Kapitalist sistemin kadına dayattığı 'ölümcül güzellik!'
09:02
Helin Yıldırım/JINHA
ANTALYA - 'Anoreksiya' ve 'bulumiya nevroza' olarak bilinen zayıflama hastalıkları ataerkil sistem, kapitalizm ve medyanın güzellik algısı dayatmalarına ayak uydurmaya çalışan birçok genç kadında artarak görülen hastalıklardan ikisi. Psikiyatri Uzmanı Alper Köprülü, özellikle ergenlik çağında değişimde uyum sağlamakta zorlanan kişilerde görüldüğünü söyleyerek, mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Kapitalist sistemin endüstrileşmiş toplumlarında moda ve güzellik endüstrisi her dönem kadınlar için oluşturduğu değişen kalıplarıyla kendi güzellik kavramını oluşturuyor. Ataerkil zihniyet, kapitalizm ve medya üçgeninde var olan ve topluma dayatılan kavramlar, o kalıba girmek zorunda hisseden birçok kişide psikolojik ve bedensel tahribatlara neden oluyor. Moda işçileri olan manken ve modellerin vücut ölçülerine sahip olmak isteyen henüz olgunluk yaşına erişmemiş özellikle genç kadınlarda görülen "anoreksia" ve "bulimiya nevroza" olarak bilinen zayıflama hastalıkları güzellik dayatmaları sonucu görülen hastalıklardan sadece ikisi. Her geçen gün hastalığa yakalananların sayısı artarken Psikiyatri Uzmanı Alper Köprülü, "Psikolojik olan tek ölümcül hastalık anoreksiya nevrozadır" dedi.
'Hastalar suçluluk hisseder ve kusarlar'
Günlerinin büyük bir kısmını ne yiyeceğiyle ve kaç kilo alacağıyla düşünen kişiler sürekli kalori hesabı yaparak diyetlerine normalden fazla önem verirler. Bu durum hayatlarını tehdit edecek düzeye gelse de hastanın bunu anlamadığını anlatan Alper, "Yeme bozuklukları için özgün bir neden bilinmemektedir. Anoreksiya nevrosanın başlangıç yaşı göz önüne alınırsa hastalığın ergenlik dönemindeki değişimler ve bu değişimlere uyum sağlamakta yetersiz kaldıkları düşünülebilir. Sosyal ve kültürel değişimler de özellikle bulimiya nervozanın gelişiminde rol oynamaktadır. Bazı hastaların aşırı egzersiz yaptığı görülür. Bulimiya nevroza hastaları ise sıklıkla yeme atakları sergiler bu sırada morali bozulur, suçluluk hisseder ve kusarlar. Sık kusan kişilerde mide asidinin etkisiyle dişlerde bozukluklar, çürümeler olur. Kiloları anoreksia nevrosa kadar düşük olmayabilir, hatta hafif kiloları olabilir. Bazı hastalar kilo almamak için müshil kullanabilir. Uzun süre aç kalma ve tıkınırcasına yemek yeme atakları sürekli devam eder" ifadelerinde bulundu.
'Kilolu olmadığı halde kendini aşırı şişman görür'
Hasta olan kişilerin kilolu olmadığı halde kendilerini kilolu hissettiklerini belirten Alper, "Anoreksiya nervoza, fazla kilolu olma endişesinden olayı olabildiğince az yemek yeme ya da bazı zamanlarda hiç yemek yememe hastalığına denir. Anoreksiya hastalığı olan kişiler, kilolu olmadığı halde kendisini aşırı şişman olarak görürler ve bu histen kurtulmak için de yemekle aralarına mesafe koyarlar. Fiziksel olarak izdüşümleri, hormon değişimlerinden görülebilir. Az kilo ve az vücut yağının sonucu olarak, hormonlarda değişiklikler görülür. Bu da kadınlarda genellikle mensturasyon döneminin görülmemesine sebep olur. Ayrıca, kişiler kendilerini güçsüz ve halsiz hissedebilirler. Sürekli üşüme ve uykusuzluk sorunları yaşayabilirler" diye konuştu.
'Hastanın mutlu ve huzurlu olması gerekir'
Psikolojik olarak anoreksiya nervozanın etkilerinin ise çok daha fazla olduğunu dile getiren Alper, hastalığın genelde genç kadınlarda göründüğünü söyledi. Anoreksiya nervozanın hem fiziksel, hem de psikolojik bir rahatsızlık olduğunu kaydeden Alper son olarak şunları belirtti: "Az vücut ağırlığıyla performans gösteren kişilerin beden imajlarına daha çok dikkat ettikleri ve anoreksiya nervozaya kadar sıkıntı yaşayabildikleri bilinir. Bu psikolojik sıkıntılardan kaynaklanabilecek en uç sonuç, açlıktan ya da intihar nedeniyle ölüme kadar gidebilir. Psikolojik olan tek ölümcül hastalık anoreksiya nervozadır. Tedavisinde mutlaka bir psikiyatriste başvurulması gerekir. İlaç tedavisi ve psikoterapiler fayda sağlar. Eğer hastanın kilo kaybına ve metabolik değişikliklerine bağlı hayati riski varsa hastaneye yatırılabilir. Dahiliye veya pediyatri birimlerinin desteği gerekebilir. Kalp hastalıkları veya diğer organik hastalıklar gibi korunmak için somut bir öneride bulunmak zor. Eğer yapılabiliyorsa mutlu ve huzurlu olma gerekir."
(mg)

