Devlet önce karnındaki bebeğini sonra eşini katletti
09:12
Mizgin Adım/JINHA
ŞIRNEX - Koyunlarını sağarken bir gün ansızın köye baskın yapan jandarmanın işkencesinde üç buçuk aylık bebeğini düşüren ve aynı gün jandarmanın infazıyla eşini kaybeden Vasfiye Avcı, direniş öyküsünü koynunda saklıyor. Cumartesi Annesi Vasfiye, yaşadıklarının hesabını sormak için alanlarda haykırarak hak mücadelesini aramaya devam ediyor.
"Yaşadıkça davamın takipçisi olacağım, yaşadıkça hesap soracağım, yaşadıkça unutmayacağım, yaşadıkça…" bu sözler eşi ve karnındaki üç buçuk aylık bebeği devlet tarafından katledilen Cumartesi Annesi Vasfiye Avcı'ya ait. 1990'lı yıllarda Şırnak ve Siirt yaylarında Koçerlik yaparken sık sık devletin baskılarına maruz kalan Vasfiye, PKK'ye yardım gerekçesiyle o dönemlerde sürekli baskınlara maruz kalır. Vasfiye, ev baskını ve ölüm tehditlerine dayanamayıp kentteki adreslerini değiştirse de baskıdan kaçamaz ve yine gözaltına alınır. Tüm bunlardan kurtulamayan Vasfiye, 1989 yılında yine bir gün ansızın eve yapılan baskında jandarma tarafından gördüğü işkencede üç buçuk aylık bebeğini düşürürken, eşi Zahit Salgut ise çobanlık yaptığı sırada aynı gün infaz edilir. İlk direniş yıllarından bu yana zor koşullara rağmen üç çocuğuyla beraber mücadele içinde yer alan Vasfiye, yaşadıklarını JINHA'ya anlattı.
'Bebeğimi daha karnımdayken katlettiler'
"Eskiden koçerdik geçimizi hayvancılıkla sağlardık. Devlet bize sürekli baskı uyguluyordu. Nereye gittiysek bu baskılardan kurtulamadık " diyen Vasfiye, evlerinin defalarca basıldığını ve eşini evde bulamayan polislerin bu defa kendisini gözaltına aldığını ve sürekli işkenceden geçirdiklerini söyledi. Her gün evlerinin basılmasından dolayı evlerini sık sık değiştirmelerine rağmen bir şekilde tekrar bulunduklarını söyleyen Vasfiye, bir gün koyunlarını sağdığı esnada jandarmanın tekrar baskın yaparak "gerilla akraba" gerekçesiyle kendisine işkence yapıldığını ifade etti. Vasfiye, "Bulunduğum yerde saatlerce bana işkence yaptılar. Üç buçuk aylık bebeğimi işkencede düşürdüm. Ben öyle yerde yatarken ardından eşimin bulunduğu çobanlar bölgesine giden jandarmalar, 'Allah zaten yok peygamber de tatile gitti' diyerek hemen oracıkta infaz etiler" diye o anları anlattı.
'Cenazeyi Siirt çöplüğüne atacaklarını söylediler'
Eşine katledildikten sonra da işkence uygulandığını kaydeden Vasfiye, "Onu öldürdükten sonra panzerin arkasından kilometrelerce sürüklediler" dedi. Eşinin vurulduğunu duyar duymaz eşinin cenazesini almak için asker taburuna gittiğini söyleyen Vasfiye, "Bebeğimi düşürmeme rağmen o acıyla yerimden kalktım ve eşimi almak için tabura gittim. Fakat bana cenazesini vermediler. Ben de inatla orada durdum ve sabaha kadar taburun kapısında bekledim. Burada da bana ağır işkencelerde bulundular. Vasfiye, "Yine de gitmedim, sabah olduğunda eşimin bulunduğu çadırı buldum ve yanına gittim. Tam yüzünü açacağım sırada bir asker saçımdan tutup çekti ve dışarı attı. Bize cenazeyi vermeyeceklerini Siirt çöplüğüne atacaklarını söylediler. Kayın babam cenazeyi bize verecekleri takdirde hiçbir şekilde davacı olmayacağını söyledi. Fakat ben bağırarak hepsinden davacı olduğumu söyledim" diye belirtti.
'Evimizi yaktılar, hayvanlar telef oldu'
"Acı yine bitmedi" diye yaşadıklarını anlatmaya devam eden Vasfiye, eşinin katledilişinin ardından üç çocuğuyla yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Vasfiye, "Olaydan bir süre sonra Qesrikê yerleştik. Bir gün yine jandarma kapımızı çaldı ve eşimin tüm fotoğraflarını topladı. Anısını bile bana bırakmadılar. Yıllar sonra zar zor akrabalardan bulduğum bir iki fotoğraf buldum" dedi. Yaşamının mücadelenin merkezlerinden Cizre ve Şırnak'a bağlı Kasrik (Qesrıkê) beldesi arasında mekik dokuyarak geçtiğini kaydeden Vasfiye, "Evimizi yaktılar, hayvanlarımız çöllerde sahipsiz kaldı. Tüm bunların ardından Cizre'ye yerleştik. Orada da olayların ağırlaşmasıyla beraber, üzerimizde baskılar daha da arttı. Sonra yine tekrar Qesrıkê'nin yolunu tuttuk" diye konuştu. Çocuklarına bakmak için orakçılık ve dikiş gibi işler yaptığını bildiren Vasfiye, "Hiçbir şeyim kalmamıştı çocuklarımı okutacak durumda da değildim. İki kızımı 6 yıl okutabildim ama en büyük kızımı hiç okula gönderemedim. Çocuklarımı büyütmek için hamallık dahi yaptım. Ben çok zorluk çektim, benim çektiğim zorluğu kimse çekmedi" dedi.
'Ölümde de yaşamda da beraberiz'
Yaşadığı müddetçe mücadeleye devam edeceğinin altını çizen Vasfiye, "Emeklesem dahi Cumartesi Anneleri, Barış Anneleriyle olacağım, partide üzerime düşen ne varsa yapacağım. Ben yaşadıkça önderimin ve gerillalarımızın izinde olacağım" ifadesinde bulundu. Cumartesi Annelerinin mahkemeye giderken birbirlerinin yalnız bırakmaması gerektiğini söyleyen Vasfiye, "Bizler yaşamda da ölümde de beraberiz bizim bizden başka kimsesi yok" şeklinde konuştu.
Yalnız bir yaşam…
Kızlarının büyümesiyle beraber kızlarının evlenerek farklı kentlere yerleşmiş. Qesrıkê'de tek başına bir yaşam sürdüren Vasfiye, Cumartesi Anneleri mücadelesine devam ederken, bir yandan da tek başına yaşadığı tek katlı evinin bahçesini sayısız meyve ağaçlarıyla donatarak yalnızlığına adeta ağaçtan yoldaş yaratmış. Şeker, kalp, kemik erimesi, kolesterol ve mide gibi rahatsızlığı yaşayan Vasfiye, tüm sağlık sorunlarına rağmen kentteki tüm eylemlerde yaşadıklarının hesabını sormak için en ön saflarda yer almaya devam ediyor.
(zd/mg)
