Kadınlar: Saldırının faili belli

22:20

JINHA

İSTANBUL - Diyarbakır'da yüz binlerce kişinin bir araya geldiği HDP mitingine yönelik düzenlenen bombalı saldırı hukukçu, feminist, gazeteci, barış aktivisti kadınlar tarafından kınandı. Kadınlar, "Her aşamada kavgacı bir nefret dili, cinsiyetçilik, homofobi üzerinden çeşitli toplumsal kesimlere ayırımcılık ile korku ve yıldırma amaçlı iktidar dilinin belirlemeye çalıştığı anti demokratik bir seçim dönemi yaşıyoruz" dedi.

Yüz binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen HDP'nin "Büyük İnsanlık" mitinginde gerçekleştirilen iki ayrı bombalı saldırıya ilişkin tepkilerini dile getiren Barış İçin Kadın Girişimi'nden (BİKG) Nimet Tanrıkulu, Feminist Avukat Hülya Gülbahar, Sosyalist Feminist Kolektif (SFK) üyesi Seher Kalkan ve gazeteci Banu Güven HDP'ye yapılan saldırıların ardında AKP'nin olduğunu vurguladı. BİKG üyesi Nimet Tanrıkulu, Türkiye'de uzun süredir bir çözüm süreci konuşulduğunu ancak devletin kilit rol oynadığı bu süreçte üzerine düşen görevi yapmadığı için sürecin tıkandığına işaret etti.


'Barışın ne kadar gerekli olduğunu kadınlar olarak yüksek sesle söylemeliyiz'


Nimet, devletin barışa dönük çözüm üretmemesinin sonucu olarak seçim sürecinin gergin ve can kayıpları ile yaşandığına dikkat "Biz kadınlar, uzun zamandır barışı mutlak bir şekilde yaşama geçireceğimizi söyledik, bu yaşanan olayın halklar arasında bir uçurum yaratacağını söyledik. Bugün gelinen noktada süreç çok ciddi olarak tıkanmış durumdadır. Herkes, bu süreçte barış adına mutlaka bu süreçte gereken rolü üstlenmeli, sokaklardan meclise taşıyacağımız kadınların mücadelesi mutlaka devam etmelidir" diye konuştu. Barış süreçleri gibi seçim süreçlerinin de heba edilememesi gerektiğinin altını çizen Nimet, "Bu süreçte, biz kadınlar mutlaka bir araya gelip barışın ne kadar gerekli olduğunu yüksek sesle söylemeliyiz" dedi.


'İnsan kanı düşürülen bir seçim süreci yaşıyoruz'


Feminist avukat Hülya Gülbahar ise "Her aşamada kavgacı bir nefret dili, cinsiyetçilik, homofobi üzerinden çeşitli toplumsal kesimlere ayırımcılık ile korku ve yıldırma amaçlı iktidar dilinin belirlemeye çalıştığı anti demokratik bir seçim dönemi yaşıyoruz" vurgusu yaparak otuz kurşunla öldürülen, yakılan, bombalar ve izdiham girişimleri ile insan kanı düşürülen bir seçim olduğuna dikkat çekti. Hülya, bu ortamın toplumun her kesimine olduğu kadar kadınlara da bıkkınlık verdiğinin altını çizerek heyecanla seçimi beklediğini ve ülkenin eril, düşmanlaştırıcı, saldırgan dilinden kurtulmayı dilediğini ifade etti.


'HDP barışın teminatı olduğunu her fırsatta gösterdi'


SFK üyesi Seher Kalkan'da HDP ne kadar barış dilini kullanmaya çalıştıysa, AKP'nin yürüttüğü barış sürecini unutarak ve kasten ırkçılığı pompalayarak seçim propagandasında kullandığını belirtti. Seçim süreci kapsamında HDP' ye sürekli saldırıların gerçekleştiğine işaret eden Seher, "AKP herne kadar bu saldırıları başka örgütlere mal etmeye çalışsa da altında kendilerinin olduğu açığa çıktı. HDP sürekli sağduyu çağrısı yaptı ve tüm bu ırkçı kışkırtmalara sandıkta cevabını vereceğini hatırlattı" dedi. Seher, HDP'nin her fırsatta barışın teminatı olduğunu gösterdiğini kaydederek yapılan tüm faşist saldırılara rağmen 7 Haziran seçimlerinde tüm kamuoyuna göstereceklerini dile getirdi.


'HDP demokratik bir şeklide yürüyüşünün sonunu getirmek istiyor'


Gazeteci Banu Güven ise herkesin bu seçim sürecinde endişesi olduğunu kaydederek kendisinin de Diyarbakır'daki arkadaşlarına bir gün önceden "Umarım provokasyon olmaz" dediğini belirtti. Tüm bu saldırılara rağmen HDP seçmeninin ve HDP yöneticilerinin serinkanlılığını takdir ettiğini ifade eden Banu, "Demokratik bir şekilde amacına yürüyen ve bu yürüyüşün sonunu getirme gayretinde olan HDP'yitakdir ediyorum. Kendisine demokratik parlamenter bir rejime sahibim diyen hiçbir ülkede seçim süreçlerinde bu kadar saldırı olamamıştır" diye konuştu. Banu, daha iyi bir yaşam için tehditlere rağmen tüm yurttaşların korkmadan sandığa gitme iradelerini göstermesi gerektiğinin altını çizerek "Umarım 8 Haziran sabahı tüm yıldırmalara rağmen demokratik bir seçim gerçekleştirdik deriz. Biz gazetecilere düşen görev de bu olayı takip etmek, ısrarla bu olayların ardında"kim var" sorusunun cevabını bulmak olacaktır" dedi.



(ed/fk)