Direnişin kalesi Lice'de acılar dün gibi taze…
09:12
Nurcan Yalçın / JINHA
AMED - Katliamlara, baskılara ve her türlü işkencelere karşı tarihe adını 'Direnişin Kalesi' olarak yazdıran Lice'de hem depremin hem de devlet zulmünün acıları dün gibi taze. Lice'de yaşanan deprem felaketinin ardından yaşanan devlet baskısının halkta büyük acılar yaşattığını belirten Fehime Zoraslan, her türlü baskıyı, işkenceyi yaşadıklarını ama asla mücadelelerinden vazgeçmediklerinin altını çizdi.
Tarihinde isyancı kimliği ile bilinen Diyarbakır'ın Lice ilçesi, 1925 Şex Said isyanından bu yana "Direnişin Kalesi" olarak tarihe adını yazan ilçelerden. Lice'de 6 Eylül 1975 yılında yaşanan deprem felaketinde 3 bin kişi yaşamını yitirir. Depremin ardından devlet tarafından gönderilmeyen yardımlar, açlık ve sefalet içinde kalan halk, 17 Kasım'da devlet dairelerini işgal ederek tavrını ortaya koyar. Ardından evsiz kalan Licelilere 'Eylül ayına yetiştirilecek' sözünün tutulmaması üzerine bu kez 21 Kasım'da ilçe halkı Diyarbakır merkeze doğru üç günlük protesto yürüyüşü başlatır.
Önce deprem sonra devlet vurdu!
Depremin yaralarını henüz saramayan halka yönelik bu kez devlet baskısı yaşanır. Liceli halkın anlatımlarına göre; 22 Ekim 1993'te evleri ateşe veren devlet güçleri halka kurşunlar yağdırır. İnsan cesetleriyle dolan Lice sokaklarında sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Devlet baskısından dolayı onlarca köy boşaltılır ve 1990'dan 1995'e gelindiğinde ise ilçe nüfusu 47 binden 24 bine düşer. 1999'a gelindiğinde de Lice'ye bağlı 54 köy içerisinde 34 köyün nüfusunun yarıdan fazlası göç etmek zorunda kalır. Kontr-gerillanın da aktif rol aldığı bu katliamda, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın devlet güçleri tarafından öldürülerek bu cinayet de PKK'ye yıkılır. Her türlü insanlık dışı baskı ve işkencelerden geçirilen ilçe halkı, dik duruşunu tarihten bu yana hep korurken, aradan geçen yıllara rağmen yaşanan acıların izleri ise halen silinmiş değil.
'Çocuğumu depremde kaybettim'
Lice depreminin tanıklarından 4 çocuk annesi Fehime Zoraslan (60) ile konuştuk. Bir çocuğunu depremde kaybeden Fehime, yaşadığı zor günleri anlatırken "Sanki tekrar o günleri yaşıyorum" diyerek şöyle devam ediyor: "Babam biz daha çok küçükken devlet tarafından öldürülmüştü. Kimsesiz kalmıştık o nedenle beni 13 yaşımda zorla evlendirdiler. Küçük olduğumuz için bir şey bilmiyorduk ancak büyüdükçe yaşanan gerçeklerinde farkına varmaya başladım. Deprem olduğunda 21 yaşındaydım. Deprem olmadan önce 3 çocuğum, kaynanam, kaynım ve komşumla bizim evdeydik. Bir baktık ki ev sallanmaya başladı hepimiz bağırmaya başladık. Odanın kapısının önüne 3 tane direk düştü biz o direklerin altına girince şans eseri ölmekten kurtulduk. Daha sonra deprem durunca çocuklarımla yaralı olarak dışarı çıktık. Nasıl kurtulduğumuzu da bilmiyorum. 3 binden fazla insanımız öldü. 9 yaşında bir çocuğum deprem esnasında yanımızda değildi ve 4 gün onu aradıktan sonra ölü olarak bulduk."
'5 yıllık barakalarda 40 yıldır yaşıyor'
Deprem nedeniyle yerle bir olan Lice'de devletinde halka sahip çıkmadığını belirten Fehime, "Evler beton değildi taş ve toprak olduğu için sağlam yapılar değildi. Deprem olur olmaz hemen evler yıkıldı herkes altında kaldı. Bizde şans eseri kurtulduk. O dönemlerde zulüm çok fazla vardı. Depremden sonra Bursa'nın İnegöl ilçesine göç ettik. Bursa'da 8 ay kalıp tekrardan kendi topraklarımıza döndük. Deprem olduktan sonra Lice'de deprem konutları yapıldı. Barakaların ömrü 5 yıl diyorlardı ama biz 40 yıldır halen içinde yaşamak zorundayız" ifadelerinde bulundu.
Depremin vurduğu Lice'yi bu kez devlet vurdu
Lice depreminin acılarını henüz sarmadan devlet baskısıyla karşılaşan Lice halkının büyük acılar yaşadığını kaydeden Fehime Lice'nin yakıldığı geceyi şu sözlerle anlattı: "Gece saat 00.00'da bir baktık Lice yanıyor. Evden çıktıktan sonra kurşunlar, toplar, tanklar, helikopterler üstümüze kurşun yağdırıyordu. Ne yapacağımızı, nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Yine aynı şekilde şans eseri kurtulduk. Askerler ilk Lice'yi yaktıklarında iki oğlum yatılı okulda kalmışlardı, korkudan gidip onları getiremedik. Eşimde belediyede çalışıyordu o da orada kalmıştı. Sabahı bekledik askerlerin izin vermesiyle gidip çocuklarımı aldım. 3 gün boyunca Lice'de dışarıya çıkma yasağı vardı. Her türlü baskıyı, işkenceyi yaşadık ama asla mücadelemizden yılmadık."
'Yaralar sarılmadı'
Lice'nin üç kez yakıldığını ifade eden Fehime, ikinci yakılmada evinin de ateşe verildiğini söyleyerek, "Günlerce evlerimizden çıkamıyorduk. Geceleri ışıklarımızı açamıyorduk. Lice bir yıl içinde 3 kez yakıldı. Çok sayıda insan katledildi. Günlerce cenazeler alınamadı. O günlerin üzerinden uzun yıllar geçti ancak Lice halkı hala aynı acıları yaşamaya devam ediyor. Yaşanan bu olaylardan dolayı diyebiliriz ki Lice'nin tüm yerlileri Lice'den gitti. Sadece maddi durumu iyi olmayanlar Lice'de kaldı. Bizim hem malımız gitti hem canımız gitti. Yaralarımız hala çok taze. Lice'de hala aynı acılar yaşanıyor her gün çocuklarımızın cenazeleri geliyor. Bu acıların ve zulümleri artık son bulmasını istiyoruz" şeklinde belirtti.
(mg)

