Türkiye'de Ermeni, mülteci ve kadın olmak
09:25
JINHA
İZMİR - Suriye'deki savaşta babasını ve ağabeyini kaybeden mülteci Claudia Brounsuzian Türkiye'ye gelen binlerce mülteci kadından biri. Kadın, Ermeni, mülteci olarak sayısız zorluk yaşayan, gittiği her yerde tacizlere maruz kalan Claudia pes etmedi ve mücadelesine devam etti. Claudia aynı zamanda İzmir'de Suriyeli Mülteciler Derneği'nin yönetim kurulunda yer alan ve en genç, ilk Suriyeli Ermeni ve ilk kadın dernek başkan yardımcısı.
Eril zihniyetin, toplumun dayattığı roller, cinsiyetçi bakış açısı, kadını kendisine en büyük düşman olarak gören sistem kadın için yaşam şansı bile bırakmayan bir dünya yaratırken, mülteci kadınlar için yaşamın ayrıca zorlukları var. 21 yaşındaki Ermeni asıllı Suriyeli mülteci Claudia Brounsuzian ile mülteci olmanın, ayrıca kadın mülteci olmanın zorluklarını konuştuk. Kadın, Ermeni, mülteci olarak sayısız zorluk yaşayan, 7 dil bildiği halde ötekileştirilerek işe alınmayan, gittiği her yerde tacizlere maruz kalan Claudia pes etmedi ve mücadelesine devam etti. Claudia aynı zamanda İzmir'de Suriyeli Mülteciler Derneği'nin yönetim kurulunda yer alan ve en genç, ilk Suriyeli Ermeni ve ilk kadın dernek başkan yardımcısı.
Yaklaşık 3 yıldır Türkiye'de yaşayan Claudia, 2012'de Türkiye'ye mülteci olarak giren on binlerce sığınmacıdan biri. Suriye'de 2012 yılının Eylül ayında bir gece ağabeyi ve babasının arabada katledildiğini anlatan Claudia, Türkiye'ye göç hikayesini ise şöyle anlattı: "Babam ve ağabeyimin kaybından sonra annemle baş başa kaldık. Kimsemiz yoktu. Suriye'de çıkan savaşı duyan Mersinli arkadaşım Aytaç beni aradı ve bizi evine davet etti. Başka çaremiz olmadığı için Türkiye'ye kaçarcasına geldik. Elimizdeki tüm parayı Mersin'e gitmek için harcadık. Yolda kara çarşaf giymek zorunda kaldım ve Hristiyan olduğumuzu gizledik, Müslüman gibi davrandık. Annem evimizden ayrılırken son kez dönüp evimize baktı. Bu çok ağırdı bizim için. Evimizi, memleketimizi terk etmek zorunda kaldık. Memleket özlemimizi hiçbir şey gideremez. Tek isteğimiz ülkemizdeki savaşın bitmesi ve evimize geri dönmek."
'Köle gibi çalıştırıldım, tacize maruz kaldım'
Mersin'in Taşucu ilçesinde 5 ay annesiyle kalan Claudia, Türkiye'de maruz kaldığı ilk ayrımcılığı ve tacizi burada yaşadığını anlattı. 3 ay süren depresyon ve savaş korkusunun ardından arkadaşının vasıtasıyla bir emlakçıda iş bulduğunu ve orada emek sömürüsünden tacize kadar insanlık dışı birçok duruma maruz kaldığını ifade eden Claudia, "Türkiye'ye gelmeden önce bu ülkeye dair tek bilgim tecavüzün çok yaşandığı ve kadın istismarının çok yüksek olduğu bir ülke olduğuydu. Çalıştığım emlakçıda ayda sadece 400 lira vereceklerdi. Orada tamamen köle gibi çalıştırıyorlardı. Beni tüm aşağılamalarına rağmen paraya ihtiyacım olduğu için sustum. Bir gün ofisi temizlerken bir adam zorla içeriye girmeye çalıştı ve ben direndiğim için başarılı olamadı. İşveren kadın bu durum üzerine yanıma geldi ve beni azarlamaya başladı. Meğer o adamı kendisi yanıma göndermiş" dedi.
'Türkiye'de kadın olmak çok zor'
Fuhuşa sürüklenmeye çalışılan Claudia, "Hatta 'benim kölemsin, sana 400 lira veriyorum, ne istersem yapacaksın, yoksa seni kovarım' dedi. Ahlaksızca tekliflerde bulunmaya devam etti ve bu durumu ispat etmek için kadının konuşmasını gizlice kaydettim. Bunun gibi birçok kadın istismarcısıyla karşılaştım. Bu olaydan sonra insanlardan daha uzaklaşmaya başladım ve içime kapandım. Birisi benimle konuşmaya geldiğinde tedirgin oluyordum ve benden ne bekliyor diye düşünüyordum. Türkiye'de kadın olmak çok zor. Hele de annenizle hayatta tek başınaysanız daha da zor" dedi.
'Günde 12 saat çalıştım ve eğitimime devam edemedim'
Mersin'de yaşadıklarının ardından Kıbrıs'a giden Claudia, Suriye'de 1. Sınıftan terk etmek zorunda kaldığı hukuk fakültesini Kıbrıs'ta devam ettirmek istese de ekonomik nedenlerle gidemediğini, Girne Amerikan Üniversitesi'nin tam burslu kazandığını fakat günde 12 saat çalıştığı için okula gidemediğini anlattı.
Claudia, yıllarca Ermeni ve Rumların İzmir'de yaşamış olması ve buradaki insanların daha ılımlı olabilecekleri düşüncesiyle İzmir'e göç ettiklerini ancak bir kez daha hayal kırıklığına uğradığını ve insanlara olan güvenin bir kez daha kırıldığını ifade etti.
'7 dil biliyorum ama iş vermediler'
İzmir'e geldiklerinde Suriyeli olduğu için ilk 3 ay iş bulamadığını belirten Claudia, burada da birçok kez tacize uğradığını ifade etti. Karşıyaka'da büyük bir firmada işe başladığını ve müdürünün kendisini taciz ettiğini anlatan Claudia, İzmir'de hayata tutunma sürecini şöyle anlattı: "Bana İzmir'in biraz daha rahat ve ılımlı olduğu söylenmişti ama öyle bir şey yok. Kadın olmak, hele Suriyeli bir Ermeni olmak apayrı bir zorluk taşıdı bana. Hep kapılar yüzüme kapandı. İş görüşmesine gidiyordum, 7dil bilmem ilgilerini çekiyordu ama Suriyeli ve Ermeni olduğumu öğrenince 'biz sizi ararız' diyerek gönderiyorlardı. Tacizlere, ayrımcılığa maruz kaldım, iş bulamadım, aylarca annemle parkta uyuduk, annem yüksek tansiyon hastası ve tüm bu zorluklar beni çok yıprattı, yapabileceğim bir şey olmadığını gördüm. Şerefinle para kazanmaya çalışıyorsun olmuyor, insanlar önyargıyla yaklaşıyor, kadın olduğun için senden faydalanmaya, etini koparmaya çalışıyorlar.
'İntihara kalkıştım annemi düşündüm'
Tüm bunlara maruz kaldım ve intihara kalkıştım. Sanırım Allah beni çok seviyor, tam denize atlayacakken bir adam 'kızım dur dur' diye bağırdı. Bana 'senin kimim kimsen yok mu' dedi ve annemi düşündüm. Babam, abim ve sonra benim kaybım anneme ağır gelecekti ve o an durdum. İntihara kalkışmamın ardından başka insanlarla tanışmaya başladım ve hayatım yoluna girmeye başladı. Tanıştığım kişi iş bulmamı sağladı. Zorlukların üstesinden gelmeye başladım ve şu anda o gücü içimde hissediyorum. Kendime güvenimi tekrar kazandım. Çünkü anneme destek olmam lazım. Annem kolay atlatamadı bu süreci. Ben gencim daha çabuk adapte olabiliyorum ama annemim atlatması çok zor. Hayat arkadaşını, biricik oğlunu kaybetti.
'Hayata var gücümle direniyorum'
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Hukuk eğitimine devam etmek istiyorum. Okula gidebilmem için yarı zamanlı çalışmam gerekecek ama bu sefer kazandığım para bir işime yaramayacak. Kiramız 400 lira, annemin ilacı 100 lira, temel ihtiyaçlarımız var. Bunları nasıl karşılayacağım. Şimdi bile kazandığım para bin lira ama geçinmekte zorlanıyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde eğitimime devam etmek için başvuru yapacağım. Tabi yine prosedür var, orada İngilizce sınavına gireceğim. Bunu geçeceğime inanıyorum. Hala umudum var. 3 ay önce annem 3 gün yoğun bakımda kaldı ve ölüm tehlikesiyle karşılaştık. En büyük sıkıntımız ilaçlar. Zorunlu ilaçları var ve biz yüzde yüzü ödüyoruz ilaçların. İlaç masrafı aylık 100 lira tutuyor. "
'Annemin ilaçlarını alamadığım için ölümden döndü'
İzmir'de Suriyeli Mülteciler Derneği'nin yönetim kurulunda yer alan ve en genç, ilk Suriyeli Ermeni ve ilk kadın dernek başkan yardımcısı olan Claudia, dernekle tanışmasını ise şöyle anlattı: "Yine çok zor durumdaydım ve kazandığım para yetmiyordu. Annem ilaçlarını kullanamadığı için rahatsızlanmıştı. 3 yıl annem ilaçlarını kullanamadı. Her türlü ihtiyacımızdan ödün versek de parayı yetiştiremiyorduk. Kirayı geç verme gibi bir lüksüm yoktu, çünkü 'işte Suriyeliler böyle' demelerini, bize laf gelmesini istemiyordum. En sonunda patlak verdi ve annem rahatsızlandı. 3 gün komada kaldı, ölüm tehlikesi yaşadık. O sıra patronum beni Suriyeli mülteci olan Mustafa ağabeyle tanıştırdı. O da benim dernekle tanışmama vesile oldu. Dernektekilerin anneme ilaç getireceğini söyledi ve gerçekten dernek başkanı Muhammed Salih Bey 3 aylık ilacımızı getirdi. Daha sonra da hiç irtibatını kesmedi. Derneğe gitmeye başladım ve onların da daveti ile derneğe katıldım. Bir gün yıllık seçimleri olacağını ve benim de aday olmamı istediler. Ben de aday oldum ve 7 aday arasından seçildim. İlk kadın, ilk Suriyeli Ermeni ve en genç kişi olarak seçildim. Bu başarının ardında özgüvenim daha da yükseldi."
Claudia, dernekle birlikte binlerce Suriyeli mülteci kadının yaşadıklarına da şahit olduğunu belirterek, "Türkiye'de kadınlar üzerinde hep baskı var. 'Yuvayı dişi kuş yapar' diyorlar, 'çocuğa kadın bakar' diyorlar, her türlü eziyeti uyguluyorlar" diye konuştu.
(mh/gc)
