Armanç Sarya: Jineoloji kadın ve toplum için tek çıkış yolu

09:02

Hewlêr Şahin/JINHA

BEHDİNAN - Jineolojinin kavram ve katmanları hakkında konuşan PAJK Jineoloji Komitesi üyesi Armanç Sarya, jineolojinin tüm kadınlar ve toplum için bir çıkış noktası olduğunu belirtti.

Medya Savunma Alanlarında 11-15 Mayıs tarihleri arasında 1. Jineoloji Konferansı'nı gerçekleştiren Kürdistan Kadın Özgürlük Partisi (PAJK) Jineoloji Komitesi, jineoloji konferansıyla yeni bir anlam dünyasının kapısını araladıklarını belirtmişti. Erkek egemen sistemin zirvesi olan kapitalist modernite gerçeğine karşı yaşamın kadın gerçeğiyle, kadın bilimiyle anlam kazandığı ve yeniden inşa edildiği önemli bir adım atıldı. PAJK Jineoloji Komitesi Üyesi Armanç Sarya ile kavram olarak jineolojiyi ve katmanlarını konuştuk.

- Bir süredir jineoloji alanında çalışma yürütüyorsunuz. Son 7 yıldır jineoloji kavram olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından gündeme getirildi. Şimdi bu Jineoloji neye dayanıyor, nedir?

Önderliğimiz savunmalarda jineoloji üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapmış. Tabi jineolojiyi tüm kadınlar için bir çıkış noktası olarak ifade ediyor. İnsan buradan ele alıp yorumlayabilir. Orijinal bir kavramdır. Tanımı çok kapsamlıdır. Ama esasları üzerinden biraz değerlendirme yapılabilir. Önderliğimiz jineolojiyi varolan mevcut pozitivist, kapitalist sosyal bilimler gerçeğine karşı bir alternatif olarak ortaya koyuyor. Toplum ve tüm kadınlar için bir çıkış olarak ele alıyor. Bu tanım bile içeriğinin ne kadar kapsamlı olduğunu ortaya koyuyor. Jineoloji çok orijinal bir kavram; kadın ve bilimi yan yana getiriyor. Bilimi doğuran, buna öncülük eden ve topluma sunan kadındır. Bilimi yaratan kadındır aslında. Bilim dediğimizde sadece bunu teorik düzeyde ele almıyoruz. Bilmek yaşamsal bir şeydir, yaşamdan öğreniyorsun birçok şeyi. Varolan yaşamsal tecrübelerin hepsi birer bilimdir. Bunun içini ilkin dolduran aslında kadındır. Erkek egemenlikli iktidar dönemine geçildiğinde bu kadından çalınıyor. Artık sistem kendisini bu temelde geliştiriyor.

'Jineoloji tek bir cinsi değil, tüm toplumu kapsıyor'


Jineoloji sadece bir cinsi kapsamıyor. Kadın ile yaşam bizde özdeştir. Kürtçede bile 'Jin Jiyan' diyoruz. Bu sadece öyle bir slogan değil, normal bir söylem değil. Jin, jîn, jiyan; toplum kadını bu şekilde tanımlamış. Yaşamı görmüş kadında, yaşamı yaratmayı görmüş. Biz kadın bilimi diyoruz, ama bu aynı zamanda toplum bilimidir de. Biz kadını toplumdan koparabilir miyiz? Günümüzde din, mitoloji, felsefe, kültür sanat, bilim alanı bu gerçeği yadsımış, görmezlikten gelmiş. Kadını toplumdan kopardığınız zaman zaten toplumun yarısını yok sayıyorsunuz. Bunu sadece sayısal anlamda belirtmiyorum. Toplum insandan, insan da kadın ve erkekten oluşur. Jineoloji bunları yeniden toplumun özüyle tanımlamaktır. Toplum ve kadın her zaman bu özünü savunmuş, direnmiş. Sistem de her zaman saldırmış. Tarihe baktığımız zaman ilk büyük saldırılar kadına karşı geliştirilmiş. Bu öyle günlük gelişen olaylarla sadece ele alabileceğimiz bir durum değil. Sistem çok politik ve siyasi. Öyle rastgele sistem bunu belirlemiyor. Çok sistematik ve bilinçli bir şekilde kadınları hedef alıyor. Kapitalist moderniteye alternatif olabilecek tek güç kadınlardır. İşte jineoloji de bunun yol ve yöntemlerini geliştirecek. Jineolojiyi tanımladığımızda bunların hepsini içine alıyoruz. Tanımı çok kapsamlı. Ve biz hala tanımlama aşamasındayız. Yaptıklarımız ilk adımlardır.

- Tarih neden jineoloji için önemli. Abdullah Öcalan da 9 katmandan bahsediyor. Nedir bu 9 katman?

Doğru tarih de jineolojinin bir dalıdır. Toplumu ilgilendiren tüm konular jineolojiyi de ilgilendiriyor. Tarih, resmi devlet tarihleri, hanedanlıklarla, imparatorluklar ve iktidarla tanımlanıyor. Öyle kronolojik bir olay olarak biliniyor. Hangi tarihte ne oldu, kimler arasında savaş oldu vs. deniliyor. Peki kadın ve toplum bu tarihin neresinde? Yanlış bilgiler de var. Önderliğimiz tarihsel toplum olarak tanımladı. Bu tarih ve toplumun bağlarını ortaya koyuyor. Biz tarihi nasıl tanımlıyoruz? Ya da bölüm bölümse bunu toplum tanımlar. Tarih okullarla sınırlı kalmış. Okullarda resmi gördüğün neyse tarih sadece budur diyorsun. Toplum geçmişinden ve geleceğinden koparılıyor. Geçmişinde nelerin yaşandığını bilmeyen bir toplum, gelecek açısından da bir plan kuramaz. Dün ve bugün birbirinden kopuk değil. Çok felsefik bir şey, yaşamdan kopuk değil. Fakat günümüzde olaylarla doldurulmuş kronolojik bir olgu olarak ele alınıyor. Bu çok az ve yetersizdir. Hem bu alanda oluşan sorunları eleştiren, açığa çıkaran, yorumlayan hem de bunun nasıl aşılacağı üzerinden kafa yoran jineoloji olacak. Birincisi bu. İkincisi ise kadın ne yaşadı, toplum neler yaşadı? Güzel ve kutsal olanlar, yaşananlar nelerdi, bunları ön plana çıkaran olacak. Önderliğimiz 'Kadının kölelik tarihi henüz yazılmamış, özgürlük tarihi de yazılmayı bekliyor' dedi. Bunu peyder pey yapacağız, inşa edeceğiz. Bin yıllardır kadının yaşadıkları var, oluşan, açığa çıkan kadın kişilikleri var. Önderliğimiz bunu 9 bin yıllık bir tarih ve yaşanmışlık olarak tanımladı. Biz 9 katman olarak ele alıyoruz. İşte her katman kadın için bir şey ifade ediyor. Jineolojinin yeni çıkan broşüründe de değerlendirmişiz.

Jineolojinin katmanları

Birinci katmanı tanrıça kültürünü ifade ediyor. Tanrıçalık sembolük bir şey değil, Neolitik dönemde yaşayan kadınların yaratıcılıkları, ön planda oluşları bunu yarattı. Belki o dönemde kadınlara tanrıça denilmiyordu. Ama yaptıklarının hepsi toplum içindi ve kutsaldı. Toplum ve erkek kadını kutsal görüyordu, öncü görüyordu. Bunun için böyle tanımladı. Bu bir katmanı ifade ediyor. Mitoloji de bir katmandır. Burada da bir kadın tanımlaması var. Mitolojide Lilit kötü kadın, Hava iyi kadın olarak tanımlanır. Lilit toplumsal konumunu erkeğin eline vermek istemediği için, Hava'yı yaratıyorlar. Yine tarihte toplumsal otorite içinde yer alan, öncülük yapan kadınlar var. Belkis var, Semiramis var, bunlardan çok söz edilmiyor. Edildiğinde de cinsellik üzerinden, güzellik üzerinden söz edilirler. Yani kişiliklerine dair bir şey söylenmez. Dinde kadının nasıl ele alındığı da bir diğer katmandır. İşte İslamiyet'te Ayşe ve Hatice var, Hıristiyanlıkta ön plana çıkan azizeler var, rahibeler var. Yahudilikte kadın çok kötü yorumlanır. Tüm kötülükler, ahlaksızlıklar kadına mal edilir. Katman katman yukarı gidildikçe kadının doğası daha da çarpıtılıyor.

'Jinoloji tarihi toplumla yorumlar'

Kapitalist dönem de bir katmandır. Kadınlar cadı olarak nitelendiriliyor. İşte kötülük yapanlar, toplumu bozanlar olarak tanımlanıyorlar. Oysa toplumu bozan kapitalizmin kendisidir. Binlerce kadın yakıldı, katledildi. Feministlerin araştırmaları olmazsa, bunları bilmeyeceğiz. Avrupa tarihinde de yok bunlar. Filmlerde, kitaplarda nasıl söz edilir, gösterilir, gerçekte nasıl yaşandığı ve neden katledildikleri bilinmiyor. Çok kurgusal, soyut, gerçekle, yaşamla alakası olmayan bir şekilde yansıtılıyor. Ama bunun tarihi araştırılmıyor. Bunun karşısında kadının direnişi de olmuş. Bundan iki yüz, üç yüz yıl önce kadınların direnişleri başlıyor. Ama bunlardan söz edilmez. Tarih çok çarpıtılmış. Ekonominin, politikanın, ahlakın, tarihin felsefesi var. Ama bunların içinde sadece erkekler var. Biz tarihi öyle biliyoruz. Biz krallarla, padişahlarla, erkek kahramanlarla biliriz. Ama biz toplumu böyle tanımlayabilir miyiz sadece? Toplumsal bilimde etik fazla gelişmemiş. Bu tüm bilimler açısından geçerli. Tarihi toplumla, yaşamla yorumlamak gerekiyor. Tarih aynı zamanda günümüzdür. Biz günümüzü tarihten bağımsız ele alamayız. Pozitif bilimler her şeyi birbirinden koparmış. İşte jineoloji bunları birleştiriyor ve tarihi toplumla yorumluyor. Bunun içerisinde de toplumun tüm alanlarını yorumluyor. Kadının nasıl köleleştirildiğini açığa çıkarırsak birçok gerçeği de aydınlatmış oluruz. Bunun için jineoloji için tarih çok önemli.

- Anladığımız kadarıyla, yaşamla ilgili olan her şey jineolojinin de alanına giriyor. Ekonomi ve ekolojiyi nasıl ele alıyor? Toplum ekonomi ve ekolojiyi nasıl ele alıyor, jineoloji nasıl ele alıyor?

En fazla sorunun yaşandığı alanlardan biri ekonomi ve ekoloji alanıdır. Ekonomi aslında temelde kadının işidir. Toplumun ilk oluşumunda da ekonomi kadının eliyle şekillenmiş. Toplumun ihtiyaçları nedir, bunlar nasıl karşılanacak, ailenin ihtiyacı nedir, bu sorunlara nasıl bir cevap oluşturulacak, aile nerede yaşayacak, kendisini nasıl konumlandıracak, bunların hepsi ekonomiye giriyor. Ekonomi de ailenin kuralları anlamına geliyor. Ailenin kurallarını kim oluşturuyor? Kadın oluşturuyor. Aileyi sadece dar bir mekanla ele almayalım. Günümüzde aile tanımı işte erkek, çocuk ve anne üzerinden yapılmış, böyle bir hiyerarşi üzerinden tanımlanmış. Ama toplumda böyle değil. Kadın ne yaparsa çocuk da onu yapıyor. Ekonomik düzeyde de böyle ön plana çıkıyor. Günümüzde ekonomi parayla, kar ve sermayeyle tanımlanıyor. Bunlar kapitalizmin argümanları. Yani ekonomi o kadar çok daraltılmış ki, aslında kimseye yer bırakılmamış. İçinde sadece kapitalist sınıflar var. Ekonomik alanda ortaya çıkan tüm ürünler, harcanan emeklerin tümü iktidarcı sınıf ve devlet içindir. Bunu ilk kadını ekonomik alanın dışına iterek yapıyorlar, kadını erkeğe muhtaç hale getiriyorlar. Bu biçimde aslında sadece kadını değil, toplumu da ekonomiden koparıyorlar. Ekonomi kadın ve erkeğin emeğiyle oluyor. Toplumun komünal, kollektif, sosyalist emeğiyle oluyor. Ama bu emeği parçalamışlar.

'Kadın ekonomik alandan kopartıldı'

En büyük emeği kadın günümüzde ev içinde veriyor; bir çocuğu dokuz ay karnında taşımak, büyütmek, ölene kadar sorumluluğunu taşımak bir emek olarak görülmüyor. Emeğin bir maddi karşılığı olmazsa, emekten sayılmıyor. Kadının ev içinde yarattıkları emekten sayılmıyor. Oysa kadının ev içinde yaptıkları olmazsa, toplum ve erkek yaşayamayacak. Yani aslında kadın her şeyin yaratıcısı olacak, ama günümüzde de bedeni satılan, bir meta olarak görülen, duyguları ve her şeyi satılan, fakirleştirilen olacak. Kadınlar için bir ekonomik alan açılmıyor. Bazı işler var, kadının işi olarak görülmez, doğasına aykırı olarak değerlendirilir. Bunların tümünü devlet belirliyor. Ekonomi toplumsal bir şey olduğu halde, ekonominin tüm kurallarını ve kaidelerini devlet belirliyor. Ve ekonomi de bu şekilde ahlaksızlaştırılıyor. Ekonomide ahlak diye bir şey kalmamış. Kazanmak için her yol ve yöntem mubah sayılmış. Kadının eli ekonomik alandan çekilirse sonuçları bu olur. Dolayısıyla böyle bir sonucun açığa çıkması normaldir.

'Jineoloji yeni bir ekolojik tanımla geliyor'

Yine bunun yanında zarar gören bir diğer gerçek de ekolojidir. Dolayısıyla jineoloji için ekoloji de önemli bir alandır. Doğayla en güçlü ilişkiyi kuran kadındır. Her şeyi doğadan öğrenmiş, bedenini tanımaktan tutalım, biyolojik özelliklerini yorumlamaya kadar hepsini doğadan öğreniyor. Kadın regl süreciyle ve çocuk doğurmakla kendisini yeniliyor bir nevi, ama doğada da bu yenilenme var. Onları görüyor, insan doğanın dışında bir canlı değil ki onun bir parçasıdır. Doğanın özellikleri neyse, insanın da özellikleri odur. Fakat zamanla bu nasıl bir şeye dönüşmüş, insan artık doğa üzerinden tahakküm kurmaya başlıyor, tabii bunu ilkin kadın üzerinden gerçekleştiriyorlar. Daha sonra da doğaya uyguluyorlar. Kadının çocuk doğurması, bedeni doğaldır. Kadının rahmi var, çocuk doğurması doğaldır. Yani kadın ve doğa güçsüz hale getirilmiş, öyle tanımlanmış ve bu her iki gerçek üzerinden ne kadar egemenlik kurabilirsen kurarsın deniliyor. Kapitalizmde tabii bu son aşamasını yaşıyor diyebiliriz. İnsan nüfusu çoğalıyor, ekonomi, ahlak alanında sorunlar var. Yaşadığımız alanları bitiriyoruz, tüketiyoruz. Bunların hepsi kaynağını buradan alıyor. İktidarın kadına yaklaşımı neyse, doğaya da yaklaşımı odur. Doğa maddi bir şey olarak görülüyor, işgal edeceğin bir alan olarak görülüyor. Endüstriyalizm, teknoloji o kadar çok doğaya karşı kullanılmış ki, artık doğa da kendisini yenileyemiyor. Ekoloji ve ekonominin kadınla ve toplumla bağının yeniden tanımlanması gerekiyor. Teorik anlamda da bunları yeniden ortaya koymak jineoloji açısından önemlidir. Biz hiçbir zaman toplum ve doğayı, kadın ve doğayı birbirinden ayrı ele almıyoruz. Bu alanda yıllarca çalışan, farklı gruplar ve topluluklar var. Feministler, ekolojistler var, jineoloji bunları da bir değer olarak görüyor, tecrübelerini de kendileri açısından değerlendirecektir. Ekonomi ve ekoloji jineoloji için önemli iki alandır.

(nd/mg)