Pelda'nın son sözleri: Hepimiz ateş olduk ve bu ateş DAİŞ'i yakacak
09:12
Zeynep Akın/JINHA
ÊLIH - DAİŞ çetelerine karşı Kobanê direnişinde yaşamını yitiren Pelda Sağlam (Arin Dersim), çocukluğundan itibaren baskılara karşı mücadele eden bir kadın oldu. Pelda'nın son sözlerinin "Kobane şuan bir cehennem olmuş durumda ve o kadar derin bir cehennem ki hepimiz ateş olmuş durumdayız ve bu ateş DAİŞ çetelerini yakacak" olduğunu söyleyen ailesi Pelda'yı anlattı.
Rojava'yı çetelerden kurtarmak için fedai eylem gerçekleştiren Arin Mirkan ve bedenlerini siper eden YPJ'li kadınlar dünyanın gündemi oldu. Çetelere karşı direnişe katılan Pelda Sağlam (Arin Dersim) 28 Eylül 2014'de fedai eylem gerçekleştireceği sırada yaşamını yitirdi. 1991'de Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Akdere (Tirbesipî) köyünde doğan Pelda'nın yaşamı çocukluğundan itibaren baskılara karşı mücadeleyle geçti. Daha 4 yaşındayken başlıyor Pelda ve ailesinin üzerindeki baskı. Amcası PKK saflarına katıldığı için sürekli evlerine baskınlar düzenlenirken ailesi, "Ya onu dağdan getirirsiniz ya da köyü terkedersiniz" tehditleriyle karşı karşıya kaldı. Baskılara dayanamayan 4 aile köyden göç ederek Adana'ya yerleşiyor. Metropolde büyük zorluklarla yaşam mücadelesi veren aile kentte hiçbir zaman yaşadıklarını ve kendi kimliklerini unutmadı. Annesi Mekiye Sağlam, "Köyde çok güzel bir yaşamımız vardı. Eşim işkence gördükten ve metropole göç ettikten sonra çok zorluk yaşadık. Sonra biraz toparlandık. Adana'ya gittik orda da çocuklarımın asimile olmasına izin vermedim" diyerek o günleri ve kızını anlattı:
'Arin'in müthiş bir bağlılığı vardı'
"Çocuklarım davayla büyüdü. Ama Arin'in davaya olan aşkı başkaydı, müthiş bir bağlılığı vardı. O yüzden şehitleri anlatmak bizi aşıyor, söylediğimiz her şey eksik kalıyor. Eylemler olurdu her üç çocuğum beraber giderdi ben de onların peşine takılırdım. Ben de bazen söylenirdim 'üçünüz birden gidiyorsunuz bir şey olursa üçünüz birden gidersiniz' diye. Arin'e 'sen eve gel' diyordum, kızardı. 'Onlar erkek bir şey demiyorsun ben kadınım diye beni engellemeye çalışıyorsun' derdi. En büyük oğluma sen gel yeni cezaevinden çıktın diyordum o da teyze sen kimsin seni tanımıyorum diye şaka yapardı."
Pelda için "Öyle dolu bir yaşamı vardı ki küçük yaşına koca bir ömür sığdırdı" diyen Mekiye, ağabeyinin tutuklanmasından 2 ay sonra Pelda'nın 17 yaşında PKK'ye katılmak için evden çıktığını ancak Van'da yakalandığını söyledi. Babasının gidip Pelda'yı aldığını ancak onun "Yine gideceğim kalmam artık burada" dediğini anlatan Mekiye, Pelda'nın gözaltında işkence gördüğünü belirtti. Mekiye kızının giderken kendisine, "Geçen sefer gittim siz yoktunuz elinizi öpemedim, bu sefer elinizden öpüp vedalaşmak istiyorum' dedi. Ben de 'kızım bu kadar çok istiyorsan git' dedim" diye konuştu.
'Tellerin arasından el salladık birbirimize'
Kızını gördüğün söyleyen Mekiye yaşadıklarını, duygularını ve Pelda'yı şöyle anlattı:
"Arin 3 üniversite okusaydım yine buradaki eğitimi alamazdım. Burada öğrendiğimi orada öğrenemezdim. Türk Devleti de buna müsaade etmezdi zaten. Burada yüzmeyi, iğne serum yapmayı, araba sürmeyi, otlarla ilaç yapmayı öğrendim' diyordu. 2 yıl sonra onu yine görmeye gittim ama göremedim. Fedai olmuştu. 'Arin burada yok' dediler o zaman Rojava'ya gittiğini tahmin ettim. Onu göremeden tekrar döndüm" diye konuştu. Onu görmek için 24 saat televizyon önünde oturdum. Birgün televizyonda Xebat Derik merasiminde gördüm. Birkaç kişiye sordum 'burası Serekaniye' dediler. Rojava'ya gidip onu görmeye karar verdim. Sınırda birkaç kişiyle görüşürken tesadüfen biriyle konuşurken ben de Arin'in numarası var dedi. Hiç beklemediğim bir tesadüfle karşılaştım. Aradık onu, 'bana eve git buralar tehlikeli' dedi. Ben de 'seni görmeden asla eve gitmem' dedim. Tellerin yanına çağırdı beni 'uzaktan birbirimizi görmüş oluruz' ddei. Çıktı uzaktan bana el salladı. 'Anne bak birbirimizi gördük git' dedi.
'Saçlarıma kanı sürersin'
Eve döndükten birkaç ay sonra tekrar gittim. Binbir zorlukla Arin'in bulunduğu yere vardım. Biz oturup konuşurken, 'Anne sana bir vasiyetim olacak. Savaşın içindeyiz eğer yarın öbür gün şehit olursam benim cenazemi buradan götür, bizim evin salonunda kına yoğurup tüm misafirlere dağıt ve saçlarıma kına sürersin. Cenazemi omuzunuza alırken de Xelil Xemgin'in Rakın Rakın Egidemin Rakın şarkısını çalarsınız ve hiç ağlama sürekli zılgıt çalarsın' dedi. Arkadaşı 'heval Arin sen fedaisin belki de parçaların bile kalmayacak' dedi. O ise, 'Olsun. En büyük parçamı alsınlar o da yoksa toz haline gelsem bile beni al götür' dedi. Oturup ağladım orada. 'keşke bunu söylemeseydin' dedim. O da 'anne ben ölsem de senin çok sayıda çocuğun var dedi.
'Anne seni özledim gel'
Aradan aylar geçtikten sonra ilk 'Anne seni özledim gel' dedi. Çok sevindim normalde gel demezdi bana ihtiyacın var mı dedim benden bir telefon istedi. Kalktım gittim beni götürenler telin ardına bıraktılar beni ve 'bu yoldan düz ilerle sağa sola gitme mayın bölgesidir' dediler. Ben tam ilerlerken Türk askerleri ateş açmaya başladılar. Ben yine de yolumdan dönmedim gittim. Arin'in yanına vardım. Teller üzerinden atlayınca kolumdan ve bacağımdan yaralandım. Arin diğer odaya geçtim. Yaralarım sızlıyordu açıp baktım. O da gelip gördü ve sarıldı bana. Öperek 'Kurban olduğum anam benim yüzümden yaralanmışsın' deyip çok üzülmüştü. Ben de 'bir şey olmaz ağrımıyor bir haftaya geçer' dedim. Yanımda ona güzel lüks bir telefon götürmüştüm, 'Anne utanıyorum bu telefonu taşımaktan, bunlar bize göre değil' diye söylenmişti bana.
'Anne misafirin olacağım'
Arin'in şehit olacağı gece 23.00'da Arin'i arayıp uzun uzun konuştum. Sürekli 'anne belki misafirin olacağım' diyordu. Arin'in bu sözleri beni sevindirmiyor korkutuyordu. Çünkü fedaiydi ve gelirse şehit olup gelecekti. Yanındaki arkadaşları da benimle konuştu 'daye Arin bizi dinlemiyor kızına akıl ver gideceğim diyor' dediler. Bende fedai eylem yapmaya karar verdiğini anladım. Telefonu kapattım içimde bir sıkıntı vardı 20 dakika sonra tekrar aradım, ama Arin'e ulaşamadık. Sabaha kadar aradık onu ama ulaşılamadık. 28 Ekim'in akşam 21.00'da Amed'den babasını aradıyıp bize misafir geleceklerini söylediler. Babası da 'Heval Arin şehit mi düştü' diye sorunca 'Evet' dediler. Arin şehit düştü ama YPG/YPJ sağolsun, önderlik sağolsun, o vatanı şerefi için şehit düştü, Arin bizim onurumuzdur, bizde ona layık olmaya çalışacağız."
'Arin çok asi bir kadındı'
Pelda'nın ablası Selma Sağlam ise, "Arin'i anlatmak imkansız onu görmek onu yaşamak lazımdı. Çok asi bir kadındı, çok küçük yaşta gerillaya katıldı ve gittikten 4 sene sonra sesini duyabildim" diye konuştu. "Onu görürüm umudu vardı hep içimde, ama onu görmek bana nasip olmadı. Bana 'kızın olursa ismini Avesta koy. Avesta'yı Kürtçe büyüt hep Kürtçe konuşsun' diyordu" diyen Selma,"Kızım onu hiç görmemiş tanımıyordu, bir gün Arin televizyonda konuşurken kızım Avesta, 'bu benim teyzem Arin' dedi" ifadelerini kullandı. Pelda'nın Paris'te katledilen Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız'ı çok sevdiğini söyleyen Selma, Pelda'nın Sakine Cansızla ilgili anısını anlattı: "Bir ara bana bir anısını anlattı. 'Heval Sara yanımızdaydı ve ödüller veriliyordu ben Biksi Ödülünü, kemerini aldım. Oturup muhabbet ettik ve bana 'bir şarkı söyle' dedi. Ona şarkı söyledim ve sesin çok güzel sende benimle Paris'e gel dengbej olursun dedi. Bende ona ben denjbejlik için gelmedim ki buraya ben savaşmaya, özgür yaşama geldim diyerek onu reddettim. Heval Sara çok değerli, çok güzel bir arkadaştı, şehadete gideceğini bilseydim ona uzun uzun sarılırdım içimde yara olarak kaldı."
'Bir şarkı daha söyleyelim ve son olsun'
Pelda ile son konuşmasını anlatan Selma, "Abla son kez bir şarkı daha söyleyelim ve son olsun dedi ve birlikte şarkı söyledik. Annemi yalnız bırakma bayram geliyor onunla kal dedi, Mevlana şekerinin çok severdi bayramda Mevlana şekeri al misafirlere dağıt dedi. Bak sana söylüyorum sonra söylemedi deme dedi. Bir şeyler olacağını anlamıştım" diye konuştu.
(gc)

