Kayıp yakınlarının adalet arayışı sürüyor
13:08
JINHA
HABER MERKEZİ - Diyarbakır ve Batman'da bir araya gelen kayıp yakınları 329. Cumartesi'de de "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" dedi. Cizre ilçesinde bir araya gelen Dayikên Şemiyê, adalet arayışlarını sürdürdü.
CİZRE
Faili meçhul cinayetlerle katledilen ve gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak amacıyla 336'ncı haftada Şırnak'ın Cizre ilçesinde bir araya gelen Dayikên Şemiyê, adalet arayışlarını sürdürdü. Sanat Sokağı'nda yapılan ve kayıp yakınlarının katıldığı bu haftaki eylemde, 1986 yılında Şırnak'ta karakola çağrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Teymurtaş'ın akıbeti soruldu. Kaybedilenlerin fotoğraflarının açıldığı eylemde Hüseyin'IN hikâyesini anlatan MEYA-DER Cizre Şubesi üyesi Veysi Durgut, "Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine bağlı Hetmanê köyüne yerleşen askerler tarafından karakol olarak kullanılan köy okuluna çağrıldıktan sonra gözaltına alınan ve 15 gün işkencede kaldıktan sonra serbest bırakılan Hüseyin Teymurtaş'ın işkence yaralarının iyileşmemesi için tedavi edilmesi de askerlerce engellendi. Aradan geçen 15 günün ardından tekrar karakola çağrılan Teymurtaş'tan bir daha haber alınamadı. Ailesi ve yakınlarının başvurmadığı kapı kalmamasında rağmen Teymurtaş'ın kemiklerine dahi ulaşılamadı" dedi. Bu haftaki açıklamayı yapan İHD Şırnak Şube üyesi Abdulkerim Pusat, kayıpların akıbetlerinin öğrenilmesi ve faillerinin yargılanması için gerekenlerin bir an önce uygulanması gerektiğine dikkat çekerek, "Savcı, hakim, hükümet ve devlet bunu çok iyi bilmelidir, bu annelerin ve kayıp yakınları davalarından asla vazgeçmeyeceklerdir" diye belirtti.
BATMAN
İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınları 329. haftada da "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" talebiyle Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıpların fotoğraflarıyla karanfilerin taşındığını eylemde konuşan İHD Şube Başkanı Mehmet Bağadır, 20 yıl önce İstanbul'da Galatasaray Lisesi önünde 30 kişiyle başlayan kayıp yakınları eylemlerinihatırlatarak, "Gözaltında kayıp insanlar sorunu nasıl bir küresel sorun ise, Cumartesi Anneleri/insanlarının mücadelesi de kayıplara ve insan hakları ihlallerine karşı dünya çapında verilen bir insanlık mücadelesine dönüşmüş bulunmaktadır" diye konuştu. Kayıp vakalarının yaşandığı dönemlerdeki emniyet ve jandarma birimlerinin sorumlularının tespit edilmesi gerektiğini söyleyen Mehmet, "Benze olayların tekrarının önlenmesi bakımından gözaltına alınan kişilerin avukatları ile görüşmesini engelleyen ve kamuoyunda 'İç güvenlik yasası' olarak bilinen yasa ve diğer düzenlemeler yürürlükten ve uygulamalardan kaldırılmalıdır" dedi. Açıklamaların ardından 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.
DİYARBAKIR
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınların "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 329'uncusu Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Eyleme kayıp yakınları ve İHD'lilerin yanı sıra Barış Anneleri Meclisi üyeleri de katıldı. Eylemde, 1994 yılında Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Güzel ağaç köyünde, özel harekat timlerinin gerçekleştirdiği ev baskınında taranarak katledilen Mümine ve Tayyibe Sincar kardeşlerin faillerinin cezalandırılması talep edildi.
İHD Diyarbakır Şube yöneticisi Av Mahsun Kaya, Mümine ve Tayyibe Sincar kardeşlerin hikayesini anlattı. Mahsun şunları belirtti: "Konu ile ilgili 15 Ağustos 1994 tarihli Özgür Ülke gazetesine röportaj veren Anne Türkiye Sincar'ın anlatımları şu şekilde: '27 Haziran 1994 tarihinde PKK gerillalarının Ömerli İlçesinde kamu binalarına yönelik silahlı saldırısından sonra, operasyona çıkan Özel Harekat Timleri evimize baskın yaptılar. Kızımla birlikte damda yatıyorduk. Baskın kızım Tayyibe'ye yönelik yapılmıştı. Silahlarını, kızım Tayyibe'ye doğrulttular. O sırada diğer kızım Mümine ablasının üzerine kapandı. Özel Harekat polisleri ateş edip iki kızımı da öldürdüler. Olaydan sonra askerler, köyümüze gelip cenazeleri gömmek istedi. Ancak izin vermedik. Olay yerine savcı istedik. Ömerli ilçesinden savcı geldi. 36 tane M-16 kovanı tespit edildi. Tüm ısrarlarımıza rağmen savcı otopsi yaptırmadı. Askerler aynı gün köy muhtarımız Mehdi Aksoy'u gözaltına alıp, 30 saat sorguladıktan sonra serbest bıraktılar. Köyümüze gelen askerlerin başındaki komutan 'Eğer koruculuğu kabul etseydiniz, başınıza bunlar gelmezdi' dedi. Ömerli Savcılığına Özel Harekât Polisleri hakkında suç duyurusunda bulunduk. Ancak tüm uğraşlarımıza rağmen sonuç alamadık. Kızlarım itirafçı ve ihbarcıların asılsız suçlamaları sonucu öldürüldü." Mahsun son olarak Mümine ve Tayyibe Sincar'ın katillerinin ortaya çıkarılıp cezalandırılmasını talep etti. Konuşmaların ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.
(za-ma/fk)

