Urfa'da kadınlar için Yaşamevi var

09:06

JINHA

RIHA - Urfa'da Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği kadınlara ulaşarak kentteki kadın sorunlarını çözmek için mücadele veriyor. Akşamları kitap okuyan gündüzleri tartışıp çözümlemeler yapan kadınlar, önce kendileri öğrendi sonra da Urfa'daki kadınlara ulaşmaya başladı.

Urfa'da kendileri için sosyal yaşam alanı olmadığını ve hem kendileri hem de kadınlar için alanlar yaratmak isteyen başta ev emekçisi kadınlar bir araya gelerek 11 yıl önce Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği'ni kurdu. Tüzük gereği 14 kişiyle kurulan derneğin şu anda 100'e yakın üyesi var. "Ne yapabiliriz" diye düşünüp tartışma yürüten kadınlar, Diyarbakır'da Selis Kadın Derneği olduğunu öğrenince "Diyarbakır'da kadınların dernekleri var biz neden yapmayalım" sorusuyla yola çıktı. Tüzüğün ne olduğunu dahi bilmezken inançlarıyla yola çıkan kadınlar kararlılıkla derneklerini açtı. Hukukçu kadınlarla birlikte onlardan da destek alan kadınlar, derneğin neler yapması gerektiğini de tartışmaya başlayıp, hem çalışıp hem de öğrendi. Kuruluşunu bu şekilde anlatan derneğin yönetiminde yer alan Serpil Geyik, kendilerine "4-5 kadın canları sıkılmış bir dernek oluşturmaya çalışıyor" diye baktıklarını tüm zorlanmalarına karşı resmi olarak derneklerini kurduklarını anlattı. Dernek binaları da olmadığı için bir süre sendikalarda toplanıp kitap okudu. Kadına dair kitaplar okuyarak cinsiyetçi bakış açısını, eril zihniyetin kadına dayattıklarını çözümleyen kadınlar, akşam evlerinde okudukları kitapları da gündüz bir araya gelerek kendi aralarında değerlendirdi. Öğrendiklerini başka kadınlarla da paylaşmak, onların sorunlarına ortak olmak için çalışmalarına başlayan kadınlar bir süre sonra dernekleri için bir yer açtı.

Kadınlara dokunmaya başladılar

Önce bir bodrum katı kiralandı dernek için. Kadınlar kendileri boyadı, temizledi, evlerindeki tabağı, çatalı, kitabı derneğe götürdü. "Kim bu kadınlar" tepkileriyle karşılaşan dernek üyeleri sokağa çıkıp kapıları çalmaya başladı. İlk günlerinde yaşadıklarını bu şekilde anlatan Serpil, "Bir şeyler yapmanın mutluluğu bambaşka. Senin gibi kadınlara dokunmak çok farklı" diyerek 11 yıl öncesinde yaşadıkları heyecanı anlattı.

"Yaşamevi olarak önce birbirimize sonra diğer kadınlara dokunduk" diyen Serpil, zamanla derneğe avukatların katıldığını, gönüllü psikologların olduğunu söyledi. Eğitimler vermeye başladıklarını belirten Serpil, "Birbirimizin sorunlarını bilmiyorduk. Ev içindeki soruna devlet bile elini sürmek istemiyor. Sorununu kendisi halletsin diye bakılıyordu. Biz sorunlarımızı çözmek için bir araya geldik" dedi. İlk yıllarında zorluklar çektiklerini polislerin kendilerine "Neden buradasınız" diye sorduğunu, toplumun da bu şekilde tepkileri olduğunu söyleyen Serpil, "Biz yılmadık direnerek bugüne geldik" diye konuştu.

'Urfa'da kadının adı yok'

Dernek Başkanı Özlem Ulutaş Şengül de Urfa'daki kadın sorunlarını anlattı. "Urfa'da kadının adı yok. Bir görünürlüğü var ama kadının adı yok" diyen Özlem, kadının kendini kadın olarak var edemediğini dile getirdi. Kadının eril zihniyetin yarattığı sınırlar çerçevesinde sosyal hayata karıştığını, çalışma yaşamına dahil olabildiğini belirten Özlem, Urfa'da ciddi bir istihdam sorunu olduğunu vurguladı. Bu nedenle kadınların ailelerindeki erkeklere ekonomik anlamda bağımlı kalmak zorunda kaldığını vurgulayan Özlem, her yıl Türkiye'nin 50 kentine Urfa'dan kadınların mevsimlik tarım işçisi olarak göç etmek zorunda kaldığını ifade etti. Sonbaharda çapaya giden kadınların ilkbaharda soğan, yazın da pamuk ve fındık toplamaya gittiğini belirten Özlem, yılın büyük bir bölümünü kendi evlerinden uzakta, çadırlarda sağlıksız koşullarda yaşayarak geçirdiklerini dile getirdi.

'Esnek çalışma dayatılıyor'

Urfa'da yeni yeni sanayi yatırımlarının olduğunu ancak "Urfa'yı bölgenin Çin'i yapacağız" söylemi olduğunu bunun de ucuz iş gücü ve esnek çalışma anlamına geldiğini vurgulayan Özlem, kadınların işe girdi çıktı sürelerinin çok kısa olduğunu söyledi. Kadına esnek, geçici çalışmanın dayatıldığını belirten Özlem, köylerde ve yoksul mahallelerde genç kadınların günlük işlere gittiğini söyledi.

'Kız çocukları okula gönderilmiyor'

Kız çocuklarının da hem erkek egemen zihniyet hem de mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle okula gidemediğini belirten Özlem, kız çocuklarının okula gitme oranının Türkiye ortalamasının altına olduğunu kaydetti. Kız çocuklarının okula gitmesiyle ilgili hükümet ve AB destekli projelerin de sadece istatistiki verilerin olumlu çıkması için yapıldığını eğitim alanında dönüştürücü bir etki yaratmadığını belirten Özlem, Urfa'daki kadınların sorunlarına ilişkin şunları anlattı: "Kadınların anadilde kendini ifade etme sorunu var. Arap ve Kürt kadınları kendi dillerinde kamu hizmeti alınmadığı için kendilerini ifade edemiyorlar. Hastanelerde, okullarda diğer kamu kurumlarında kendilerini ifade edemiyorlar. Eşleriyle, çocuklarıyla gitmek zorunda kalıyorlar. Kentsel planlamada kadın ihtiyaçları göz ardı ediliyor. Dolmuş şoförleri çocuklu kadınları almak istemiyorlar. Kentin planlamaları yapılırken, bütçesi oluşturulurken cinsiyet duyarlılığı yok. Kadın ihtiyaçları gözetilmiyor. Kadınla ilgili alanlarda çalışma yapan tüm yöneticiler erkek."

'Çalışarak kadınlara ulaştık'

11 yıllık çalışmaları sonucunda Urfa'da kadınların sorunlarını çözmeye çalışan bir dernek olduğu algısının oluştuğunu belirten Özlem, "Mahalle çalışmaları yapıldı, ev ev dolaşıldı, ev toplantıları yapıldı, okullara gidildi, birkaç kez camilerde eğitimler verildi. Yerel yönetimlerle kısmi işbirlikleri yapıldı. Psikologların katılımıyla kadınların gelmesi sağlandı. İnsanlara ulaşıldı ama elbette yeterli değil. Çünkü Urfa çok büyük bir şehir çok fazla kadın var ve çok fazla kadın sorunu var. Sıklıkla hukuk eğitimleri veriyoruz. Psikolojik danışmanlık yapıyoruz. Aile içi iletişim, kadın sağlığı, kadın hakları konularında eğitimler veriliyor. Bunlar ekonomik koşullara da bağlı ama biz Urfa'da merkezde birçok mahalleye girmeyi başardık" dedi.

'Birlikte çözüm üretilmeli'

Özlem kadın sorunlarını çözümünde öncelikle kalıcı, güvenceli istihdam alanlarının yaratılması gerektiğini, kreşlerin olması gerektiğini belirtti. Sağlık hizmetlerine erişim imkanlarının artırılması gerektiğini vurgulayan Özlem şunları belirtti: "Koruyucu, önleyici sağlık hizmetleri verilmeli. Çevre sağlığı, aile planlaması gibi konularda hastanelere erişemeyen kadınlara mahallelere gidilerek eğitimler verilmeli. Yerel yönetimler kalkınma planlarında, bütçelerde kadına yönelik ayrıcalıklar vermeli. Cinsiyete duyarlı bütçe ve projeler hazırlanmalı. Sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin sorunları doğru şekilde analiz edip ortak çözümler üretebileceği alanlar gerekiyor."

(gc-sh/dc/mg)