DAİŞ'ten kurtulan Êzidî kadından çağrı: Esir kadınları kurtarın
09:06
Tuğba Akyılmaz/JINHA
ŞENGAL - DAİŞ'in elinden kurtulmayı başaran ve yaklaşık bir aydır Şengal dağlarında yaşam mücadelesi veren 35 yaşındaki A.S., çetelerin elinde hala binlerce kadının esir olduğunu belirterek, "Kadınların sesini duyun ve onları kurtarın" çağrısında bulundu.
Şengal'e 3 Ağustos 2014 yılında saldıran DAİŞ çetelerinin alıkoyduğu binlerce kadın hala köle pazarlarında satılmaya devam ediyor. Şengal'e bağlı Koço köyüne saldıran DAİŞ çetelerinin 3 çocuğuyla beraber aylarca alıkoyduğu 35 yaşındaki A.S., yaklaşık bir aydır özgür. DAİŞ'in elinden bir ay önce kurtulmayı başaran A.S., şimdi ise ailesi ile birlikte Şengal dağlarında yaşadığı travmayı atlatmaya çalışıyor. A.S. esir günlerini JINHA'ya anlattı.
Önce tüm köyü esir aldılar
Çetelerin Koço köyünü işgal ettikleri zaman beyaz bayrak kaldırdıkları taktirde onlara birşey yapmayacaklarını belirttiklerini ifade eden A.S., "Büyüğümüze yani muhtarımıza evinizden çıkmayın ikindi vakti gelip bir kahvenizi içeceğiz dediler. Ebu Hamza adında biri geldi muhtarımızla konuştu. 'İşinizin başına dönün size bir şey yapmayacağız. Köyünüzde rahat hareket edebilirsiniz. Birkaç gün içinde Şengal'e gidelim o zaman sizde Şengal'e gidebilirsiniz şimdi köyünüzden çıkmayın' dediler. Sonra tekrar geldiler ve 'pazartesi günü de geleceğiz o güne kadar Müslüman olmanız gerekiyor' dediler. Pazartesi günü muhtarımız onlarla konuştu 'bakın etrafımızın hepsi Müslüman şimdiye kadar bir şey olmadı. Biz kendi dinimize göre yaşayalım siz kendi dininize göre' dedi. Onlarda yarına kadar bir cevap vereceklerini söyledi. Ertesi gün gelip bize Êzidîlerin affedildiğini kendi dinimizde kalabileceğimizi söylediler. Bizlerde çok sevindik. Muhtarımız da tüm malımızı, mülkümüzü onlara vereceğimizi, burada yalnız bizim kaldığımızı ve Êzidîlere ulaşmamız için bize izin vermelerini istedi. Bize üç gün sonra haber vereceklerini söylediler. Üç gün geçti ancak gelmediler. Sorumlularını aradık şimdi Musul'da olduğunu ve dönünce Şengal dağlarına gitmemize izin vereceğini söyledi" diye anlattı.
'Önce kız ve erkek çocukları aldılar'
"Sonra bir anda biz öğlen yemeğinin üstündeydik köyün etrafını tuttular. Üst düzey sorumlularından biri geldi. Çok kalabalıklardı. Her damda iki üç kişi her kapı önünde bir kişi vardı. Arabalar, dokçalar ve iki tane tır geldi" diye saldırı gününü anlatan A.S., çetelerim nüfus cüzdanlarını alıp tüm köyü okulda topladıklarını söyledi. A.S., "Ortaya bir battaniye indirip tüm paralarımızı, altınlarımızı bunun üstüne bırakmamızı, üst aramasında kimin üzerinde bir şey çıkarsa elinin kesileceğini söylediler. Sonra da 'telefonlarınızı bırakın' dediler. Okul iki katlıydı. Kadınları üst kata çıkardılar. Bizde halkımıza ulaşalım altın, para umurumuzda değildi. Genç kadınları, yaşlı kadınları ve erkekleri ayırdılar. Önce erkekleri arabalarla götürdüler hala da onlara ne olduğunu bilmiyoruz. Daha sonra kadınları ve çocukları araçlara doldurup Şengal'e getirdiler. Bizi dağa götürüp bırakacaklarını sanıyorduk. Akşama kadar orda kaldık. Saat 8.00 olunca 13, 14, 15 yaşındaki kız ve erkek çocuklarını ayrı bir yere koydular. Genç kızları Musul'a, erkek çocuklarını Tılafer'e götürdüler. Bizim gibi çocuklu kadınları ve yaşlı kadınları orada bıraktılar. O akşam orada yattık. Ertesi gün yaşlı kadınları da götürdüler. Onlara ne yaptıklarını bilmiyoruz. Saat 10.00'da ise kalanları da Tıl Afer'e götürüp bir okula koydular" dedi.
'Ellerinde Yahudi kadınlar da var'
Tılafer'deki okulda yaklaşık 20 gün kaldıklarını dile getiren A.S., "Buradaki koşullar çok kötüydü. Çocuklar ölmek üzereydi. Her gün gelip bizi oradan çıkarmak istiyorlardı ancak biz diğerlerine ne yaptıklarını söylemedikleri sürece çıkmayacağımızı belirttik. Daha sonra gelip sopalarla bizi dövüp dışarı çıkardılar. Arabalara bindirip Tılafer'de çok eski iki köy olan Kesıpmihrap ve Kızılqiro köylerine götürdüler. Burada her 4-5 aileyi bir eve yerleştirdiler. 3 ay burada kaldık. Daha sonra bizi Rakka'ya bir mezraya götürdüler. 'Sizi Suriye'ye sattık' dediler. Buradan da bizi Humus, Şeddadi, Hol gibi şehirlere dağıttılar" diye anlattı. "Suriye'de Êzidî kadınlarının satılmadığı şehir kalmadı" diyen A.S., sıklıkla kura çekilerek satıldıklarını söyledi. Rakka'ya yaklaşık 400, 500 kadın grubuyla götürüldüklerini söyleyen A.S., "Kadınları cariye olarak alıyorlar. Her birinin birkaç cariyesi var. En son esir olduğum Şeddat bölgesinde yaklaşık 40 esir Yahudi kadın da vardı. Suriye'nin bir köyünden getirmişlerdi" diye belirtti.
'Kuranı ezberlemem şartıyla kurtuldum'
A.S., "Beni yaklaşık 44 kişinin olduğu bir dokça yapım merkezini andıran bir yere sattılar. Burada bir süre kaldıktan sonra bölgenin bombalanmasıyla beraber beni satın alan adam da öldü. Beni amcasının oğlu satın aldı. Onun evli olduğu kadın Hasekêli bir Kürt'tü. Adam Kuranı ezberlemem kaydıyla beni özgür bırakacağını söyledi. 'Dediklerimi yaparsan sorun çıkmaz yapmazsan seni satarım' diye beni tehdit etti. Bende Kuran okudum, ezberledim, salavat çektim sonra beni azad etti" dedi. Çetelerde özgür olmanın tamamen özgür olmak anlamına gelmediğini sadece artık onun malı olmaktan çıktığı anlamına geldiğini söyleyen A.S., "Beni tamamen serbest bırakmadı, ama çarşı gibi yerlerde artık dolaşabiliyordum" diye anlattı.
'Oğlumu zorla savaşa götürüyorlardı'
Esir olduğu süre boyunca iki çocuğunun yanında olduğunu fakat bir oğlunun ise onların elinde olduğunu kaydeden A.S. sözlerine şöyle devam etti: "Oğlumun beynini yıkıyorlardı. Arada bir yanıma geliyordu 'beni cepheye götürüyorlar, adım artık Ebu Casım' diyordu. Çarşıda dolaşmaya başladıktan sonra internet kafede Dohok'taki aileme ulaştım. Ailem bir araba ayarladı ve ben de belirlenen yere gittim. Çarşaflı olduğum için çok dikkat çekmedim. İki oğlumu da kurtardım fakat diğer oğlum hala onların elide. En son Şeddat bölgesinden kaçtım. Burada çocuklara zorla din dersleri veriyorlardı. Büyük oğlum götürüldü. Ziyaretime geldiğinde size ne yapıyorlar diye sordum. Sürekli din dersleri verip savaşa götürüyorlarmış. Şimdi de Tıl Abyad bölgesine götürmüşler. Oğlumu orda zorla savaşa koyuyorlar."
'PKK'den korkuyorlar'
Çetelerin PKK'nin olduğu bölgelerden korktuklarına dikkat çeken A.S., "Özellikle kadın arkadaşlardan çok korkuyorlar. 'Onlar erkeklerden daha güçlü, çok iyi kanas kullanıyorlar ' diyorlardı. Eskiden bir yere gireceğiz deyince orayı alıyorlardı. Ancak bu son süreçte çok zayıfladılar ve gerilediler, eski güçleri kalmadı. Şimdi yalnızca kendilerini patlatıyorlar. Bir bölgenin ellerinden çıkacağını anladıkları zaman birkaç kişi kendini patlatıyor ve öyle ilerlemeye çalışıyorlar. Geçen 'Hasekê'ye gideceğiz' dediler. İki gün hiç kimse ortalıkta yoktu. Şeddat'ı boşaltmışlardı hepsi Hasekê'ye gitmişti. Daha sonra gelip orada 'PKK var başaramadık' dediler. Cebel Xılafa ve Hasekê tarafında çok sayıda çete öldürüldü" diye konuştu.
'Kadınların sesini duyun'
Çetelerin ellerinde hala çok sayıda Êzidî kadının esir olduğuna dikkat çeken A.S. son olarak, "Birçok Êzidî kadın okuma yazma bilmiyor, Arapça bilmediği için ise kaçmak için yol bulamıyorlar. Aileleriyle irtibata geçemiyorlar çünkü numaraları bilmiyorlar. Kadınların sesini duyun ve onları kurtarın" çağrısında bulundu.
(zd/mg)

