İnkar ve baskı politikalarına karşı 'HDP' dedi

09:01

Helin Yıldırım/JINHA

ANTALYA - Sendikacı bir babanın kızı olarak dünyaya gelen HDP Antalya Milletvekili Adayı Songül Şarklı, 12 Eylül darbesini yaşayan kadınlardan. Türkmen Alevisi olan Songül, inkar ve baskı politikalarına karşı seçimini HDP'den yana kullandığını belirtti.

"Yeni yaşam" ve "Biz'ler Meclis'e" sloganları ile 7 Haziran seçimlerine hazırlanan HDP, halkların, inançların ve kadınların temsil edildiği bir aday profiline sahip. 6 çocuklu emekçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Türkmen Alevisi Songül Şarklı da HDP Antalya milletvekili adayı listesinde bulunan kadınlardan. 1970 Antep doğumlu Songül, 12 Eylül darbesinde ailesinin yaşadıklarının siyasi hayatına yön verdiğini söyledi. Babasının sendikal mücadeleden geldiğini kaydeden Songül, "12 Eylül faşist darbesi gerçekleştiğinde sabaha karşı evimize baskın yapıldı. Grevlerin pankart bezlerini annem yıkayıp yataklarımızın içlerinde kullanmıştı. O gün gündüz annem yatak yüzlerini söküp yıkadığı için yattığımız yatakların pankart bezlerinden yapılmış olan içleri görünüyordu. Evimizi basan polisler o yatakların hepsini parçaladılar. Bize babamı bir ifade için götüreceklerini ve ertesi gün bırakacaklarını söylediler. Kendisinde 60 gün haber alamadık ve 2,5 yıl sonra eve dönebildi" dedi.

'12 Eylül darbesi siyasi bilincimin oluşmasında etkili oldu'

12 Eylül darbesiyle birlikte yaşadıklarının kendisinde siyasi bir bilinç oluşturduğunu ifade eden Songül, üniversiteye başladığında artık her şeyin bilincinde olduğunu dile getirdi. Örgütlü bir kadın olarak yoluna devam ettiğini söyleyen Songül, üniversiteden atıldığını ve 1991 yılının sonlarında Emeğin Bayrağı Gazetesi'nde çalışmaya başladığını belirtti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Antep Şubesi'nde Emekçi Kadınlar Birliği örgütlenmesinde de yer aldığını kaydeden Songül, "1995 yılında Adana`ya taşındık. Adana'da çalışmaya devam ettim. 1996-97 yıllarında İHD Adana Şubesi'nde yöneticilik yaptım. 1998 yılından 2002 yılına kadar özel nedenlerle aktif siyasi çalışmalara ara verdim. 2008 yılında işim nedeniyle Antalya`ya yerleştim.2010 yılında ESP'ye üye oldum. Daha sonra HDK sürecinin başından bu yana Antalya'da çalışmalara katılıyorum. Gezi ayaklanmasından dolayı hakkımda 3 dava açıldı. Bir tanesi düştü. İkisi devam ediyor" diye belirtti.

'Mücadelemizi ortaklaştırırsak faşist iktidarı geriletebiliriz'

Haklar ve özgürlükler mücadelesinde güçlü bir ortak cepheye ihtiyaç olduğu için HDP'nin ortaya çıktığını belirten Songül, kadın özgürlük mücadelesine dair en güçlü eşitlikçi zeminin HDP olduğunu kaydetti. Sosyalist bir kadın olarak tüm ezilen ve ayrımcılığa uğrayanların HDP'de kendilerine yer bulabileceğine işaret eden Songül şunları belirtti: "Alevi bir aileden geliyorum. Okul hayatımda zorunlu din dersi baskısı yaşadım. HDP'nin tüm inançlara yönelik özgürlük fikri benim için çok önemli. İnkar ve baskı politikalarına karşı seçimimi HDP'den yana yaptım. Ben çocuğumun ve tüm çocukların dayatmalardan uzak eşit, parasız, bilimsel ve ana dilde eğitim almasını istiyorum. Halklarımız inkar ve baskı politikalarına karşı güçlerini birleştirip HDP`de yan yana durmalıdır. Ancak bu şekilde ortak mücadele edilerek bu faşist iktidar geriletilebilir."

'Kadınlardan sadece oy istemiyoruz'

Son olarak Antalya'da 14 milletvekili adayından 8'inin kadın olmasına yönelik konuşan Songül, "Bizim diğer partilere göre avantajlı olduğumuz bir durum. Zaten bu bile HDP'nin kadın partisi olma iddiasının yaşamda karşılığını bulmasıdır. Genel seçim faaliyeti dışında mahallelerde kadın toplantıları yapıyoruz. Kadınlardan sadece oy vermelerini değil aynı zamanda siyasetinde her aşamasına kadınlar olarak el koymalarını istiyoruz. Geçen yerel seçimlere oranla Antalya'da oy oranımızın 2 katına çıkacağını düşünüyorum. Araştırma sektöründe çalıştığım için anket sonuçlarını düzenli takip ediyorum" ifadelerinde bulundu.

(mg)