Burcu Çolak: Cezaevleri devletin kendi suçunu örtmesi için vardır

19:16

JINHA

İSTANBUL - 'Eğitimciler soruyor; Çocuk cezaevlerinde neler oluyor' konulu panelde konuşan Toplumsal Dayanışma İçin psikologlardan Burcu Çolak, "Çocuklara kaybedildi potansiyel suçlu gözüyle bakmak yerine politik psikoloji temelli bakmak gerekir. Psikoloji cezaevlerinden çok uzak ve cezaevleri tamamen insan davranışını bozmak üzere kurulan bir yer" dedi.

Eğitim Sen 3 No'lu Şube Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Komisyonu tarafından "Eğitimciler soruyor; Çocuk cezaevlerinde neler oluyor" konulu panel düzenlendi. Taksim'de bulunan TMMOB Makine Mühendisleri Odası'nda düzenlenen panelde salona "Çocuk cezaevleri kapatılsın" pankartının asıldı. Panelde Toplumsal Dayanışma İçin psikologlardan Burcu Çolak, Sosyal Hizmetler Uzmanları Derneği'nden Cihan Aydın, Adli Tıp Uzmanları Derneği'nden Prof. Dr. Ümit Biçer, Ceza İnfaz Sistemi Sivil Toplum Derneği'nden Zafer Kıraç konuşmacı olarak yer aldı. Panelde ilk olarak Zafer Kıraç Türkiye'de cezaevlerinin durumuna ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Zafer, toplum içerisinde çocukların sürekli sürüklenir bir biçimde olduğuna dikkat çekerek, "Çocuk cezaevlerinin kapatılmasını isteyenler olarak suça itilmiş sürüklenmiş çocuklar kavramını kullanmıyoruz. Adalet sistemi içerisinde ki çocuklar diyoruz. Bu sistem de karakol, mahkeme, savcılık, tutukluluk süreci, hüküm süreci ve sonrasında denetimli serbestlik süreci bu adalet sistemi içerisinde çocuk kavramını kapsıyor" dedi.

'Çocukların travmalarını azaltmak lazım'

Çocukların adalet sistemi içerisindeki durumunun üç şekilde özetlenebileceğini söyleyen Zafer, "Bunları gözaltı durumu, mahkemeler ve kapatılma mekanları, tutukevi, çocuk koğuşu, eğitim evi olarak sıralayabiliriz. Gözaltı durumlarında karakollarda silahlı adamlar bulunuyor ve psikologlar yok. Mahkemeler de ise çocuk mahkemeleri sadece belirli illerde var. Çocuklar büyüklerin olduğu mahkemelerde yargılanmaya devam ediyor. Kapatılma mekanları içerisinde ise çocuklar büyüklere ait koğuşlarda kalıyorlar ve en önemli nokta onlardan haber alınamıyor. Devlet heyetleri içeri almıyor" diye belirtti. Zafer, kadın tutsaklar içinde aynı durumun söz konusu olduğunu ifade ederek, "Bütün illerde kadın tutuk evi olmadığı için iki üç kişi kalan kadınlar havalandırma hakkından sohbet hakkından eksik kalıyor" diye konuştu. Zafer, cezaevlerinin kapatılması noktasında iradenin alınmasıyla birlikte sonrası için tartışılması gerektiğini dile getirerek, "Kapatma vesilesi ve toplumu devleti ikna etme süreci epey zaman alacak. Hakları sürekli gasp ediliyor. Çocuklarımızın travmalarını azaltabilir miyiz diye düşünmeliyiz" şeklinde konuştu. Çocuk cezaevlerine ilişkin kampanya başlatacaklarını belirten Zafer, "Çocukların yetişkinler gibi 3 kapalı bir açık cezaevi görüşünün kaldırılması ve bütün görüşlerinin açık yapılması için kampanya başlatacağız" diye belirtti.

'Adalet konusunda devletin durumu sorgulanmalı'

Ardından konuşan Prof. Dr. Ümit Biçer'de "Küçük eller büyük hamleler ve alı konulmalar" isimli bir sunum gerçekleştirdi. Ümit, adalet konusunda devletin durduğu noktanın sorgulanması gerektiğine işaret ederek, "Her sene 10 binden fazla çocuk cezaevleriyle tanışıyor. Devletin 'Çocuklar için adalet projesi' adlı çalışmasında kullandığı görsel de bile bir korku teması yer alıyor. Siyah beyaz arkasında gerilim müziği eşlik eden bir görüntü yer alıyor ve görsel içerisinde yer alan çocuk sürekli olarak kendisinden büyük insan algısıyla hareket ettiriliyor" şeklinde konuştu.

Çocukların var olan sistem içerisinde tek başına kaldığını vurgulayan Ümit, "Gündelik hayatımızda giderek artan şiddet ortamı içerisindeyiz. Kullandığımız dilde bir yabancılaşma uzaklaşma var. Çocuk cezaevi meselesini değerlendireceksek hakikatle yüzleşmek durumundayız. Doğru değerlendirme için normlara değil bilgiye ihtiyaç var. Ama bilgileri toplayacak STK'ların cezaevlerine gidişleri sağlanmıyor. Hakikate ulaşamazsak adaleti beklemeyin" şeklinde konuştu. Ümit, ek olarak Türkiye'de adaletle karşı karşıya kalan her çocuğun istismara uğradığını dile getirdi.

'Çocukların durumuna politik psikoloji temelli bakmak lazım'

Psikolog Burcu Çolak ise, Silivri Kapalı Cezaevi'nde iki buçuk sene boyunca çalıştığı süreçteki deneyimlerinden bahsederek, "Çocuklara kaybedildi potansiyel suçlu gözüyle bakmak yerine politik psikoloji temelli bakmak gerekir. Psikoloji cezaevlerinden çok uzak ve cezaevleri tamamen insan davranışını bozmak üzere kurulan bir yer. Çocuklar cezaevlerinde hayatın kısıtlı kaynaklarını aldıkları için daha kötü geçiyor. Sosyal bilimlerle ilgili olduğu halde bu alandan çok uzak" diye konuştu.

İktidarın cezaevleriyle ilgili konuşmaları muhalif söylem olarak saymasının sosyologların konuşmalarını zorlaştırdığını dile getiren Burcu, "Orada olup bitenlerden psikologlardan ve sosyal bilimcilerden fikir alınmıyor. Sosyal bilimciler yalanın bir parçası gibi devletin açtığı yararları sarmalı düşünüşü oluyor. Bireysel olarak yapabilecek bir durum yok. İnsanın oraya gelişi bağlamsal toplumsal olarak düşünülmeden insanlar intikam düşünceleriyle oraya koyuluyor. Terapi odasında mahkumla konuşarak ona bir şey veremeyiz. Suçun ve cezanın sosyal bilimlerle ilişkilenmeden çözüme ulaşılamaz" dedi.

'Suçların toplum içerisinde çözülmesi gerekiyor'

Suçların kişiselleştirilmesinin yanlış bir davranış olduğunu belirten Burcu, "Hiçbir onarıcı yaklaşım yoksa şiddeti meşrulaştıran bir durumdan başka bir şeye dönüştüremez. Onarıcı adalet sistemi diye bir şey geliştirmeye çalışılıyor. Suçu toplum üretiyorsa bunun toplum içinde çözülmesi en sağlıklısıdır. İnsan toplumdan izole bir varlık değilse bunun sorununun toplum içerisinde çözülmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

Burcu, cezaevlerinin şiddet üreten bir yer olduğuna dikkat çekerek, "Her şey çok ortalama bile olsa cezaevi şiddet üreten bir yer insanın ihtiyaçlarına içinde istek barındıran yapısına aykırı olduğu için şiddet üretiyor orası. Cezaevlerinin iyileştirmeye çalışılması yerine isimi kaldırılarak daha farklı bir modele dönüştürülmesi gerekiyor" dedi. "Mahkum memura en ufak bir küfür ettiğinde bir sene ceza alıyor. Ama memur şiddet gösterdiğinde herhangi bir yaptırım almıyor. Bin 500 mahkum bir insan etmiyordu, onların fikri bir müdürün fikri kadar değerli değildi" diyen Burcu, psikologlar olarak cezaevi sistemin içinde olmalarının bir anlamı olmadığını ve çözüm olarak köktenci bir değişikliğin olması gerektiğini söyledi.

'Cezaevleri caydırıcı değildir'

Burcu'nun arından söz alan Cihan Aydın ise "İnsanın doğası ve çocuk adalet sistemi" adlı bir sunum gerçekleştirdi. Cihan, cezaevlerinin bir caydırıcılık merkezi olmadığını dile getirerek, "Cezaevlerinin caydırıcı olmadığı az araştırmayla bile görünür olduğu halde devlet cezaevi açmaktan vazgeçmiyor. Caydırıcılığın bilimsel gerçekliği yok. Dünyada davranış bilimlerinin fizik gibi bir bilim dalı olarak görmeliyiz. İnançlar üzerinden gidildiğinden sorgulamalar kısıtlı kalıyor" dedi. Cihan, meslek elemanları olarak pedagojiyi çok iyi bilmeleri gerektiğini ifade ederek, "Toplumsal ön yargının bilimsel anlamda hiçbir gerçekliği yok. Bu anlamda ki kalıtsallığı kabul edersek bir çocuk bir adamı öldürdüğünde yapabileceğimiz her hangi bir şey yok denilip bırakacağız. Koruyucu önleyici tedbir ön plana çıkarılmadığı ve radikal değişimlerin dile getirilmediği her müdahale sistemi besleyen bir mekanizmaya dönüşebilir. Çocuğun hakkını koruyacak uzmanlar görev alamıyor" diye konuştu.

Panel soru ve cevap bölümünün ardından sona erdi.

(dk-ödk/dc)