Küçük Sevgi'nin büyük direnişi
09:08
Zeynep Akın/JINHA
ÊLIH -Serêkanîyê kentine bağlı Sîluk kasabasında DAİŞ çetelerine karşı küçük yaşına rağmen büyük bir direniş sergileyen YPJ'li Sevgi Doğmuş, 14 Haziran günü çıkan çatışmada üç arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirdi. Sevgi'nin anne ve babası bir yandan kızlarına olan özlem ve hasretlerini anlatırken bir yandan da "Sevgi, bu yolu seçti ve ölümsüzlüğe ulaştı, yolu yolumuzdur" diyerek yaşadıkları gururu dile getirdi.
DAİŞ çetelerinin Rojava'ya yönelik katliam ve saldırılarına karşı direnişte yer alan Sevgi Doğmuş (Newroz Êlih) Cizîrê Kantonu'nun Serêkanîyê kentine bağlı Sîluk kasabasında 3 arkadaşıyla birlikte çatışmada yaşamını yitirdi. Tüm dünya kadınlarının umudu haline gelen YPJ savaşçılarından Sevgi, henüz 17 yaşındaydı ve lise 4 öğrencisiydi. Diplomasını almadan barbar çetelere karşı Rojava direnişine katılarak insanlık mücadelesi veren Sevgi, ölümsüz kahramanlar arasındaki yerini aldı.
'Sevgi yol göstericiydi'
Kızı Sevgi'yi anlatırken bir yandan duygusallaşan bir yandan da gururlanan annesi Mehdiya Doğmuş, "Nereye giderse gitsin ona olan güvenim hep sonsuzdu. 6 kızım 3 oğlum var hiçbir çocuğum onun kadar cesaretli değildi. Sevgi her zaman her yerde çok güçlü biriydi, onunla çok gururluydum" diyerek kızına olan sonsuz güvenini anlattı. Sevgi'nin hem küçüklere hem de büyüklere yol gösteren bir kişilikte olduğunu belirten Mehdiya, "O küçük yaşına rağmen bana bile yol gösterirdi. Hep 'anne sen konuşmuyorsun, hakkını neden savunmuyorsun, olaylar haksızlıklar karşısında sessiz, tepkisiz kalma' diyordu. Konuştukları, fikirleri, duruşu çok büyüktü, her şeyi anlayabiliyordu. Çok akıllı, çok zeki biriydi ama biz onu tanıyamadık" dedi.
'Gideceğini bilseydim daha çok bağrıma basardım'
Sevgi'nin katılım yaptığı günü anlatan Mehdiya sözlerine şöyle devam etti: "En son evden çıktığında da hiçbir şey anlayamamıştık, son gün bile okula gitti. Okula her gittiğinde evden her çıktığında bana 'anne yanağımdan öp' diyordu, ama en son çıktığında birkaç defa öptürdü kendini, kendisi de defalarca öptü. O gün oruçtum çok izleyemedim onu, son gidişi olduğunu bilseydim daha çok bağrıma basardım onu" diyerek kızına olan hasretini anlattı. Mehdiya, "Saçını okşamamı çok isterdi, hep severdim, saçlarından okşardım. Her gün saçlarını bana taratırdı, 'kızım saçların çok ve uzun kes' dediğimde yok asla kesmem diyordu. Katılım yaptıktan sonra hiç haber alamadık ondan. Bize verdikleri bilgiye göre 14 Haziran günü Sîluk'te şehit düşmüş. Kızım şehit düştü ölümsüzleşti, Kürt halkının, Kürdistan'ın başı sağolsun."
'Her zaman görünür bir çocuktu'
Sevgi'nin babası Mehmet Doğmuş ise, kızının küçüklüğünden beri hep çok zeki, cesur, cesaretli ve de çok çalışkan olduğunu belirtti. Sevgi'nin her zaman görünür bir çocuk olduğunu söyleyen baba, "Okul içerisinde hep kendini belli eden bir kişiliğe sahipti. Okuduğu her dönem taktir getirirdi, başarı belgesi getirirdi, çok çalışkandı. Onu dershaneye gönderiyorduk ama ona ağır geliyordu, gönülsüz gidiyordu. Demek ki önceden çıkış yapmaya karar vermişti yaşı küçük olduğu için gidemiyordu, büyümeyi bekliyordu" ifadelerini kullandı.
'Haksızlığı kabul etmezdi'
Sevgi'nin olanlar karşısında tepkisiz kalmadığını söyleyen baba Mehmet, "Söylemek istediği her şeyi söylüyordu, içine atmıyordu. Bütün itirazlarını, eleştirilerini, isteklerini, rahatsız olduğu her şeyi söylerdi. Her zaman haklarını savunur ve haksızlığı kabul etmezdi. Mesela hak hukuka gelince kimse tutamazdı onu. Akşam bizim buralar çok karanlık ve sessiz olur. Diğer kızlarım hep beni arar 'baba parka gideceğiz bizi götür, dışarı çıkacağız bizi götür, şu ihtiyacımız var getir' diye. Ama Sevgi çıktığı zaman 'baba ben çıkıyorum' derdi, bana ihtiyaç duymazdı. Geceyi, karanlığı, korkuyu bilmezdi, gözü kara biriydi. Daha o zamanlarda nasıl bir kadın olacağı belliydi" sözlerini ifade etti.
'Yaşından büyük hareket ederdi'
Sevgi'nin hayat dolu biri olduğunu dile getiren baba Mehmet şunları belirtti: "Çok keyifli, şen şakrak biriydi. Bayramlarda düğünlerde özel günlerde çok özel ve güzel giyinirdi. Kendine bakardı, saçına giyimine özen gösterirdi. Ne yaparsa yapsın hiçbir zaman kırmadık onu. Çünkü ne yapacağını, nerde nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliyordu, her zaman çok emindik ondan. Hem din hakkında bilgiler edinmeye çalışıyordu hem de Kürt davası hakkında da çok şey biliyordu araştırıyordu. Sürekli Kuran ve kitaplar okuyordu. Dediğimiz gibi küçüktü ama gerçekten de yaşından büyük hareket ediyordu. Ama yine de hiç çıkış yapacağını düşünmemiştik."
'Ona olan sevgimiz büyüktü'
Sevgi'ye olan sevgilerinin çok büyük olduğunu söyleyen Mehmet, "Değil ki gitti ve şehit oldu diye bunları söylüyoruz, gerçekten de ona olan sevgimiz çok büyüktü, okula giderdi gelene kadar ona hasret kalırdık. Bu sözlerim ona olan özlemimden değil, evdeyken de böyleydi, onu kıramazdım asla. Oturuşuyla kalkışıyla, giyimiyle, duruşuyla, sözleriyle, düşünceleriyle mükemmel biriydi. Ayakları üzerinde durmayı biliyordu. Sevgi, bu yolu seçti, ölümsüzlüğe ulaştı, yolu yolumuzdur diyoruz. Kürt halkının başı sağ olsun. Ve isteğimiz o dur ki bu devlet artık bir adım atsın ve artık kan dökülmesin. Bizim kızımızın cenazesi geldi artık diğer anne ve babalara evlatlarının cenazesi gelmesin" dedi.
(mg)

