Rima Tüzün: Soykırımlar Süryani kadınlar üzerinde büyük etki yarattı
14:48
JINHA
MERDÎN - Süryani Kadın Merkezi projesi kapsamında Midyat'ta gerçekleştirilen 'Kadın, Süryani Kadını ve Toplumdaki Konumu' sempozyumunda konuşan Bethnahrin Kadın Birliği (HNB) Başkan Yardımcısı Rima Tüzün, soykırımların Süryani kadınlar üzerinde büyük etki yarattığını belirterek, "Süryani kadınlar bir kapanma yaşayarak dinamiğini kaybetmiştir. Süryani kadının erkek tarafından savunulması anlayışı geliştirilerek daha fazla toplumdan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır" dedi.
Güneydoğu (Turabdin) Süryani Kültür ve Dayanışma Derneği, Avrupa Birliği ve İnsan Hakları Programı tarafından desteklenen "Kadın, Süryani Kadını ve Toplumdaki Konumu" sempozyumu ikinci oturumunda gazeteci Güler Yıldız'ın moderatörlüğünde sunumlar yapıldı. Özgür Kadın Kongresi (KJA) Temsilcisi Ayşe Gökkan "Demokratik Ulus Perspektifinde Kadın Özgürlüğü", Bethnahrin Kadın Birliği (HNB) Başkan Yardımcısı Rima Tüzün, "Süryani Kadınının Konumu", Yazar Nurgül Çelebi ise "Süryani Kadınının Şiyarı" konularında sunum yaptı.
'Ulus devlette kadın olmak iki kat ezilmektir'
İlk olarak konuşan KJA üyesi Ayşe Gökkan, Kobanê ve Hesekê'ye yönelik yapılan saldırıları kınayarak, "Tüm bu acıların içerisinde buradayız ancak gönlümüz Kobanê'de. SURKADİM ile birlilikte kadın mücadelesinin de ne kadar önemli olduğunu göstermek için buradayız" dedi. Ayşe, ulus devlete alternatif olarak demokratik ulusu istediklerini belirterek, ulus devletin kimliksel yapısında iktidarın en üstte yer aldığını söyledi. Ayşe, iktidarın suç ve ceza tablosunda hak mücadelesi veren halkların ve kadınların devleti parçalayan düşman halklar olarak görüldüğünü ifade etti. "Ulus devlette kadın olmak iki kat ezilmektir" diyen Ayşe, ulus devlette kadını tartışırken ulus devlet nasıl olmalı konusunun tartışılması gerektiğini dile getirdi.
'Jineoloji kadının özgürlük tarihini ortaya çıkardı'
Ayşe, özgür aile, ahlaki politik toplum, öz savunma konularına dikkat çekerek, "Erkek oryantalist pozitivist rönesansın yerine bizler jineoloji rönesansı ile demokratik ulusu kurmak istiyoruz" dedi. Jineolojinin kadının özgürlük tarihini ortaya çıkardığını ve kadının kurtuluş ideolojisinin öz savunma örgütlenmesini oluşturmak istediklerini dile getiren Ayşe, "Özgür kadın örgütlenmesi kadının yaşamının inşasının sorumluluğunun öz gücüne sahiptir. Kadının yaşadığı 1. ve 2. cinsel kırılmadan sonra 3. cinsel kırılma DAİŞ ve kadını katleden erkek egemenliğinin kırılma mücadelesi olarak ortaya çıktı" diye konuştu.
'Süryani halkı olarak vatansızlaşmayı yaşıyoruz'
Bethnahrin Kadın Birliği (HNB) Başkan Yardımcısı Rima Tüzün ise Süryani kadınının konumunun Süryani halkının konumu ile bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, "Süryani kadınının konumunu tartışmak çok önemlidir çünkü Süryani halkı olarak bir vatansızlaşmayı yaşıyoruz" dedi. Süryani halkı olarak değişik süreçlerde katliamlardan geçirildiklerine dikkat çeken Rima, "Bu nedenle göçler yaşadık ve bu da bir vatansızlık yaşamamıza neden oldu. Süryani halkını topraklarından çıkarmak için katı despot uygulamalar kullanıldı. Soykırımlar Süryani kadınları üzerinde büyük etki yapmış ve Süryani kadını bir kapanma yaşayarak dinamiğini kaybetmiştir. Süryani kadını soykırımdan önce böyle bir kapalılığı yaşamamaktaydı. Süryani kadını erkek tarafından savunulması anlayışı geliştirilerek daha fazla toplumdan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Süryani kadınını farklı dine mensup olması da bu durumda derin etki yaratmıştır" ifadelerinde bulundu.
'Süryani halkının kültüründen uzaklaşması için kilseler camiye çevrildi'
Süryani halkının kültüründen uzaklaştırılması için kilse ve okullarının camiye çevrildiğini dile getiren Rima, "Süryani kadınları büyük başarıya ulaşmıştır ancak bu başarılar bireysellikten öteye gitmediği için toplumsal bir kazanım sağlanamamıştır" dedi. Kadının kültürünü yaşatmama ve eğitimsizlik gibi dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Rime, "Bu inkârcı sistem içerisinde kadının durumunu düşünmek gerekiyor. Türkiye'de hiçbir şekilde halkımıza yaşam hakkı tanınmamıştır. Kadının konumu genel olarak Süryani halkı ülkesinde halkı kimliği ile kabul edilmemekte hiçbir hakkı tanınmamaktadır ve bu şekilde kimliği silikleşmektedir. Kadının belli bir konuma gelmemesi haklarına kavuşmamasındandır" dedi.
'Duruşunu sahiplenen bir kadın mücadelesi var'
İkinci oturumda son olarak konuşan Yazar Nurgül Çelebi, sahip olduğu anaç duyguların koruma içgüdüsünun kadını özel kıldığını dile getirerek, "Yaşadığımız toplum bunu görememektedir. Kadın erkeğin arkasına sığınmak zorunda bırakılarak ikinci plana atılmıştır. Ne yazık ki kadının kudretini göremeyen bir toplumda yaşıyoruz. Oysa biz kadınlar çok güçlüyüz" ifadelerinde bulundu. Kadın olmadan toplumun diğer uzuvlarının işlevsiz kalacağını dile getiren Nurgül, "Kadının toplumda yerine getirdiği görevler açısında görevinin küçümsenmemesi gerekir. Ne siyasal zeminde ne de topluma yön verecek hareketler içinde kadını görmek mümkün olmamıştı ancak bu durum değişti ve duruşunu sahiplenen bir kadın mücadelesi var" dedi.
'Kadının kendi kendinde yetebileceği algısı oluşturulmalı'
Kadının kendi kendinde yetebileceği bir algının oluşturulmasının başlangıç noktası olacağına işaret eden Nurgül, "Erkeklerin bulunduğu her alanda kadınlar da yer almaya başlıyor. Aslında en başından beri kadın vardı ancak görülmüyordu. Kadınların erkekler ile birlikte toplum içinde var olmasının bir uygarlık olduğunu anlamları biraz geç oldu ancak Süryani kadın bu toplum içerisinde artık varlığını daha da güçlendirecek" ifadelerinde bulundu. Nurgül, Tüm Süryani kadınlar için mücadele etmek gerektiğine vurgu yaptı.
Sempozyum verilen aranın ardından üçüncü oturumla devam edecek.
(sg-tt/gc/mg)
