Üniversiteli kadınlar: Erkek şiddetine karşı öz savunma şart!
09:12
JINHA
İSTANBUL - Kadın katliamlarının temelinde yatan sebeplerin erkek egemen sistem sistem ve bununla beraber erkek siyasetçilerin kullandığı eril dil olduğuna dikkat çeken üniversiteli kadınlar, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüze karşı öz savunmanın şart olduğunu söyledi.
Yaşamın her alanında olduğu gibi kadın katliamları, kadına yönelik şiddet ve cinsel tacizin en yoğun yaşandığı yerlerden biri üniversiteler. Genç kadınlar, üniversitede ve toplumda kadına bakış açısını değerlendirerek, kadınların hak arayışlarının ve bu hakları fark edip talep etmelerinin kadın katliamlarının temelinde yatan sebep olarak gördüklerini belirtti. Erkek siyasetçilerin eril diline yönelik düşüncelerini de dile getiren kadınlar, öz savunmanın gerekliliğine dikkat çekti.
'Üniversitelerde kadın olmak zor'
İstanbul Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü 1. Sınıf öğrencisi Şazene Rümeysa Keskinci, kadın katliamlarının adının sadece "kadın cinayetleri" olarak akıllarda kazındığını kaydetti. Rümeysa, "Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddetin sonucudur. Devlet kurumları bu konuda yetersiz önlemler alıyor ve erkek egemen anlayışın baskınlığı oluşuyor. Bunlar, kadın cinayetlerinin temelinde yatan sebeplerdir. Üniversite öğrencileri, bu konulara yönelik daha fazla tanıklık ettiği ve daha fazla birikime sahip oldukları için yeterli koruyucu kimliğe bürünebiliyorlar" sözlerini kullanarak, kadın katliamlarında bile erkek siyasetçilerin siyaset yapıp prim kazandıklarını söyledi. Üniversitelerde erkeklerin kadınları cinsel obje olarak gördüklerini, ne kadar okurlarsa okusunlar, böyle bir nesil yetiştiğini vurgulayarak, "Bu ülkede ve üniversitelerinde kadın olmak çok zor" dedi.
'Üniversitelerde öz savunma pratiğini yaymaya çalışıyoruz'
Kadın katliamlarının temelinde yatan sebebin, erkek egemen sistemin erkekliği sürekli olarak güvenle beslemesi olduğuna dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Zeynep Deniz Aslan ise, "Özgüvenle beslenen ve sürekli egosu şişirilen erkeklik, kadın üzerinde, buna kadının en temel yaşama hakkı da dahil, hak sahibi olduğuna ikna olur. Bu şekilde davranarak kadın mücadelesinin güçlenmesinin önünde engel oluştururlar" diye konuştu. Erkek egemen sistemin kadın mücadelesini durdurmak adına çeşitli yöntemlere başvurduğunu bunlardan birinin de kadınları katletmek olduğunu ifade eden Zeynep, bu katliamların yolunu açanın ise erkek siyasetçilerin söylemleri olduğunu kaydetti. Zeynep buna örnek olarak, "Cumhurbaşkanı, kadının fıtratında öldürülmek olduğunu söylerken bu cinayetlerin destekçisi olduğunun farkındayız. Bu ve buna benzer söylemler kadın cinayetlerini, tacizi ve tecavüzü destekleyen söylemlerdir. Zaten bu ülkede gerçek adalet değil, erkek adalet uygulanmaktadır" sözlerini kullandı.
'Şiddete karşı tek yol öz savunma'
Özelde üniversiteler olmak üzere, her alanda öz savunmayı meşru gördüğünü belirten Zeynep, "Kadınların gücü birlik ve örgütlülükle büyür. Öz savunma temel bir haktır. Üniversitelerde de öz savunma pratiğini yaymaya çalışıyoruz. Örneğin biz Mor Kaktüs'lü Kadınlar olarak İstanbul Üniversitesi'nde arkadaşlarımızdan birinin sözlü tacize maruz kaldığını öğrendik. Arkadaşımızla konuştuk ve bu erkekle aynı okulda bulunmak zorunda olmadığını anlattık. Aynı erkek tarafından tacize uğrayan başka kadınlar da vardı ve bu kişiyi okuldan uzaklaştıracağımızı öğrendiklerinde gelip bizimle konuştular. Kadın dayanışması anında örülüp büyüyebilen bir gerçekliktir. Bu yüzden bizimle iletişime geçen kadınlarla beraber harekete geçtik ve tacizciyi kadınlar olarak okuldan kovduk" diyerek kadın dayanışmasının önemini vurguladı. Zeynep, bu tür durumlarda kadın bilincinin ön planda olması gerektiğini dile getirerek, sadece üniversitelerde değil, kadınların bulunduğu her alanda, kadına yönelik baskı, şiddet ve cinsel tacize karşı, tek yolun öz savunmadan geçtiğinin altını çizdi.
'Hak talep etmiyoruz, vermezlerse alırız'
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Nagihan Yiğit de kadın katliamlarının temelinde kadının her geçen gün bilinçlenip haklarının farkına varması ve örgütlenmelerinin olduğunu belirtti. Nagihan, "Kadınların devletten hak talep etme durumu yok, biz hakkımızı talep etmeyiz, vermezlerse alırız" diyerek, siyasetçilerin "kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek" gibi söylemlerde bulunmalarının kadın katliamlarına çanak tuttuğunu söyledi. "Kadınlar, bilinçlenip örgütlenmelidirler. Bunun sonucunda özgürlüğümüz gelecektir" diyen Nagihan, "Erkeklerin bu kadar hayatımıza karışması kadın örgütlülüğünden korkmalarıdır" ifadesini kullandı.
'Örgütlülüğü doğru temelde çoğaltmalıyız'
Kadın katliamlarının ataerkil sistemin devamında yatan ısrardan dolayı yaşandığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü 2.Sınıf öğrencisi Hividar Yıles, "Günümüzde kadın cinayetleri artıyorsa, bu problemin kaynağında erilleşmesini sürdüren iktidarın kendisini kadın mücadelesine karşı koruma isteği yatıyor" diye kaydetti. Kadınların bu engellemelere karşı yapacaklarının daha fazla söz söylemek ve eylem yapmak olduğunu belirten Hividar, "Üniversiteli genç kadınlar, örgütlülüğü doğru temelde çoğalttığı sürece kendi öz savunmasını oluşturacaktır. Bu şekilde erk zihniyetten hak alımı hızlanacaktır. Bunun yanı sıra, kendi alanımızdaki mücadeleyi zorunlu toplumsal cinsiyet ders açılmasıyla da ilerletebiliriz" şeklinde konuştu.
(sö/dc/gc/mg)

