Kadınlar: Katliamsız bir dünya için öz savunma şart!

09:03

Bêrîtan Elyakut/JINHA

AMED - Türkiye'de artarak devam eden kadın katliamları 2015 yılında da hız kesmeden devam etti. Diyarbakır'daki kadın kurumları, kadın katliamlarının önlenmesi için öz savunmanın önemine dikkat çekerek, öz savunma bilincinin ve yasaların değişmesi için mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.

Türkiye'de kadın katliamları hız kesmeden devam ediyor. 2015 yılının son 4 ayında 100'ü aşkın kadın, erkekler tarafından katledildi. Kadın katliamlarının hız kesmediği Mayıs ayında ise katledilen Rojavalı genç bir kadının ismi halen belirlenemedi. Türkiye'de 10 kadından 4'ü fiziksel şiddete, yüzde 80 oranında kadın ise psikolojik şiddete maruz kalıyor. Kadınların fiziksel şiddete, psikolojik şiddete ve katliamlara maruz kalmasına dönük değerlendirmeler yapan kadın kurumları yaşanan katliamların ideolojik ve politik olduğunu belirtirken, öz savunmanın önemine işaret etti. Epidem Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Azize Kaya, kadın katliamlarının AKP hükümetinin iktidarda bulunduğu süre zarfı içerisinde artış gösterdiğine dikkat çekerek, "Ortalama günde 5 kadın katlediliyor. Bu katliamların tümü erk zihniyetinin ve devletin kadın üzerindeki tahakkümünün göstergesidir" dedi.

Kadınlar öz savunma esasıyla örgütlenecek

Azize, kadın bedeni üzerindeki tahakkümü ortadan kaldırmak adına kadın kurumlarının çalışmalarını yükselteceğini ifade etti. Kadınların kendini gerçekleştirmek istediği anlarda, kimliğine, bedenine sahip çıktığı anlarda saldırıya maruz kaldığını dile getiren Azize, "Devletin beslediği yasalarla ve erkeğin hükmetmek istediği nedeniyle kadınlar sürekli olarak katledildi. Kadınlar artık kendi öz savunmalarını elleriyle gerçekleştirecek. Yasalardan, erkeklerden ve mevcut düzenden beklenti halinde olmadan öz savunmasını meşru şekilde ortaya koyacaktır" diye konuştu.

'Yasaları dönüştüreceğiz'

Amida Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Leyla Simedurmaz, her geçen gün kadın katliamlarının artarak devam ettiğine değinerek, dünya ortalamasının üzerinde olduğunu ve saldırıların tümünün politik olduğunu dile getirdi. AKP hükümetinin kadına dönük hayata geçirdiği politikalar nedeniyle saldırıların arttığına vurgu yapan Leyla, "Kadına dönük saldırıların AKP hükümetinin eliyle gerçekleştiğine inanıyoruz. Bu saldırılar karşısında kadınlar olarak öz savunmamızı geliştireceğiz. Elimizden geldiğince yasaları dönüştürme yönünde çaba sarf edeceğiz ve mücadelemizi güçlendireceğiz" dedi.

'Katiller en az ceza ile mükafatlandırılıyor'

Kadın cinayetlerinin devlet ve halk tarafından meşrulaştığına dikkat çeken Epidem Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Ruken Ünsal, yasalarda kadın katliamlarına dönük maddelerinin hayata geçirilmediğini ve katillerin en az ceza ile mükafatlandırıldığını belirtti. Basın yoluyla katliamların daha fazla meşruluk kazandığına değinen Ruken, 'cinnet geçirdi', 'kadın evden kaçtı', 'eşini aldattı' söylemleriyle de basının cinayetleri daha fazla meşrulaştırdığına vurgu yaptı. Ruken, "Biz kadın kurumları olarak ve kadınlar olarak tüm katliamlara karşı öz savunmamızı güçlendirerek var olan yasayı değiştireceğiz. Yasaların ve basın dilinin kadının beyanını esas alması noktasında çalışmalarımızı güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı.

'Öz savunma anayasada tanımlanmalı'

Epidem Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Neslihan Başak, Meksika hükümetinin tecavüze uğrayan kadının tahliyesini ve siyasete atılmasını Türkiye'ye örnek olması gerektiğini dile getirdi. Meksika modelinin Türkiye ve Kürdistan'da yaşayan kadınların ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Neslihan, Türkiye'de Meksika'nın aksine kadınların daha yüksek cezalarla bastırılmaya çalışıldığını ifade etti. Neslihan, Türkiye anayasasında öz savunmanın tanınması gerektiğini söyleyen Neslihan, "Yasalarda meşru müdafaa olsa dahi kendi anayasasında yazan maddeleri tanımayan bir ülke gerçekliğiyle yüz yüze yaşıyoruz. Her yerde bir erkek tehdidi ile karşı karşıyayız. Yargıyı ancak baskı yaparsak değiştirebiliriz. Yasaların kadının beyanını esas alması için öz savunmayı tacizcilerin içerisinde yaşama geçirmeliyiz. Kadını teşhir etmekten çok erkeği teşhir edecek şekilde çalışacağız" dedi.

'İsyanımızı büyüteceğiz'

"Kadına dönük şiddet toplumsal eşitsizliğin dibi" diyen Amida Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Evin Güleker, yeni doğan çocuğa toplum tarafından roller biçilerek sınırlandırıldığını ifade etti. Sınırların dışına çıkan kadın ise baskıya, tecavüze ve ölüme terk edildiğini söyledi. Evin, "Bizim buradaki en büyük felsefemiz kendi yaşam alanlarımızı ve sınırlarımızı yeniden çizmekten geçiyor. Kadın iradesini, bakışını ve mücadelesini yükselterek yaşamı yeniden inşa edeceğiz. Bugün öldürülen kadınların künyesine baktığımızda isyan ettiğinden kaynaklı öldürülmüştür. Bizi yöneten siyasal iktidar gittikçe muhafazakarlaşan bir neoliberal bir dünya sistemi oluşturarak kadını hapsetmek istiyor ancak biz buna 'dur' diyerek isyanımızı büyüteceğiz" diye konuştu.

'Katilleri, tecavüzcüleri, tacizcileri teşhir edeceğiz'

Kadınlar olarak tecavüze uğrayanın adını bildiklerini ancak tecavüzcünün ve katillerin adını bilmediklerini dile getiren Evin, bundan sonra tacize, tecavüze, katliama uğrayanların değil bire bir faillerin isimlerini teşhir edeceklerini belirtti. "Ortada bir kadın sorunu yok erkek sorunu var" diyen Evin, erkek sorununun aynı zamanda devletin sorunu olduğunu dile getirdi. Evin, "İçinde yaşadığımız toplumda artık katliamlar normalleştirildi ancak hiçbir katliam normal değildir. Katliamlara, tacizlere, tecavüzlere sessiz kalmayarak yanı başımızda yaşananlara sessiz kalmayarak yasaları kendi lehimize çevirerek yaşamalıyız. Kadınlar acil bir durumda ne yapması gerektiğini bildiği gibi şiddete uğradığı an ne yapması gerektiğini bilerek öz bilinci geliştirmelidir" ifadelerini kullandı. Evin, tüm kadınları katliam ve şiddet konusunda duyarlı olmaya çağırarak, tüm kadınları kendileriyle ortaklaşması gerektiğini söyledi.

(mg)