Yaralılar DAİŞ'in insanlık dışı vahşetini anlattı

18:35

Zehra Doğan-Nurcan Yalçın/JINHA

RIHA - DAİŞ çetelerinin sabahın erken saatlerinde eş zamanlı gerçekleştirdiği saldırılarda ağır yaralanan ve Suruç Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan Kobanêliler anlattı: "Sahurumuzu yedik ve tam uyurken, birden ansızın saldırdılar. Tüm köylülerin kafasını kestiler, köy meydanı insan kanına bulandı. Tüm akrabalarımızı katlettiler."

DAİŞ çetelerinin Kobanê'ye bağlı Berxbatan, Sevê ve Zerik köylerine saat 05.00 sıralarında eş zamanlı silahlı saldırı gerçekleştirmesinin ardından Murşitpınar Sınır Kapısı'nda gerçekleştirdiği bombalı saldırılarının ardından yaşamını yitirenler ve yaralılar Suruç tarafına getirildi. Urfa merkez hastaneleri ve Suruç Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralıların sayısı henüz tam olarak bilinmezken, ajansımıza konuşan doktorlar ise "Yaşamını yitirenler çok fazla, ama tam net bir rakam veremeyiz" dedi. Doktorlar ayrıca yaralıları tedavi etmekte zorlandıklarını belirterek acil yardım çağrısında bulundu. Suruç Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan yaralılar saldırı anını anlattı.

'Sahura kalkmıştık'

Kolları ve bacağından yaralı 17 yaşındaki Nesrin Muhammed, Kobanê'ye bağlı Berxbatan köyüne DAİŞ'in sabah saat 5.00 sularında saldırı gerçekleştirdiğini söyledi. Nesrin, gece sahura kalktıklarını ve köylülerin birçoğunun o saatlerde uyanık olduğunu belirterek, "Önce bir gürültü duyduk. Çeteler sessizce tüm evleri basarak öldürmüştü. Evimizi bastılar ve hepimize silahla saldırdılar ne olduğunu bilmiyorum, aileme ne oldu diye çok merak ediyorum. Hiç birinden haber yok" ifadesinde bulundu. Nesrin, "Tüm köylülerin kafasını kesiyorlardı. Her yer kan içindeydi. Herkes öldü, sanırım ailem de öldü ama bana söylemiyorlar" diye kaydetti.

'Kaçarken üzerimize ateş açtılar'

Zerik köyünden 20 yaşındaki Sedike Evdırezak ise vücudunun birçok yerinden yaralı. "Çocuklarımın sesi duyar duymaz dışarı çıktılar, onları geri götürmeye çalışırken, bizi fark ettiler ve üzerimize ateş açtılar, öldüğümü sandım" diyen Sedike, yaralı haliyle çocuklarını alıp kaçmaya başladığını söyledi. Bir araca binerek Kobanê'ye doğru kaçtıklarını söyleyen Sedike, "Yolda peşimize verdiler ve üzerimize ateş açtılar. Birçok kişi bu şekilde yaşamını yitirdi. Kobanê'ye bir şekilde vardık, meğerse burada da saldırıyorlarmış. O anlar çok korkunçtu, aç susuz şekilde sınıra doğru koşmaya başladık ama sınırı da tutmuşlardı. Sınırı geçmek çok zordu, birçok kişi ise burada sınırda can verdi, çocuklarımı o hengamede kaybettim, onlara ne oldu bilmiyorum" dedi.

'Annem kollarımda can verdi'
Kaldığı odada gözü yaşlı bir şekilde yatağından hastane bahçesindeki kadınların ağıtlarını dinleyen 16 yaşındaki Edlê Brahim ise her iki ellerinden yaralı. Edlê her iki ellerini göstererek, "Annemi kurtaramadım, ona bir şey olamasın diye kendimi üstüne attım ama kurtaramadım annem öldü" ifadesinde bulundu. Edlê o anları şöyle anlattı: "Kaniya Kurdan bölgesindeydik. Annemle beraber çeşmeden su dolduruyorduk. Birden çatıdan YPG kıyafetli kişiler ateş açmaya başladı. İlk başlarda YPG'nin tatbikat yaptığını sandık. Ama öyle değildi. Bir anda meydan yere yığılan yaralılarla doldu. Annemi göğsünden vurdular. Kendimi üzerine attım. Beni her iki ellerimden vurdular. Annem benim kollarımda can verdi. Onu kurtaramadığım için kendimi affedemiyorum. Annemin adı Şemsihe Hebeş, o geçtiğimiz aylarda Kobanê'de şehit düşen Rojhat Kobanê'nin annesiydi. Babam ve kardeşlerim nerede bilmiyorum."

'Babam ve kardeşimi katlettiler'

Biryandan aynı odada kalan arkadaşı Edlê'yi sakinleştirmeye çalışırken bir yandan da ağrılarını dindirmeye çalışan her iki ayak topuğundan ve kolundan yaralı Meyada Cuma ise, "Ben koştukça peşime verdiler, her iki topuğumdan ve kolumdan vurdular. Öldüğümü sandılar. Babam ve kardeşimi öldürdüler" dedi. Ayaklarından yaralı 35 yaşındaki Zehila Evdılla, hamile kızının da göğsünden vurulduğunu söyledi. "Göğsü paramparçaydı" diyen Zehila, yaşadıklarını, "Neler oluyor anlamıyorum" diye ifade etti.

'Akrabalarımı gözlerimin önünde katlettiler'

Yüzlerce yaralının bulunduğu hastanede en çok çocuklar bulunuyor. Anne ve babasını kaybeden ayağından yaralı 13 yaşındaki Cangin Hindawi, kollarından yaralı aynı yatakta tedavi gördüğü şuurunu kaybeden 8 yaşındaki kız kardeşi Aya Hindawi'nin uyanmasını bekliyor. "Ailemin öldüğünü söylüyorlar doğru mu" diye soran Cangin, kardeşinin başında hiç tepki göstermeden bekliyor. Her iki bacağı, omuzu ve şakağından yaralanan 13 yaşındaki Nuh Muhammed ise "Beni vurdular. Tepemde durup öldüresiye bana sıktılar, nasıl kurtuldum bilmiyorum. Meydanda herkesi öldürüyorlardı. Her yer kan içindeydi. Bu anları asla unutamayacağım. Birçok arkadaşım gözlerimin önünde öldürüldü" diye belirtti.

Yaralı akrabaları hastaneyi doldurdu

Olayın ardından kendini mayınlı araziye atıp yaralandığını duyduğu oğlunun ardından hastaneye gelen 55 yaşındaki Saliha Muhammed, "Oğlum nerede bilmiyorum, tüm hastaneleri gezdim, onu bulamadım" diye kaydetti. 60 yaşındaki Ronya Mahmud ise "Bir aileden 7 kişi can verdi, bu acının hesabını hangi devlet verecek" diye sordu. 56 yaşındaki Xanım Brahim ise "Ben hala Suruç'ta çadır kentlerde kalıyorum. Bir kaç ay önce akrabalarım büyük sevinç çığlıkları atarak Kobanê'e gittiler. Şimdi ise onların cenazesi geldi. Yapayalnız kaldım bu dünyada" diye acısını tanımladı.

(mg)