindik ve kavşakta indik. Arkadaşımla konuşarak yurda doğru yürüyorduk ve o anda 72 AK 721 plakalı aracın park halinde olduğunu, içerisinde 3-4 kişinin olduğunu gördük. Yürümeye devam ettiğimiz esnada aracın içerisinde bulunanlardan biri önce sözlü ardından fiziksel tacizde bulundu. Biz tepki gösterdiğimiz anda araçtan inip arkadaşımı araca çekmeye çalıştı. Yalnız başına yapamayınca iki arkadaşı daha indi ve çığlık atmaya başlayınca kaçtılar."
'İfademizi alan memur dalga geçer gibiydi'
Şikayetçi olduğunu ancak sonucun değişmeyeceğini kaydeden B.T, "Kaç ay önce Özgecan meselesi vardı ardından İran'daki olay ve Dicle'de bunların devamı olacak gibi duruyor. Emniyette gittiğimizde ifademizi aldılar ve soruşturmayı başlatacaklarını ifade edip bizi yolladılar. Değişen bir şey olacağını düşünmüyorum. Çünkü emniyette bizden ifade alan memur yüzünde dalga geçen bir ifadeyle konuşuyordu. Sistemin ve erkeğin yaklaşımı, zihniyeti her alanda kendi varlığını ortaya koyuyor. Toplumun bizlere biçtiği bir rol var ve bu nedenle ifadelerimizin eve haber verilmesini istemedik. Aileler yaşanan tacizden kaynaklı bizleri kısıtlayabilir. Olaya tanık olan kadınların birçoğu ailelerin duyma ihtimalinden kaynaklı ifadelerini geri çekti" şeklinde konuştu.
'Polisler sorunu çözmek yerine bizi tehdit ettiler'
Arkadaşlarının çığlıkları üzerine yurt önüne çıkan ve yaşananlara tanıklık eden Neşe Aydemir, 72 AK 721 plakalı beyaz şahin markalı araçtan bulunan 3-4 kişi arasında bulunan bir kişinin araçtan inerek genç kadınları önce sözlü sonra fiziki taciz ettiğini ve zorla araca bindirmeye çalıştığını dile getirdi. Neşe, "Kadın arkadaşlarımız direnince araçta bulunan diğer 2 kişide inip onları kaçırmaya kalktı. Ancak arkadaşlarımızın çığlık atması ve direnmesi karşısında vazgeçip kaçtılar. Bunun üzerine kadın arkadaşlarımız arabanın plakasını aldı. Hemen polise haber verilmesine rağmen geç gelindi ve tomalarıyla bizlerin tepkilerini bastırmak istedi" diye konuştu. Güvenlik güçlerinin sorunu çözmek yerine kendilerini tehdit ettiğine vurgu yapan Neşe, gelen zırhlı ve güvenlik güçlerinin tacize karşı başlatılan eylemi bastırmaya geldiklerini ifade etti.
'Kadın öğrenciler savunmasız hale getirilmek isteniyor'
Sürekli olarak rektörlüğe dilekçe yazdıklarını dile getiren Neşe, taleplerinin ve önerilerinin rektörlük tarafından göz ardı edildiğine dikkat çekti. Herhangi bir önlem alınmaması taktirde eylemlerinin devam edeceğini ve her türlü yola başvuracaklarını dile getiren Neşe, "Müdür bizlere 'Tüm araçlar önce yurttan geçecek ardından fakülteye gelecek' dedi. Ancak bu yapılmadı. Ulaşım noktasında ve ders saatleri noktasında herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Belediye otobüsleri dışından yurt ve fakülte arası düzenli aktarım yapan araçlarla karşılaşmadık" dedi. Yurt ile okul arasındaa 15'e kişilik öz savunma birimleri oluşturacaklarını belirten Neşe, "Biz artık bu sorun çözüme kavuşmayana kadar susmayacağız. Gerekirse yürüyüş gerekirse mücadele edeceğiz. Onurumuzu, cinsiyetimizi ve kimliğimizi ezdirmeyeceğiz. Kadınız diye bize bunları hak görenlere karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz" diye belirtti.
'Güvenlikçiler 'yurdun dışı bizi ilgilendirmez' dedi'
Rektörlüğe verilen dilekçelere rağmen önlem alınmadığına dikkat çeken Mehtap Işık ise "Yollarda herhangi bir güvenlik kamerası yok ve dün gece yaşanan olay sistematik bir şekilde yapıldı. Kadın arkadaşlarımız yurda yaklaştıkları anda araç önlerini kesiyor ve yurdun güvenlikçileri bu durumu uzaktan izlemişler. Öğrenciler durumdan kurtulup onların yanına gelerek 'Neden müdahale etmediniz' diye soruyorlar. Güvenlikçilerin verdiği cevap çok ilginç 'Biz yurt içi güvenliği sağlarız. Yurdun dışı bizi ilgilendirmez' Bu bile aslında Dicle'de kadınlara dönük politikaları gün yüzüne çıkarıyor" diye vurguladı.
'Polis aracı tarafından taciz edildik'
Arkadaşlarının saldırısın ardından yürüyüş yaptıkları sırada 27 DT 761 plakalı araçta bulunan sivil polisler tarafından ikinci kez taciz edildiklerini kaydeden Mehtap, "Dağkapı meydanına yürüyüşe geçildiği sırada polislerin bir bölümü araçlar içerisinde takip etti. Sloganlarımıza karşı polislerde 'tipimiz değilsiniz, oo maşallah' sözleriyle taciz etmeye başladı. Klasik erk zihniyeti devam ediyor. Güvenliği sağlamak adına gelen polisler tacize devam etti. Polisler tacizi meşrulaştırma adına ellerinden geleni yapmakta geri durmuyorlar. Bizler bu tür yaklaşımlara karşı öz savunmamızı hayata geçirerek, mücadele etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
(fk)

