Kadınlar örgütleri: AYM'nin kararına öfkeliyiz

08:35

JINHA

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere hapis cezasını kaldıran kararına hukukçu kadınlardan tepki geldi. Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu yayınladığı açıklamada kararın küçük yaşta evliliklerin önünü açacağı uyarısında bulundu.

Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili 4'e karşı 12 oyla iptal kararı vermesine ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, oy çokluğu ile verilen kararı benimsemediklerini ve buna karşı çıktılarını ifade eden hukukçu kadınlar, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile kadının evlilik hayatında da ikincil konuma düşürüldüğünü ve kararda da belirtildiğinin aksine, eşitlik ilkesinin kadının aleyhine ihlal edildiğini kaydetti. Verilen kararın olası sonuçlarına da dikkat eden ve uyarılarda bulunan Kadın Hakları Merkezi açıklamasında "Resmi nikah önceliği kalkacak; dini törenle yapılan evlilikler ve özellikle küçük yaşta olan evlilikler çoğalacak; kadının karşı şiddet daha da artacaktır. Kadının toplumsal hayatta desteklenmesi, sosyal konumunun düzenlenmesi ve kadının önündeki engellerin kaldırılması için pozitif ayrımcılık uygulanması tamamen ihlal edilmiş olacaktır" denildi.

'Hukuki sorunlar çoğalacak'

Resmi nikah olmadan yapılacak evliliklerle, kadınların resmi nikahla elde edecekleri nafaka, velayet, tazminat gibi tüm haklarından mahrum kalacağı belirtilen açıklamada, çocukların soy bağı ve diğer hakları yönünden hukuki sorunlarının çoğalacağına dikkat çekildi. Kadın Hakları Merkezi, Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile kadınların mağdur edilmek istenildiğini belirterek, açıklamayı şöyle sürdürdü: "Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile yaratılan boşluğun bir an önce giderilmesi amacıyla hükmün açıklanmasının uygulanmasını da engellemek için, iptal edilen fıkralardaki cezanın alt sınırının iki yıldan fazla olarak belirlenmesi ve evlenme yaşının 18 olması için hemen yasal düzenleme yapılmasını talep ediyoruz. Konunun takipçisi olacağımızı ve kadınların mağduriyetini önlemek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi, duyuruyoruz."

'Öfkeliyiz!'

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nu da konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi: "Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören" başlıklı 230'uncu maddesinin 5 ve 6'ncı fıkralarını iptal etti. 17 üyesinin tamamı erkek olan Anayasa Mahkemesi bu ülkenin kadınlarını çok direkt etkileyecek bir konuda kadınlar aleyhine tavır aldı. Anayasa Mahkemesi bu kararı ile şeriat hukukuna kapı aralamıştır. Karar erkeklerin birden fazla kadınla evlenebilmesinin, halihazırda büyük sorun olan çocuk yaştaki evliliklerin daha da artmasının, erkeğin belli bir ücret karşılığında anlaşarak kadınla kıydığı Muta nikâhının yaygınlaşmasının ve kadınların evlilikle ilgili hak mahrumiyetleri başta olmak üzere çok çeşitli sosyal sorunların doğmasının önünü açmıştır. Ev içi şiddet konusunda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve İstanbul Sözleşmesi ev içi şiddette resmi nikah / imam nikahı ayrımını kaldırmış olsa da biliyoruz ki evli olmayan kadınlar hala korunmuyor. Ayşe Paşalı'dan bu yana sadece kanunlar değişti, kadınlar öldürülmeye devam ediyor.

2010 senesinde 26 yıllık imam nikahlı eşi öldüğünde eşinin maaşını ve sigortasını isteyen Şerife Yiğit'in başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Şerife Yiğit'in resmi nikahlı olmadığı eşinin miras haklarından yararlanamamasını AİHM'e aykırı bulmamıştı. Şerife, 6 çocuğu ile hiç bir sosyal güvencesi olmadan ortada kaldı, 26 yılını verdiği ortak yaşamın hukuksal açıdan hiçbir anlamı olmadı. İşte Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar neticesi uygulamada da olacak olan tam da budur; zira AİHM'e göre de halihazırda, yürürlükteki ulusal kanunlara göre bir imam tarafından kıyılan imam nikahı üçüncü şahıslar ve devlet nezdinde herhangi bir yükümlülük oluşturamaz, esas belirleyici unsur tüm hak ve yükümlülüklerin akdî olarak belirtildiği resmi bir taahhüdün var olup olmadığıdır.

Kadını ve çocuğu koruyacak önlemleri almadan her geçen gün kadınların aleyhine alınan kararlarla Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm mahkemeleri ancak erkeği koruyan mahkemeler olmaktan ibaret hale gelmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı Türkiye'nin imzacı olduğu tüm uluslararası sözleşmelere, laiklik ilkesine ve devrim yasalarına aykırı bir karardır. Bu ülkenin kadınları olarak çok ama çok öfkeliyiz!"

(fk)