İHD Kadın Komisyonu: AYM'nin kararı eril zihniyetlidir

13:42

JINHA

ANKARA - AYM'nin dini nikaha ceza getiren düzenlemeyi kaldırmasının çok eşlilik ve kız çocuklarının evlendirilmesinin önünü açacağını belirten İHD Kadın Komisyonu, böyle bir kararın ancak üyelerinin erkek olduğu bir toplulukta alınabileceğini, kararın tamamen eril zihniyetli olduğunu vurguladı. Komisyon tarafından yapılan açıklamada, yüksek yargıda görev yapacak yargıçlarda kadın erkek eşitliğinin sağlanması gerektiği belirtildi.


İHD Merkezi Kadın Komisyonu, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) imam nikahı yapanlara ceza getiren düzenlemeyi iptal kararını eleştirerek, kararı veren AYM üyelerinin hepsinin erkek olduğu, bu kararın kadın açısından yaratacağı mağduriyetlere dikkat çekti. Komisyon tarafından yapılan açıklamada, Anayasanın 13.maddesinde temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulmaksızın sınırlandırılmasında birçok sınırlandırma ölçütüne yer verildiği, ölçülülük ilkesinin de sadece bunlardan biri olduğu belirtilerek, aynı maddede demokratik toplum düzeninin gerekleri, Anayasanın sözü ve ruhu, laik Cumhuriyet ilkelerinden bahsedildiği vurgulandı.
Anayasa Mahkemesi kararı ile Türkiye'de resmi nikah olmadan din görevlilerinin imam nikahı kıyarak evlilik gerçekleştirmelerinin önünün sonuna kadar açıldığı, dini duygular ve değer yargıları üzerinden erkeklerin kadınları hukuksal bağlayıcılığı olmayan dini evlilik yoluyla istismar edebilmesinin önü açıldığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Peki, Türkiye'deki çocuk evliliklerle ve kadına yönelik cinsel suçlarla ilgili mevcut durum neyi ifade etmektedir. Türkiye İstatistik Kurumunun 17 Ocak 2014 tarihinde yayınlanan bir istatistiğinde sadece 2012 yılında 16-17 yaşında evlenen ve resmi nikahı olan kız çocuklarının oranının yüzde 6.7 olduğu ve sayısının da 40 bin 428 olduğu belirtilmiştir. Bilindiği gibi Türkiye'de ebeveynlerin izni ile 16-18 yaş arası kız çocukları resmi olarak evlenebilmekte olup bunun da değiştirilmesi ve çocuk evliliğin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Adalet Bakanlığının istatistiklerine göre 2014 yılında Türkiye'de 7 bin 709 cinsel saldırı suçundan, 18 bin 104 çocuklara yönelik cinsel istismar suçundan ve 13 bin 352 cinsel taciz suçundan olmak üzere toplam 39 bin 165 ayrı dava açılmıştır. Türkiye'de kadına yönelik cinsel suçların sayısının çokluğu ve çocuk gelin sayısının önemli bir sayıda olması anlaşılan Anayasa Mahkemesi'ni pek ilgilendirmemektedir."

'Mahkemenin kararı hukuka aykırı'


Suriye'de devam eden iç savaş nedeni ile Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan ve yaşama tutunmak için erkeklerin dini nikahı ile ikinci veya üçüncü eşi olmayı kabul eden Suriyeli sığınmacı kadınların, dini nikah kullanılarak köleleştirilen kadınların, DAİŞ isimli insanlık düşmanı çeteci yapının Musul pazarında köle olarak sattığı Êzidî kadınların hep akılda tutulması gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, Anayasa Mahkemesi kararının hukuka tamamen aykırı olup ancak tümünün erkek olduğu bir topluluğun verebileceği nitelikte eril zihniyet ürünü bir karar olduğu kaydedildi. Anayasanın 10. maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesinin düzenlendiği, kadın ve erkekler arasında eşitliği sağlayacak tedbirler alınmasının zorunlu olduğu ve bunu sağlamak için pozitif ayrımcılık yapılabileceğinin açıkça düzenlendiğinin altı çizilen açıklamada, AYM'nin bu kararı ile Anayasanın 14. maddesindeki kurala aykırı davranarak, kadınlar yönünden üstün kamu yararı ilkesini hiçe sayarak Türkiye'de kadınların erkekler tarafından istismar edilmesine sebep olacak vahim bir karar verdiği belirtildi.

'Mahkeme üyeleri toplumdan soyut yaşıyor'

Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmadığı ve sürekli kadınlar aleyhine gelişmelerin yaşandığı bir sosyal-siyasal ortam bulunduğu belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"BM 2014 yılı İnsani Gelişmişlik Raporuna göre toplumsal cinsiyet eşitsizliği endeksinde Türkiye 149 ülke arasında 69. Sırada yer almaktadır. Böylesi bir durumda resmi nikah olmadan dini nikahla evlilik gerçekleştiren görevlilere verilecek cezanın ortadan kaldırılması özgürlük olarak sunulamaz. Türkiye'nin giderek muhafazakarlaşan ve Ortadoğu coğrafyasında her türlü kökten dinci tehdide açık olduğu bir dönemde üstün kamu yararının hiçe sayılması, Anayasa Mahkemesinin toplumdan soyut bir şekilde yaşadığını ya da mahkeme üyelerinin muhafazakar kimliklerini özgürlükçü olarak topluma sunma isteğini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi özel hastanelerde biyometrik yöntemle kimlik doğrulamasını Anayasanın 20.maddesine uygun bularak SGK'nın maddi kayıplarının önlenmesinde üstün kamu yararından bahsetmiştir. Aynı mahkeme vermiş olduğu bu kötü kararda ise özellikle kız çocuklarının resmi nikâh olmadan evlendirilmesi noktasında din görevlilerine kolaylık sağlayarak üstün kamu yararını hiçe saymıştır.

'Yüksek yargıda kadın erkek eşitliği sağlanmalı'

Anayasa Mahkemesi İHD ve TİHV'nın Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin iptali için açtığı davanın Danıştay tarafından reddedilmesi üzerine bireysel başvuru yolu ile yaptığı başvuruda her iki insan hakları örgütünün dava açmada menfaati olmadığını belirtip adeta bizlerle dalga geçmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında tutarlılık sağlayamamış ve böylece kendisini tartışılır olmaktan çıkaramamıştır. Anayasa Mahkemesinin böylesi kötü kararlar vermemesi bakımından çeşitli önerilerimiz bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin başta toplumsal cinsiyet özgürlüğü olmak üzere dinsel, kültürel ve toplumsal konularda karar vermeden önce sosyal tarafları mahkemeye davet edip adeta onların mahkeme dostu sıfatı ile dinlemesinin faydalı olduğunu ve bu metodu mutlaka uygulaması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği TCK 230/5 ve 6.fıkraların yeniden yasalaşmasının sağlanması için TBMM'nin kanun çıkarması gerektiğini ve TBMM'nin Anayasa değişikliği gerçekleştirerek başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yüksek yargıda görev yapacak yargıçlarda kadın erkek eşitliğini sağlaması gerektiğini özellikle belirtmek istiyoruz."

(gc/mg)