1864'den bugüne asimilasyonlarla, sürgünlerle Çerkez Soykırımı
09:06
Eylem Daş/JINHA
İSTANBUL- 21 Mayıs Çerkez Soykırımı'na ilişkin konuşan HDP üyesi gazeteci-yazar İnci Hekimoğlu, Çerkez sürgününün tarihin ilk sürgünü ve soykırımı olduğuna işaret ederek, bu sebeple Çerkezlerin yüzyıllardır kendi anavatanlarından çok uzak coğrafyalarda yaşadığını, asimilasyon politikalarına maruz kalarak kimliklerinin ve dillerinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını söyledi.
Çerkezlerin uzun yıllar savaştıkları Çarlık Rusya tarafından ağır bir yenilgiye uğramalarının ve sürgün edilmelerinin simgesel tarihi olmuştu 21 Mayıs. Çerkez soykırımının dününü, bugününü ve Çerkezlerin üzerindeki asimilasyon politikalarını değerlendiren HDP üyesi gazeteci-yazar İnci Hekimoğlu, "21Mayıs 1864, simgesel olarak Çerkezlerin sürgün edildiği tarih olarak anılıyor. Ancak öncesinde Çerkezler, Ruslarla 100 yıllık bir savaş yürütmüş bu süreçte İngiltere ve Osmanlı da bu savaşın ortakları olmuştur" dedi. Çerkez soykırımının tek bir tarihe sığdırılamayacağının altını çizdi. İnci, Osmanlı'nın uzun yıllar işgal ettiği bölgelerde savaşlar kaybetmesinin ardından yeni savaşçılara ihtiyaç duyduğunu belirterek Osmanlı'nın Rusya ile anlaştığını ve böylelikle Çerkez sürgününün gerçekleştiğini vurguladı.
Çerkezlerin hastalıkla, ölümle, sürgünle imtihanı..
Çerkez sürgününün tarihin ilk sürgünü ve soykırımı olduğunu söyleyen İnci, bu sebeple Çerkezlerin yüzyıllardır kendi anavatanlarından çok uzak coğrafyalarda yaşadıklarına dikkat çekti. İnci, Çerkezlerin Osmanlı topraklarına geldiklerinde yaşadıkları zulmün bitmediğini söyleyerek, "100 kişilik teknelere yüzlerce insan dolduruluyor çoğu Karadeniz'de batıyor. Birçok insan tifodan, açlıktan ölüyor. Öyle büyük bir insanlık dramı yaşanıyor ki, bu soykırım ve sürgünün önemli aktörlerinden Rus generaller bile kendi anılarında bu acıyı anlatmaya kelime bulamıyorlar. Kendilerini teknelerin gelip almasını bekleyen Çerkezler, kıyılarda bazen aylarca bazen soğukta bir yıl boyunca bekliyorlar. Çok ciddi ağır kayıplar yaşanıyor. Gelebilenler de Osmanlı topraklarında açlıktan ve hastalıktan ölüyor" diyerek yaşanan acıların anlatmakla bitmeyeceğini söyledi.
'Çerkezlerin bir arada yaşamaları engelleniyor'
İnci, "Örneğin, Samsun'da 60 bine yakın, Trabzon'da 50 bin civarında Çerkez, buraya geldiklerinde de başka bir handikap yaşanıyor. Buraya gelenler de Osmanlı'nın sorunlu bölgelerine yerleştiriliyorlar, öyle bir nüfus planlaması yapılıyor ki hem Balkanlar'da hem Anadolu coğrafyasında en sorunlu bölgelere dağıtılıyorlar" ifadesine yer verdi. İnci, Çerkezlerin dağıtılmalarının altında yatan nedenin o bölgelerde tampon oluşturmak ve bir tür savaşçı güç olarak kullanılmak planlarının olduğunu dile getirerek bir başka nedenin de Çerkezlerin bir arada yaşamalarının önüne geçmek olduğunu belirtti.
'Çerkezler Ermeni Soykırımı'nda kullanılıyor'
Çerkezlerin Ermeni soykırımında Osmanlı tarafından kullanıldığını dile getiren İnci, bununla Çerkezlerin de yüzleşmesi gerektiğinin altını çizerek, "Çerkezler, göçmenlerin askere alınması yasak olmasına rağmen fakirlikleri ve çaresizliklerinden sonuna kadar istifade edilerek Osmanlı yasalarına göre, gönüllü birlikler adı altında tekrar savaşa zorlanıyorlar ve hepimizin bildiği Ermeni soykırımında kullanılıyorlar. Bir sürü Çerkez'in Ermeni soykırımında rol aldığını biliyoruz" diye konuştu.
'Asimilasyon politikaları devam ediyor'
İnci, daha sonra Osmanlı yıkılıp Cumhuriyet kurulduğunda, devletin ulus yaratma politikalarının başladığını söyleyerek, "Çerkezi, Kürdü, Lazı, Gürcüyü herkesi Türk yapmaya çalışıyorlar. Bunun çok ağır bir bedeli var. Bu Türkleştirme politikası sonucu Çerkezler kendi varoluş sorunlarıyla uğraşırken bir yandan da Çerkez köylerinde vatandaşlara Türkçe konuşun deniliyor. Tabi korkulduğu için çocuklara da Çerkezce öğretilemiyor. Hakim sınıfın aşağıladığı bir dil, kültür eğitim yoluyla çocuklara öyle bir işleniyor ki, çocuklar kendi kültürleri ve dillerini de öğrenmeye değer görmemeye başlıyor bir süreden sonra" dedi.
'Devletin ideolojik savaşından geriye Çerkez tavuğu kaldı'
Tüm bu asimilasyon ve baskı politikalarından kaynaklı Çerkezlerin sindirilmiş bir halk olduğunu kaydeden İnci, ancak son 10 yıldır Çerkezlerin yavaş yavaş görünür olmaya başladıklarına işaret ederek, kendi kimlik taleplerini, eşitlik ve özgürlük taleplerini yükseltmeye başladıklarını ifade etti. Devletin yürüttüğü ideolojik savaşın neticesinde Çerkezlerden geriye Çerkez tavuğu ve Çerkez kızları kaldığını söyleyen İnci, "Şimdi bu değişmeye başladı. Çünkü Çerkezlerin sol kanadı, demokrat kanadı, aslında diğerlerinden daha az değil. Ben Çerkezlerin kimlik mücadelelerinin daha görünür olduğunu düşünüyorum ve bundan sonra daha da görünür olacağını düşünüyorum" diye belirtti.
(sö/gc/mg)
