Beyza Üstün: Kapitalizm ve şirketler canlı yaşamı öldürüyor

09:05

Helin Yıldırım/JINHA

ANTALYA - Kapitalist sistemin yaşadığı krizlerden doğayı kullanarak ayakta kalmaya çalıştığını belirten HDP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Beyza Üstün, bölge ayrımı olmaksızın tüm suların şirketlere satıldığını, parası olmayanın suya erişemeyeceği bir dönemin başlayacağını söyledi. Buna karşı halkların mücadelesini de hatırlatan Beyza kadın özgürlük mücadelesi ile ekolojik mücadelenin de buluşacağını vurguladı.


Kar hırsı, evrende sadece insanı özne olarak gören, doğayı ve diğer canlıları nesneleştiren zihniyet dünyayı, canlıları, evreni giderek tahrip ediyor. Ekoloji mücadelesi ile tanınan HDP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Beyza Üstün şirketlerin bölge veya ırk ayrımı yapmaksızın doğayı satın aldığını, 2008 sonrası kapitalizmin yaşadığı krizden şirketlerin su ve su havzaları üzerinden, doğayı kullanıp ayağa kalkmaya çalışarak bir çıkış yolu bulmak için uğraştıkların dile getirdi. Beyza, şirketlerin Hidroelektirik santralleri, borulama, şişeleme, barajlama ve kanallamayla suyu doğal akışından kopardığını, 49 yıllığına sahip olarak kendi sermayeleri için kullanmaya başladığını vurguladı.

'Parası olanın suya erişebileceği bir dönem başlıyor'

Bu temel sorunun Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde aynı yakıcılığıyla hızla devam ettiğini anlatan Beyza, "Bölge ayrımı olmaksızın Munzur'dan, Karadeniz'e, Ege'den Trakya'ya Mezopotamya'ya kadar tümüyle suları şirketlere satmış durumdalar" dedi. Suyun şirkette olmasının şirkete bir şekilde bağımlı olmak anlamına geldiğini belirten Beyza şunları söyledi: "Parası olanın suya erişebileceği bir dönem başlıyor. Parası olmayanın da hastalıklarıyla, tarım hayvancılıktan koparılacağı yeni bir süreç başlıyor. Suyun ticarileşmesi bütün canlı yapının, halkların ölüme mahkum olması demektir. Maden işletmeleri, kayagazı sondajları, termik santraller ya da bunların ulaşım yolları olarak bağlantı yolları, taş ocakları çimento, termik santraller ve limanların yapımında yine ana profilde şirketleri görüyoruz. HES'lerin, kanalların yapıldığı ormanlar, meralar talan edilip şirketlerin kullanımına açılıyor. 3.köprünün bağlantı yollarında traş edilmiş bir alan görüyoruz ve havaalanı yapmak için veya Karadeniz yayla yolları yapmak için orman ekosistemi olduğu gibi ortadan kaldırılıyor. Kentlerde de kentin dönüşümü, barınma hakları elinden alınanların alanlarının rezidanslara dönüşme sürecini görüyoruz."


'Kapitalizmin bedelini ekosistem, halklar ödüyor'

Tüm ekosistemin yapılan bu talanlardan geri dönüşümsüz bir şekilde etkilendiğini söyleyen Beyza yüz yıllar süren canlı yaşamın bir defada birkaç ay içinde yok edildiğini vurguladı. Bu yaşamın yeniden oluşması için yüz yılların geçmesi gerektiğinin altını çizen Beyza, "Kapitalist sistem karar veriyor şirketlerini ve kendisini kurtarıyor, karşılığında bütün canlı yapı ve ekosistem halklar bunu geri dönüşümsüz bedelini ödüyor. Halklar yaşam alanlarını korumaya çalışıyor, çünkü ekosistemdeki bu çıkmaz bizi sorumlu kılıyor. Biz siyasilerin de buna karşı duruşu bireysel çabalarla olacak bir karşı duruş değil. Kapitalist sistemin karşısında durmak yaşamı korumak, halktan yana toplumsal perspektifi olan siyasi yapıların sorumluluğunda" dedi.

'Halklar yaşama sahip çıkıyor'

Köylülerin karşılarında bu güne kadar büyüttükleri devlet zihniyetinin olduğunu aktaran Beyza, hangi ırktan, mezhepten olursa olsun halkların, şirketlerin onların yaşamlarına müdahale ettiklerinin farkında olduğunu söyledi. HDP'nin özyönetimi savunurken tam da halk iradesini, tüm halkların özgürleştiği boyuta taşıyacak yöntem olduğunu bilerek savunduğunu aktaran Beyza, "Korkanlar 'başaramayacağız' diye düşününler ve ya 'ben bedenimle karşısında dururum örgütlenmeme de gerek yok kazanırsam kazanırım' diyenler yavaş yavaş bunun ancak örgütlenerek olabileceğini kavramaya başladılar. HDP'ye de, diğer partilerin siyasi yapılarına da bunu kavramada sorumluluk düşüyor. Halkaların iradesini görmesi gerekiyor. Halklar bu saldırıları görmek istemiyor. Halklar bu yaşama sahip çıkıyor" şeklinde konuştu.

'Kadın ile ekoloji mücadelesi buluşacak'

Beyza son olarak kadın mücadelesi ile ekolojiyle buluşacağını, kadın perspektifiyle hayata bakmanın iki mücadeleyi zaten buluşturacağının altını çizen Beyza şöyle konuştu: "Kadın özgürleşmesi üzerinden kendi mücadelesini gene kendi bedeni üzerinden veriyor. Şiddete karşı kadın erkek eşitliği üzerinden, ev içi emeğin özgürleştirilmesi üzerinden veriyorken ekolojiyi ikinci plana atarak veriyor aslında. Ama biz biliyoruz ki kadın perspektifiyle hayata bakmak bu mücadeleleri zaten buluşturacak. Kendi bedeni üzerinden, özgürlüğü üzerinden verdiği mücadelede kadını önde görüyoruz. Bu iki mücadele buluşacak. Bunun için bir takım umut verici bulgularımız var. Biri Gezi direnişidir. Kadın özgürleşirse birlikte el ele özgürleşeceğiz. Ama daha da önemlisi Rojava. Rojava'nın bir kadın devrimi olduğunu unutmamız gerekir."

(gc)