Sürecin tanığı boşaltılan köyler…
09:12
JINHA
BEDLİS - Türkiye'de yaşanan en büyük hak ihlallerinden köy boşaltmaları yıllar geçmesine rağmen hafızalardan silinmiyor. Boşaltılan köylere geri dönüşler başlasa da göç mağdurları tereddütlü. 1990'lı yıllarda Bitlis merkeze bağlı Çayırbaşı'nı boşaltmak zorunda kalan köylülerden Şemsinur Oğuz, "Yaşadığımız onca acıyı hala unutamadık. Geri döndük ama hala tereddütlüyüz" dedi.
Türkiye tarihinin en kanlı dönemlerinden 1990'lı yıllarda bölgede yaşatılan hak ihlallerinin izleri sürüyor. Bölgede yaşanan faili meçhul cinayetler, gözaltında kaybettirme ve zorunlu göç nedeniyle binlerce yurttaş mağdur edilirken, tüm yaşananlar sonucu ülke sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda büyük kriz dönemlerine girdi. Resmi rakamlara göre hak ihlallerinin yaşandığı bu süreçte, 4 bin 500 köy boşaltılırken, köylerden arda kalanlar ise hatıra ve acılar oldu.
Yıllar sonra boşaltılan köylere geri dönüş yolları açılsa da mağdur edilen yurttaşlar dönmekte tereddüt ediyor. Bölgede boşaltılan kentlerden biri olan Bitlis'te 76 köy, 95 mezra boşaltılırken, Bitlis merkeze bağlı Çayırbaşı Köyü 1993'te devlet tarafından boşaltılan köylerden sadece biri. Azda olsa geri dönüşlerin başladığı Çayırbaşı Köyü sakinlerinden Şemsinur Oğuz, devletin kendilerine yaptığı baskıyı yıllar sonra yakılan evinin yerine yaptığı yeni evinde anlattı.
'Eve bomba koyup zan altında bıraktılar'
1990'lı dönemlerde askerlerin sürekli köye gelip kendilerine baskı uyguladığını ifade eden Şemsinur,"Neden gerillalar köyünüze geliyor' diye köyümüzü arıyorlardı. Bir gün sabahın erken saatlerinde yine köyü bastılar. Evleri didik didik ettiler, yatakları yerlere attılar. Çocuklarım çok korkmuştu, ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışıyorduk. Asker yataklarımızı kaldırıp tek tek altına baktı" dedi. Korkudan ses çıkaramadıklarını kaydeden Şemsinur, askerlerin evlerine bomba ve silah bırakıp üzerlerine yıkmaya çalıştıklarını belirtti.
'Üzerimize ateş ettiler'
Askerin, özelikle geceleri köye baskın yaptığını anlatan Şemsinur, "Bir gece yine köye girdiler. Karanlıkta onları tanıyamadık, üzerimize ateş ettiler. Sabaha kadar uyuyamadık korkudan, sabaha karşı pencere kenarında bekledik. Sabah erken saatlerinde askerler göründü. 100'ye yakın araba vardı. Köyü yine aramaya başladılar. Biz tim olduklarını da bilmiyorduk. 'Gece geldik siz bize saldırdınız' dediler. Bütün çocukları topladılar, bizi, çocuklarımızı götürüp öldüreceklerinden korkuyorduk. Küçük bir köy olduğumuz için bizi orda yok etseydiler kimsenin haberi olmayacaktı" dedi.
'Yokluk içinde evimizi toplayıp köyümüzü boşalttık'
Askerlerin sabahın erken saatlerine kadar köyü talan ettiğini söyleyen Şemsinur, "Köpeğimizi öldürdükten sonra 'Bir dahakine sizi öldüreceğiz' dediler. Tehditlerinden sonra rezillik ve yokluk içinde evimizi toplayıp köyümüzü boşalttık. İstanbul'a gittik. İstanbul'a gittiğimizde kimse bize ev vermedi. Biz de Bursa'ya gitmek zorunda kaldık. Orada 6 ay kaldık. İki aile bir evde kalıyorduk. Ev yoktu ki kalalım. Çocuklarımızın hepsi küçüktü. Biri Türkçe konuşsa acaba bizden mi bahsediyor diye korkuyorduk. İş bulamadık, yeniden İstanbul'a gittik. Çocuklarımız büyüyene kadar yokluk ve sefalet içinde yaşadık. Şimdi ise yine köyümüzdeyiz, ama hala tereddütteyiz" dedi.
(ro/ng/zd)

