Ceyda Karan: Suriyeli mülteciler araç olarak kullanılıyor

09:27

JINHA

İZMİR - Uluslararası Af Örgütü İzmir Çalışma Grubu tarafından düzenlenen "Seçim Sonrası Türkiye'de Mülteci Politikaları" adlı konferansa konuşmacı olarak katılan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ceyda Karan, Türkiye'de mültecilerin Suriye'de rejimi değiştirmek adına araç olarak kullanıldıklarını ifade etti.


Uluslararası Af Örgütü İzmir Çalışma Grubu tarafından Fransız Kültür Merkezi'nde "Seçim Sonrası Türkiye'de Mülteci Politikaları" adlı konferans düzenledi. Konferansa Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ceyda Karan, Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Salih Ali, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İzmir Temsilcisi Coşkun Üsterci ve Uluslararası Af Örgütü Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ konuşmacı olarak katıldı. Konferansta Türkiye'ye göçen Suriyeli mültecilerin yaşadığı sorunlar, Türkiye'de mülteci politikaları konuşuldu ve AFAD başta olmak üzere yapılan çalışmaların istatistikleri sunuldu.

'Suriyeli mülteciler siyasi ajanda olarak kullanıldı'

Ceyda Karan, gazeteci olarak Türkiye'nin Suriye sınırında yaşanan mülteci krizine dair izlenimlerini ve Suriyeli mülteci krizinin kilit tarihi olarak verilen 29 Nisan 2011 tarihinden günümüze kadar yaşanan mülteci politikalarını aktardı. Suriye'deki isyanın tarihinin 15-18 Nisan 2011 olarak verildiğini söyleyen Ceyda, 29 Nisan'ın kilit tarih olarak verilmesinin sebebinin Türkiye'ye ilk mülteci girişinin bu tarihte olduğunu ifade etti. El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi öncülüğündeki cihatçı çeteler tarafından Cisr eş-Şuğur ve Hama katliamı ile Türkiye'ye gelen mültecilerin sayısının bine ulaştığını hatırlatan Ceyda, bu gelişmelerin ardından Türkiye tarafından bin 250 civarı kişi için eylem planı oluşturulduğunu söyledi.

'İnsan hayatına değer verilmeliydi'

Ceyda, 3 aylık eylem planının içeriğini şöyle ifade etti: "Jandarma Genel Komutanlığı ek birlikler kaydırıyor, TSK'ya ait sınır ötesinde sığınmacılar için güvenli bölge önceden oluşturuluyor. Göç dalgası için 30 milyon TL de devreye sokuluyor. Beklenti 500 bin ila 1 milyon mülteci. 3 aylık eylem planı bu. Bunu aslında şöyle düşünmek gerekiyor. Ankara yönetiminin o dönemde İHVAN devrimi yaptırarak Suriye'de rejimi değiştirmek için umduğu süre. Suriyeli mülteciler üzerinden bir siyasi ajanda kurgulama. İnsanları yerinden, yurdundan etmek çok fazla hesap edilmiyor, düşünülmüyor. Bütün yıl sonunda Suriyeli sığınmacıların sayısı yaklaşık 9 ila 10 bine çıkıyor. 19 Temmuz 2011 tarihinde basın bülteni ile Afet ve Acil Durum Yönetmeliği Başkanlığı (AFAD)'nın yaptığı açıklamaya dayanarak söylüyorum, Temmuz ortasında 15 bin 730 mülteci var Suriye'de, dönenler 7 bin 440. Yani 8 bin kişi gelmiş Türkiye'ye. Gazeteciler olarak biz o dönemde Davutoğlu'na mülteciler neden gelmiyor, neden geri dönüyorlar bu kadar hazırlığa rağmen şeklinde sorular soruyorduk. Kendisi de yanıt veremiyordu bu sorulara. Ama orada bir uluslararası müdahaleyi gerekli kılacak bir insani facia görüntüsü yaratmak çok işlevsel bir şey, insan hayatına değer verilmeliydi."

'Neredeyse mülteci duasına çıktılar'

2012 yılında Türkiye'de hükümetin neredeyse mülteci duasına çıkacak hale geldiğini ifade eden Ceyda, Türkiye, Amerika Birleşik Devleri ve CIA'nin Suriye devletini çökertmek ve rejimi değiştirmek için 18 Temmuz 2012'de savunma kurulu toplantısı sırasında Şam'daki meşhur patlamayı sağladıklarını söyledi. Patlamanın ardından Türkiye'de hükümetin mülteci duasının karşılığını bulduğunu belirten Ceyda, "2012 yazında Ürdün'de 22 bin 500, Lübnan'da 26 bin, Irak'ta 5 bin, Türkiye'de de artık o yılın sonlarında 70 bin Suriyeli mülteciye ulaşan bir sayıyı görüyoruz. O dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun hafızamdan hiç çıkmayan bir sözü vardır. Bir tanesi, 'Bütün Suriye gelse hepsini alırız' cümlesi, son derece sorumsuzca, düşüncesizce olduğunu düşündüğüm; diğer ise 'Bu artık bizim iç sorunumuzdur'. Yani Suriye'de 1200 kişinin dışarı çıkmasına sebebiyet veren, ya da bir yıl sonra bu rakamlara ulaşması Suriye'nin sorunu değil, Türkiye'nin sorunu. Bu tabi Panslavizm'in ve Osmanlıcılıkla bölgeye bakmanın tezahürü olarak karşımıza çıkıyor" dedi.

'Mülteciler araç olarak kullanıldı'

Türkiye'de yetkililerin Suriye'de rejim değişikliğini sağlamak için mültecileri araç olarak kullandığını söyleyen Ceyda, Türkiye sınırında kurulan kamplar daha sonra gelen insanlara geçici koruma statüsü verildiğini ancak kurulan askeri kamplarda ciddiyetle haber yapacak gazetecilerin alınmadığını, sadece kendi denetiminde yapılan kampa giriş çıkışları uluslararası alanda övgü almak, reklam yapmak için dış basına kampın kapılarını açtığını aktardı. Askeri kamplarda kalan Suriyelilerin gündüz Suriye'ye geçip savaştığını ve gece kampta soluklandığını ifade eden Ceyda, "Hatay ya da Kilis'ten kiminle konuşsanız size rahatlıkla anlatacaklardır, kitleler halinde, onlar yüzlerce kişi gündüz gidip savaşıp gece kampta dinlenmeye geliyorlardı. AFAD'dan defalarca bilgi istemiş, hiçbir zaman doğru düzgün bilgi alamamış, kamplara girmek için izin istemiş ve hiçbir zaman izin alamamış bir gazeteci olarak size bunları anlatıyorum ama hastanede tedavi edilenlerin haddi hesabı yok" diye konuştu.

'IŞİD aslında yerleşim yerlerinde egemen değil'

"Suriye'de nüfusun yarısı IŞİD'ın elinde" şeklinde aktarılan haberlerin de sadece muhalifler tarafında alınan bilgiler doğrultusunda yapıldığını ve dünya basınına servis edildiğini söyleyen Ceyda, "O dünya medyası da bir zamanlar Londra'da döner dükkanı olan, şimdi Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi ismi ile tanınan sonradan olan gazetecilerin sadece muhaliflerden aldığı bilgileri dünya medyasına pazarlaması sonucu ortaya çıkıyor. Suriye'nin yüzde 50'si dediğiniz çöl zaten. IŞİD aslında yerleşim yerlerinde egemen değil, o insanların çoğu iç göçle kent merkezlerine sürüklendiler" dedi.

'Suriyeli mültecilerin yarısı Türkiye'de'

Suriye'de 7 milyon iç mülteci, 4 milyon da dış mülteciden söz edildiğini aktaran Ceyda, Suriyeli mültecilerin yaklaşık yüzde 42'sinin Türkiye'de yaşadığını ifade etti. Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi'nden Doç. Dr. Murat Erdoğan, Mayıs ayında sunduğu çalışmayı aktaran Ceyda, yaklaşık 258 bin mültecinin kamplarda yaşadığını; 1 buçuk milyon mültecinin ise dışarda olduğunu; mültecilerin Urfa, İstanbul, Antep, Şırnak, Hatay olmak üzere 72 ilde Suriyeli mültecinin yaşadığını belirtti.

Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Salih Ali ise İzmir'de yaşayan Suriyeli mültecilerin sorunlarını aktardı. İzmir'de yaşayan Suriyeli mülteci sayısının 100 bine ulaştığını söyleyen Muhammed Salih, mültecilerin sağlık sorunu, eğitim sorunu, iş ve ev bulma sorunu yaşadıklarını ve ucuz iş gücü olarak kullanılmalarından ötürü yaşadıklarını sorunları aktardı.

(mh/gc)