'Örgütlenerek kölelik zincirlerini kırabiliriz'

17:11

JINHA

MÊRDÎN - Midyat'ta düzenlenen 'Kadın, Süryani Kadını ve Toplumdaki Konumu' sempozyumunda konuşan Irak-Bethnahrin Kadın Örgütü Sorumlusu Hannan Matte Touma, kadınların örgütlenerek tarihsel rolünü geri kazandığını belirterek, "Örgütlenerek kadınlara sesimizi duyurabilir ve kölelik zincirlerini kırabiliriz" dedi.

Güneydoğu (Turabdin) Süryani Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen Avrupa Birliği ve İnsan Hakları Programı tarafından desteklenen "Süryani Kadın Merkezi" projesi kapsamında gerçekleştirdiği "Kadın, Süryani Kadını ve Toplumdaki Konumu" başlıklı sempozyum son oturumla devam etti. Ninve Özgün'ün moderatörlüğünde HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım "Süryanilerde Kadının Mücadele Dinamiği", Irak-Bethnahrin Kadın Örgütü Sorumlusu Hannan Matte Touma, "Baskı, Göç ve Kadın" ve Proje Yazım ve Yönetim Uzmanı Sultan Acar ise "Göç, Kadın ve Kaybolan Süryani Sanatları" konulu sunumlar yaptı.

'Kadınlara elimizi uzatıp özgürlüğe doğru uzanmalıyız'

Sempozyumun son oturumunda ilk olarak konuşan HDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, özgürlük direnişçisi kadınları selamlayarak, "Bedenini ateşe veren bedenini bombalarla bu zihniyete karşı patlatan bütün kadın şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Bugün burada kadın sorunumuzun çözümünü arıyorsak, bir örgütlenme bilinçlenme ihtiyacı duyuyorsak bizden önce büyük bedeller ödemiş kadın yoldaşlarımızın sayesindedir. Onların iradeli duruşuna borcumuz vardır. Borcumuzu bilinçlenmek irade haline gelmek ve bütün dünya kadınlarına elimizi uzatıp özgürlüğe doğru uzanmak gerekir" dedi.

'Ortadoğu'da kadın Süryani olunca iki kat eziliyor'

Örgütlenen kadının felsefesinde erkek düşmanlığı olmadığına dikkat çeken Gülser, "Her şeyi kendine hak gören ve yaşamı bize zehir eden erk zihniyete karşı mücadelemiz var. Bu zihniyete karşı mücadele etmek nasıl sorumluluğumuz ise değiştirip dönüştürmek de bizim sorumluluklarımız arasındadır" ifadelerinde bulundu. Ortadoğu'da kadın Süryani olunca iki kat ezildiğine işaret eden Gülser, "Hatta diğer toplumların kadınlarından çok daha fazla ezilir. Çünkü kendi toplumunun inancı egemen zihniyetten farklıysa kendi toplumu soykırıma uğrar ve Süryani kadınlarda bu kırım ikiye katlanır. Kürt kadını da işgalci egemen düşmanlar tarafından ezilmiştir. Süryani kadınının ezilişi inanç üzerinden Kürt kadından daha fazladır" vurgusunu yaptı.

'Zorunlu göç gönüllü göçten çok daha fazla yıpratıcıdır'
Gülser'in ardından "Göç, Kadın ve Kaybolan Süryani Sanatları" konusunda sunum yapan Proje Yazım ve Yönetim Uzmanı Sultan Acar, göçten kadınların çok daha fazla etkilendiğine dikkat çekerek, "Kadınların fuhuşta çalıştırılması ekonomik olarak para kazanamaması, pasaportlarının elinden alınarak çalıştırılması. Ülkelerinde ekonomik zorluklar nedeniyle eğitimli meslek sahibi kadınların bile bu sektörlerde çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Yakalanan kadın tüccarları yakalansa da kadınlara suçlu gözüyle bakılmaktadır. Zorunlu göç gönüllü göçten çok daha fazla yıpratıcıdır. Tehditlerin yarattığı travmayla göç eden bireyler geride bırakılanların kaybedilenlerin acısını da derinden hissetmektedirler" dedi.

'Siyasi çekişmeler arttıkça kadına yönelik şiddette arttı'

Son olarak konuşan Irak-Bethnahrin Kadın Örgütü Sorumlusu Hannan Matte Touma ise, Süryani kadınların birçok zorlukla karşılaştığına dikkat çekerek, "Kadın 'namus' olarak görülmekte ve 'namus' adı altında öldürülmüştür. DAİŞ barbar örgütü Irak'a saldırıp kadınları karanlığa sürüklemiştir. Kadının tecavüze uğraması, pazarlarda satılması kabul edilemez" diye belirtti. Siyasi çekişmeler arttıkça kadına yönelik şiddetin arttığına işaret eden Hannah, "Bu yıkımda tüm halklar inançlar olumsuz etkilenmektedir ve bu durum kadını geriye sürüklemektedir. Gerçek hayatta ve toplum içerisinde eşitsizlik daha büyük bir boyut kazanmıştır. Özellikle kadınları kıyımdan geçiren siyasal gelişmelere göre bazen artmakta bazen azalmaktadır. İnsanlık her zaman diktatörlüğe karşı başkaldırmaktadır. Haksızlığa uğrayan insanlar DAİŞ tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu anlamda DAİŞ Ninova'da Asuri ve Süryani halklara saldırmıştır. Halklar için bir kâbus haline dönüşmüştür ve göç etmek zorunda kalmıştır. Kalanlar da din değiştirmek zorunda bırakılmaktadır" diye konuştu.

'Örgütlenerek kölelik zincirlerini kırabiliriz'

Tarihte binyıllar önce Süryani ve Asuri kadınların devletin idari mevkilerinde söz sahibi olduklarının altını çizen Hannah son olarak şunları belirtti: "Sömürgeci güçlerin Mezopotamya'yı 4 parçaya bölmesi kültürlerin bölünmesine neden olmuştur ve bu da kadınlar üzerinde büyük olumsuz etkiler bırakmıştır. Suriye, Irak ve Türkiye'de kadınlar erkeklerle askeri düzeyde savaşmıştır ve tarihsel rolünü geri kazanabilmiştir. Bunu örgütlenerek gerçekleştirmiştir. Bu şekilde biz Asuri, Süryani kadınlara sesimizi duyurabiliriz ve kölelik zincirlerine kırabiliriz."

Sempozyum kadınların soru cevap ve tartışmaları ile son buldu.

(sg-tt/mg)