Handan Çağlayan: Kürtçeyi yaşamsallaştırmalıyız
16:45
JINHA
AMED - Kurdistan'da ve 1990'larda Kürtlerin göç ettiği batı kentlerinde artık Kürtçenin ailelerde konuşulmadığını söyleyen yazar Handan Çağlayan, "Kuşaklar ilerledikçe mevcut sistemin rol modelleri nedeniyle gençler Türkçe konuşmak istiyor ve Kürtçe konuşan annelerine dahi anlamlarına rağmen Türkçe ona cevap veriyor. Bu durum Kürtçenin asağının dili olarak sistem tarafından kodlanmasından dolayı doğuyor" dedi.
Diyarbakır'da altıncı gününde devam eden 1. Amed Kitap Fuarı kapsamında yazar Handan Çağlayan, "Aynı evde ayrı diller" adlı kitabını okuyuculara tanıttı. Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) tarafından düzenlenen söyleşiye tamamen kadınların katılması dikkat çekti. Kitabının bir araştırma projesinden oluştuğunu söyleyen Handan, Diyarbakır, Adana ve Tekirdağ'da çalışmasını sürdürdüğünü ifade ederek, "Asıl çalışmam ev içinde üçüncü kuşağa kadar Aile bireylerinin kullandıkları dilleri araştırmaktı. Araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Örneğin bir ailede anne ve kız aynı dili konuşuyordu. Tek kelime Türkçe bilmeyen anne, Kürtçe konuşamayan kızıyla aslında tam olarak iletişim kuramıyordu" dedi.
'Kürtçe için tehlike çanları çalıyor '
Türkiye’de yürütülen asimilasyon politikaların en sert uygulanan kentler sırasında ilk sırada Diyarbakır'ın olduğunu söyleyen Handan, "12 Eylül döneminden bu yana giderek annelerin çocuklarıyla Kürtçe konuşmamaya başladığı Diyarbakır aynı zamanda Kürtçe için büyük direnişin verildiği yerdir. Bu yüzden araştırmanın ana merkezi olarak Diyarbakır'ı sectik" diye kaydetti. Konuşmasında 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı'a dikkat çeken Handan, "Bu gün aynı zamanda Hawar dergisinin çıktığı gündür. Buna bağlı bir araştırmamızda Hawar dergisinin çıktığı anda o dönemin çocuk ve gençlerin Kürtçe konuştuğunu, fakat yaşlandıkça çocuklarıyla Türkçe konuştuğunu görüyoruz. Yani giderek çift dil döneme girildi. Şimdiye baktığımızda ise anneler sadece tek dil öğretiyor ve o dil ise Türkçe oluyor. Günümüzde adları Kürtçe olan çocukların neredeyse hiç biri Kürtçe bilmiyor. Bir dil artık konuşulmaya başlanıyorsa o dil için artık tehlike çanları çalıyor demektir" şeklinde konuştu.
'Çocuğun algı hiyerarşisinde Türkçe önde'
Çocukların algı düşüncesinde dil hiyerarşisinde göre Kürtçenin "aciz" bir yerde olduğunu söyleyen Handan, " çocukların cevabında, ingilizce konuşanlar en güzelmiş olduğu ve hemen ardından ise Türkçe konuşanlar oluyor. Kürtçe konuşanlar ise çocukların dünyasında saçları dağınık uzun etek giyen çirkin çocuklar olarak kodlanmış durumda. Ne yazık ki şu an politik dilimiz Kürtçe olsa da sosyal yaşam dilimiz kesinlikle Kürtçe degildir" dedi.
'Artık sokağın dili Türkçe'
"Artık çocuklar annelerine değil aynı zamanda televizyondan da dil öğreniyor. Bunda çizgi filmlerin büyük önemi var" diyen Handan, çevresel etkenlerin giderek daha da genişleyen günümüzde dil sorumluluğunu sadece anneye yüklemenin yanlış olduğunu söyledi. Handan ayrıca televizyonlarda film konuların dahi izleyicilerin konuşma dili olarak o filmde kullanılan dilden taraf olduğunun altını çizerek, "Artık aşk dili de Türkçe. İnsanlar birbirlerine aşkını Türkçe itiraf etmeyi ve aşkı televizyondaki Türkçe dilden olan gibi yaşamayı seçiyorlar. Artık sokağın dili Türkçe. Bu anlamda Kürtçeyi sadece politik dil yapmaktan çok yaşamın dili olarak korumayı başrmalıyız" diye konuştu.
'Kürtçe asağının dili olarak gösteriliyor'
Kürtçenin giderek itibarsızlaştırıldığını söyleyen Handan, " İnsanlar aşağılık kompleksi ile kendi içerisinde asimile olmaya başlıyor. Belki Kürtçe konuşturmama hala baskın halde devam etseydi, sokaklarda belki biraz daha fazla Kürtçe konusulabilirdi. Bunun yanlış ve doğrusunu söylemiyorum. Demek istediğim sistem Kürtlüğü köylülülüğün dili olarak gösteriyor. Hepimiz bunu benimsedik. Bunun yanısıra medeniyetin dili Türkçe olarak gösterilirken, televizyonlarda terörün dilinin Kürtçe olduğu gösteriliyor. Bunların hepsi dile ilişkin tutumu etkileyen bir şey. Öğretmen modernliğin ve daha iyi hayat koşulun örneğini oluşturuyor çocuğun gözünde, bu anlamda öğretmen kendi anadilini konuşursa eğer, çocuklar Kürtçeyi daha çok öğrenmek isteyecektir. Çünkü çocukların Kürtçeyi aşağı dili olarak görüyor. Suriçi'ndeki çocuk Kayapınar'daki çocukla aynı dili konuşmak istiyor çünkü onun daha rahat yaşamına özeniyor. Bu anlamda anadil politikaları sosyo ekonomik durum gözönünde bulundurularak belirlenmelidir" dedi.
Handan son olarak anadili ağırlıklı eğitimin şart olduğunun altını çizerek, "Buna örnek olarak, İsviçre'de Kürt bir
aileyi verebilirim. Bu aile bağlı oldukları kantonda Almanca egitim görüyorlar fakat eve geldikleri gibi Kürtçe konuşuyor. Aile evde farklı bir dili kesinlikle konuşmuyor. Bu sayede aile Almanca, Fıransızca, İtalyanca ve Kürtçe dili rahatlıkla konuşabiliyor" dedi.
(rc-zd)

