David Harvey Amed Kitap Fuarı'nda okuyucularıyla buluştu
17:46
JINHA
AMED - Amed Kitap Fuarı kapsamında " On yedi çelişki ve kapitalizmin sonu" adlı kitabını tanıtmak amacıyla okuyucuyla buluşan David Harvey, "Kapitalizmde her şey değişim değerine bağlıdır. Eğer değişim değeri varsa kapitalizm bu alanda ilerleme olanağı kendine buluyor. Benim önerim kullanım değerine ulaşmayı organize etmeliyiz" dedi.
1. Amed Kitap Fuarı yoğun okuyucu katılımıyla devam ederken, etkinlikler kapsamında dünyanın önde gelen sosyal kuramcılarından İngiliz yazar David Harvey "On yedi çelişki ve kapitalizmin sonu" adlı kitap tanıtımını bir söyleşi ile yaptı. Sel Yayıncılık tarafından resepsiyon salonunda düzenlenen söyleşiye, yoğun okuyucu kitlesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Fırat Anlı katılım gösterdi. Konuşmasında sermayedarlar karşılık yapı inşasında insanlara daha çok yaşam alanı ayıran kentler inşa edilmesi gerektiğini belirterek başlayan David, "Malesef bu durum artık uluslararası sermaye haline geldi. Kapitalizm insanlara yaşam alanı artık tanımıyor" ifadesinde bulundu.
Bir yandan yoksulluk bir diğer yandan devasa sermaye
Anti kapitalistlerin mevcut sisteme karşı kendini programlaması gerektiğini söyleyen David, toplumsal yapının bir yanında öbeklenen yoksulluğun karşında devasa sermaye birikimi durduğunu ve bu durumun yaşam içinde büyük bir çelişki yarattığını söyledi. David, "Nasıl bir toplum yaratalım ki herkes eşit şekilde yaşama şansı olsun? Bu anlamda sermayedarlar bunu yapamaz. Bu yüzden ben bir antikapitalistim. Kitabımı yazarak tüm okuyucuları antikapitalist yapmak istiyorum çünkü mevcut durumda antikapitalist olmamak elden değil. Sermaye daima büyümeyle alakalı durumda ilerliyor. Öyle bir şekilde büyüyor ki önümüzdeki elli sene içinde büyüme akıl almaz bir büyüklüğe gelecek. Daha bu sabah Mardin'den buraya gelince inanılmaz bir yapi bloguyla karşılaştım. Üstelik bu son beş yıl içinde oldu. Şimdi de bunun 50 yılını düşünelim. İstanbul'un birçok havalimanı ve devasa yapıya sahip olduğunu düşünün. Amerika'nın kuzey bölümünde inanılmaz bir şekilde beton döküldü. Bunu 50 yılını düşünün. Heralde tüm dünya betona kaplanmış olacak. Öyle bir ekonomi tahayyül edelim ki büyümekte çok da bağlantılı olmasın. Bunu oluşturmamız gerek. Sosyal ve ekonomik bir alternatif üretmemiz gerek. Bu çağrı duygusal değil, gayet mantıksal bir çağrı" diye belirtti.
'Bana deli diyorlar oysa akılsızlar içinde olduğumu dusunuyorum'
Kitabını mantıklı insanların betonlaşmanin zararlı olduğunu ve alternatif üretmesi gerektiğine donuk düşünmesi icin yazdığını ifade eden David, "Genelde insanlar benim deli olduğumu düşünüyor. Emin olun ki ben hiçbir zaman akıl sağlığımın bu kadar yerinde olduğunu düşünmedim ve bu kadar akıl sağlığı yerinde olmayan insanlar içinde yer almadım. Tüm insanların kitabımı okuyup mantıklı insanlar partisine katılmasını diliyorum" dedi. Sermayeye karşı verilen bir çok mücadelenin savunma amaçlı olduğunu söyleyen David," kitaplarımda genelde 'nasıl kapitalizm, nasıl sermaye' sorusu üzerine cevap aradım. Bu süreçte mekanların sermayederlar tarafından bir şov haline geldiğini ve metalaştırıldığını gördüm" diye ifade etti.
' Amerika'ya guvenmeyin'
Konuşmasında Kobané direnişine de değinen yazar, Kobané ile ilgili tüm yazılıp çizilen haberleri yakından takip ettiğini ve kenti yerinde ziyaret etmek istediğini söyledi. David, " Kobané direnişi bana çok heyecan veriyor. Orayı yerinde görmek ve orada cereyan eden tüm olayları yerinde degerlendirmek istiyorum. Amerika'nın durumu çok çelişkili. Bir yandan İran'a karşı dururken, bir yandan da ona ihtiyaç duyuyor. Bir yandan PKK'yi terörist olarak ilan ederken, bir yandan da yardım adı altında ona ihtiyaç duydugunu gösteriyor. Size tavsiyem, ona karşı dikkatli olun ve güvenmeyin. Örneğin yıllarca Saddam'ı destekledi, sonra da onu ipe götüren o oldu. Öcalan'ın değindiği çok ilginç noktalar var. Onun yazılarını tam derinlemesine okumadım. Bu anlamda onun düşüncelerini burada örnek veremem. Ama okuduğum kadarıyla onun önemli noktalarda önemli tespitleri olduğunu düşünüyorum" dedi.
'Kapitalizm de devrim yaptı ve insanları etkiledi'
Kentlerin tarihsel gelişiminin 2 bin yıl öncesinden bu yana hiç bir değişiklik olmadan büyüdüğünü söyleyen David, "18'inci yüzyıldan bir yana insanların büyük çoğunluğu kentte yaşıyordu. Bunların arasında Floransa ve Cenova başı çekiyordu. Buralar iç içe kutu gibi yaşam tarzlariyla kapitalizmin başlangıcını vermiş oldu. Bu örneğe Yunanistan'ı da verebiliriz. Politik şekil yapılanmalarına bakalım, bin 700'lerde gıda tedariği ile günümüz İstanbul gıda tedariği arasında çok fark var. Bu kitabımda kapitalizmin ne kadar devrimci düşünğünü ve sizleri ne kadar devrimsel bir şekilde etkilediğini göstermek istedim. En basitinden buradaki arazilerinin onceki var oluşunu şimdiki yapılaşma arasındaki farkını anlayabiliriz. Sermaye daima devrimci bir şekilde kendini tekrar tekrar örgütleyerek var ettirmeye devam ediyor. Sermayenin devrimci karakterlerinden birisi de kent üzerinden yapılanmasıdır. Bu anlamda vakti zamanın Pekin'i veya vakti zamanın Yunanistan'ına öykünmek yerine kapitalizmin farkına varmalò ve ani alternatifler olusturmamiz gerekli" dedi.
'Değişimden çok kullanım değerini düşünmeliyiz'
Kitabının sonunda alternatif bir politik hareket üzerinde öneriler verdiğinı söyleyen David, " Örneğin bir ev veya yapı sötogunun kullanım değeri ve değişim değeri sorusu üzerinde durulmalı. Kapitalizmde her şey değişim değerine bağlıdır. Eğer değişim değeri varsa kapitalizm bu alanda ilerleme olanağı kendine buluyor. Benim önerim kullanım değerine ulaşmayı organize etmeliyiz. Kullanım değerine odaklanmak ve bu anlamda onun alımını organize etmeliyiz. Ben doktoramı düşük gelirli bir aileye sahip olduğum için tüm eğitimimi ücretsiz yaptım. Eğitim bir meta değildi. Fakat şimdi ise eğitim bir meta haline geldi. Özel okullar açılarak iyi bir eğitime ulaşmak için çok para olması gerekiyor. Amerika'da çocuğunu okutmak için 50 bin doların olması gerekir. Bazı şeyler insan hakkı olmalı, meta değil. Eğitim, sağlık ve eğitim gibi birçok alan ücretsiz ve kullanım odaklı olmalı. Mesela konut hakkı gibi bazı düzenlemeler insanların daha fazla sermaye birikimi sağlamaktan öteye gitmiyor. Amerika'da da bu sistemin içinde yer almaktan sa sosyalizmi savunanlar oluyor. Bu çok ilginç olabilir ama Amerika'da dahi insanlar sosyalizmi savunabiliyor" şeklinde konuştu.
'Sermayeye nasıl karşı dyracağımızı bilmeliyiz'
"Söylediğimiz şey geriye gitmek değil, elimizde ne varsa onunla ileriye hareket etmemiz gerek" diyen David, sermaye birikiminin ise elinde olanı daha değerli bir hale getirerek daha pahali bir şekilde onu pazarlamaya sunarak elindekini artırmak olduğunu söyledi. David, "Öyle bir hale geldik ki, sermaye birikimi olmadan yasayamayacağımızı düşünüyoruz. Elimde emeklilik param var. Yani bankada bir milyon dolarım var. Olmasını istemedim ama oldu işte. Fakat üzülmeyin borsa çöker ben de beş parasız biri olabilirim. Sermayeyi güçlendiren kişiler haline geldik. Bu bağlamda vadeli veya vadesiz para yatırımında beklediğimiz faizi nereden geldiğini düşünmemiz gerekiyor. Bu anlamda Marksist teoriyi iyi anlamamız gerekiyor. Öyle olmazsa benim gibi hem milyon dolarlık parası olan biri olarak antikapitalist teoriyi anlatan bir çelişki ortaya çıkar" diye konuşmasına espiri kattı.
Söyleşi, okuyucuların yazar sorularıyla son buldu.
(rc-zd/fk)

