STK temsilcileri: Tecrit bir an önce kaldırılmalı
09:19
JINHA
AMED - Sivil toplum kuruluşu temsilcileri PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin bir an önce son bulması gerektiğini belirtirken, SES Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Selma Atabey, "Barışı simgeleyen ve barış projesiyle bilinen Öcalan'ın söylemleri bir siyaset haline gelmişken toplumundan, siyasetinden uzak tutulması sakıncalıdır ve bu tecridin bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için eylem, etkinlik ve toplumun çeşitli kesimlerinden çağrılar devam ederken, Temmuz 2011'den bu yana avukatlarıyla, Nisan ayından bu yana da İmralı heyetiyle görüştürülmüyor. Halk Türkiye'de kalıcı bir barış ve sağlıklı müzakere için Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin hemen kaldırılması çağrısı yaparken, sivil toplum kuruluşları da terciden kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.
SES Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Selma Atabey, AKP'nin Kürt halkının kazanımlarına tahammül edemediğini söyledi. Abdullah Öcalan'ın tutuklandığı günden bu yana tecrit altında olduğunu belirten Selma, "Anayasal hak olmasına rağmen 2011 yılından bu yana avukatlarıyla görüştürülmeyen Sayın Öcalan 4 yıldır avukatları ve ailesiyle, 5 Nisan bu yana da İmralı heyetiyle görüştürülmüyor. Vicdani ve insani anlamda büyük bir suçtur. Milyonların önderinin bütün insani koşullardan yoksun bırakılması, halkından uzak tutulması bütün halkı rahatsız eden bir durumdur" dedi.
'Kürt sorununu çıkmaza sokuyorlar'
Gelinen noktada hükümetin tecrit ve diğer uygulamalarla Kürt sorununun çözümünü çıkmaza soktuğunu belirten Selma, "2013 yılından beri barış süreci yürütülmeye çalışılıyor. Devletin ne kadar samimi olduğunu bu tecritle açık bir şekilde görüyoruz. Hükümetin bir an önce bu tecridi ortadan kaldırması ve tekrar çözümü masaya koyması gerekiyor. Halkların özgürlüğü ve demokrasi için sürecin işlemesi gerekiyor ve en büyük rol de devlete düşüyor. Her gün Kürdistan ve Ortadoğu'da kan dökülüyor. Barışı simgeleyen ve barış projesiyle bilinen Öcalan'ın söylemleri bir siyaset haline gelmişken toplumundan, siyasetinden uzak tutulması sakıncalı ve bu tecridin bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor" diye konuştu.
'Öcalan'ın koşulları tehdit olarak kullanıldı'
Bugün yaşanan tecridin geçmişle de bir ilişkisi olduğunu söyleyen DTK Sağlık Meclisi Üyesi Hülya Uyanık Alökmen "15 Şubat komplosuyla Sayın Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesinden beri bir tecrit söz konusudur. Sürekli cezaevi koşuları ve yaşama şartları Kürt siyasetine bir tehdit olarak kullanıldı. Uzun süredir ailesiyle, avukatlarıyla görüştürülmüyor. 2013 yılından sonra devletin kurduğu bir masada karşılıklı bir görüşme başladı süreç ilerledi. Görüşme koşularının sağlıklı bir ortamda olmadığı ortadadır" dedi.
'Öcalan'la daha sağlıklı bir ortamda görüşülmeli'
Daha özgür ortamda görüşmelerin daha sağlıklı olacağını belirten Hülya, devletin seçim sürecinde de Abdullah Öcalan'ın koşullarını tehdit olarak kullanmaya çalıştığını vurguladı. Hülya şöyle devam etti: "Tabi bunun savunulacak bir tarafı yok sonuçta Kürt halkı tarafından benimsenmiş, halkının 'benim irademdir' dediği bir kişiden bahsediyoruz ve devlet heyetinin bir şekilde bir noktaya getirdiği görüşmeden söz ediyoruz. Görünen tablonun özgür bir ortam olmadığı, iki tarafın da eşit olacağı ve Sayın Öcalan'ın özgür olabileceği bir ortam istenmesidir. İstenilen, talep edilen Sayın Öcalan'ın daha uygun koşullarda görüşmelerini yürütebileceği ve devletin tehdit olarak kullanmayacağı bir koşuldan söz ediyoruz" diye ifade etti.
(do-pz/gc)
