Kadın Gazeteciler: Cinsiyetçi medyaya geçit vermeyeceğiz
09:16
Dilan Karamanoğlu / JINHA
İSTANBUL - Medyada kullanılan cinsiyetçi söylemlere ilişkin tepki gösteren kadın gazeteciler, medyada kullanılan eril dilin erkek egemen sistemden ve AKP iktidarının kadın düşmanı söylemlerinden bağımsız olmadığını dile getirerek, "Kadın gazeteciler olarak bu cinsiyetçi medyaya geçit vermeyeceğiz ve kalemlerimizle onların dilini teşhir etmeye devam edeceğiz" dedi.
Medyada kullanılan cinsiyetçi söylemlere her gün bir yenisi ekleniyor. Kadın düşmanlığını sadece zihinlerde değil kalemlerinden de eksik etmeyen ve bu cüreti her defasında gösterebilen eril zihniyet, kadınlara saldırmaya devam ediyor. Kadına ve LGBTİ'lere yönelik nefret ve cinsiyetçi söylemlerin yarattığı sonuçlara rağmen medyada kullanılan eril dil değişmiyor. Son olarak Star gazetesi HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın Kobanê'de gerçekleşen DAİŞ saldırılarına ilişkin konuşmasını kastederek 'Susturun şu şirreti' başlıklı haber yayınladı. Cinsiyetçi ve hedef gösterici başlıklı haberi manşetine kadın gazeteciler tepki gösterdi.
Banu: Bunu yazanlar demokrat olduklarını iddia edemezler
IMC TV'den Banu Güven, Star gazetesi'nde çıkan haberi, "İçinde hem cinsellik hem de nefret barındıran bir yandaşlık" sözleriyle ifade ederek, Figen Yüksekdağ'ın hedef haline getirildiğini belirtti. 'Şirret' kelimesinin, sesinin sesini yükselten, eleştiren, özgürce politika yapan bir şeylere öfkelenen kadının böyle ifadelerle küçümsenmeye çalışıldığını dile getirerek, "Böyle bir başlığı kabul etmek mümkün değil. Elbette bunu yazılanlar demokrat olduklarını iddia edemezler" dedi.
Michelle: Medya dili nefret suçlarına zemin hazırlıyor
T24'den Michelle Demisheviç, Türk toplumunun ataerkil bir kültürden geldiğini belirterek, "Türk kimlikleri üzerine inşa edilmiş bir tarih, bir gelecek var. Bu sebeple medyada kullanılan dil de bu gelenekten fazla uzağa gidemiyor. Medya erkek egemen kültürün yansımasıdır" dedi. Toplumda kadının olmadığını ve erkekten sonra geldiğini ifade eden Michelle, "Maalesef ki hayatımızda kullandığımız dilde de medya dilinde de bu şiddet bu nefret söylemi nefret suçlarına zemin hazırlıyor. Devlet, yargı, medya erkek olduğu için bu üçlünün bir araya gelmesinden nefret ve nefret suçları meydana geliyor" diye konuştu.
Kadınların yanı sıra 12 Eylül'den bu yana ötelenen LGBTİ'lerin de nefret söylemlerinden fazlasıyla nasibini aldığını dile getiren Michelle, "Bu gün bir siyasi partinin eş başkanına 'susturun şu şirreti' diye başlık atıyorsa altını çok iyi okumak lazım. Geleceğimizden endişelenmek lazım, Bir an önce toplumsal olarak bu tehlikenin önüne geçmemiz lazım" diye belirtti.
Sevgim: Şirretlikte sınır tanımayan medyaya cevap olacağız
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın Komisyonu'ndan ve Birgün Gazetesi'nden Sevgim Denizaltı da, "Kadın düşmanı Star gazetesinde HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında yer alan 'haber' görünümlü iğrenç metin, yalnızca Figen'i hedef almıyor" diyerek, hayatın her alanında erkek egemenliğe ve cinsiyet ayrımcılığına karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesi yürüten tüm kadınları hedef aldığını söyledi. Sevgim, yayınlanan haberi kınadığını belirterek, "HDP'li kadınların örgütlü mücadelesinin siyasi arenadaki dönüştürücü gücüne tahammülsüzlüğün de bir göstergesi bu saldırı. Medyadaki erkek egemenliğinin bir yansıması olarak hemen her gün çeşitli yayın organlarında türlü biçimlerde karşımıza çıkan bu eril dile, kadın kimliğimize yönelik her türlü saldırıya, kadın düşmanlığına karşı mücadele edebilmek için biz kadın gazetecilere önemli rol düştüğüne inanıyorum. Biz kadın gazeteciler örgütlü mücadelemizle medyayı dönüştürebilir, 'şirretlikte' sınır tanımayan medyadaki bu kadın düşmanlarına gerekli yanıtı verebiliriz diye düşünüyorum" diye konuştu.
Zuhal: Cinsiyetçilik körüklendirilerek meşrulaştırılıyor
Dicle Haber Ajansı'ndan (DİHA), Zuhal Atlan ise ana akım ve havuz medya olarak adlandırılan medyanın kadınlara yönelik cinsiyetçi söylemlerine bakmak gerektiğine dikkat çekerek, "Kadın haberlerinde kullandıkları kavramlar aslında devletin kadınlara biçtiği "geleneksel roller" olarak karşımıza çıkarken bazen de hadlerini aşıp direkt kadını aşağılayıcı kelimeler kullanma cüretinde bulunabiliyorlar. Bunu en son HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ için kullandıkları 'şirret' kelimesinde görmek mümkün" diye konuştu. Zuhal, cinsiyetçi söylemlerin muhafazakar politika güden AKP'nin kadına bakış açısından bağımsız olmadığına işaret ederek, "Kadına ne yapması gerektiği yönünde sürekli 'talimatlar' veren AKP hükümeti ve onun yandaşı erkek medya, kadınlara bu tür söylemler üzerinden saldırarak cinsiyetçiliği körükleyip meşrulaştırıyorlar. Ancak, biz kadın gazeteciler bu cinsiyetçi medyaya geçit vermeyeceğiz ve kalemlerimizle onların dilini teşhir etmeye devam edeceğiz" açıklamalarında bulundu.
Çiçek: Haberi yapanları meslektaşım olarak nitelendirmiyorum
Bianet'ten Çiçek Tahaoğlu da Star gazetesinde çıkan haberi yazan, editleyen ve başlığı atan kişileri 'meslektaşı' olarak nitelendirmediğini ifade ederek, "Onlarla biz çok farklı işler yapıyoruz. Gazeteciler halkın haber alma hakkı için çalışırken, hayretle takip ettiğimiz bazı gazeteler toplumda nefreti ve kadın düşmanlığını yaymak için çalışıyorlar" dedi. Çiçek, hakaret eden, hedef gösteren ve kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan haberlerin giderek arttığına dikkat çekerek, "Daha da vahimi meşrulaşmaya başladığını endişeyle izliyoruz. İnsan haklarını savunmanın kriminalize edildiği bir dönemde belli gazetelerin hakaret etmeyi, ötekileştirmeyi, hedef göstermeyi kendine 'hak' bildiği süreçten geçiyoruz" diye konuştu. Star gazetesinin yayınladığı haberin akıllara Merve Kavakçı'ya 'şu kadına haddini bildirin' diyerek meclisten kovanları getirdiğini hatırlatan Çiçek, "Keza iki zihniyet de söz konusu kadın olunca öncelikle o sesi susturmak istiyor" açıklamalarında bulundu.
(gc)

