'Göçün travmatik etkileri Göç Bakanlığı'yla giderilebilir'

09:08

Sarya Gözüoğlu - Tekoşin Tekin / JINHA

MÊRDİN - Göçün kadınlar üzerindeki etkilerine ilişkin rapor hazırlayan araştırmacı Sultan Acar, 1980 ve 1990 yılları arasında ciddi sayıda iç göç yaşandığını belirterek, "Kadınlara göç ederken hiçbir soru sorulmadı ve kadınlar bu durumu en travmatik şekilde yaşadı. Göçlerle ilgili hala tam veriler yer almıyor. Çok geç kalınmış olsa da ben Göç Bakanlığı'nın kurulmasından yanayım" dedi.

Kürdistan'da 1990'lı yıllarda devlet tarafından uygulanan işkence, katliam ve baskı politikasıyla yaşanan acıların izleri hala devam ederken, baskılar sonucu 3 bin 700 yerleşim yeri boşaltıldı, 3 milyondan fazla insan ise göç etmek zorunda bırakıldı. Rakamların ardındaki ağır hakikatin kapısını aralamak amacıyla çalışma yürüten araştırmacı Sultan Acar, göçün kadınlar üzerindeki etkileri üzerine bir rapor hazırladı. 10 senedir bölgede çalıştığını belirten Sultan, bugünkü konumda göçün halkın ve kadın üzerinde bırakmış olduğu etkilerle ilgili rapor hazırladığını dile getirdi. Devletin baskıları sonucu bölge halkının göçe zorlandığını ifade eden Sultan, "Çıkarılan korucu yasalarıyla insanlar yerlerinden edildiler. Köyler boşaltıldı. Binlerce kişinin göç ettiği söyleniyor" dedi.

Türkiye için göçün çok ciddi bir sorun olduğunu ve yıllardır göz ardı edildiğini söyleyen Sultan, "Türkiye'de ne kadar göç yaşandığı noktasında tam bir rakam yok. Çok sağlıklı bilgiye erişemiyoruz. Çünkü devlet farklı rakam açıklıyor bölge halkı başka rakam açıklıyor ama ne olursa olsun sonuç travmatik" diye konuştu.

'Göç Bakanlığı kurulsun'

Türkiye'nin yaklaşık 20 yıldır göç alan ülke olduğunu belirten Sultan, "Türkiye transit bir ülke ve göçlerin geçiş noktası olmuş. Göç eden içinde bir travma göçü alan bir şehir, içinde travma ve Türkiye bununla ilgili politik, ekonomik ve siyasal olarak çok fazla baş edememiş. Ben hep söylüyorum bizim neden bir göç bakanımız yok. Göçle ilgili araştırmalarda hala çok eksiğiz ve hala çok yanlıyız ve çoğu zaman doğru veriler verilmiyor. Göçle ilgili çok geç kalınmış olsa da ben göç bakanın kurulmasından yanayım" dedi.

'Travma etkisi büyük olsu'

Sultan, göçler sırasında göç edenlerin kendilerine en yakın büyükşehirlere gittiğini dile getirerek, "İnsanların hayvanları bahçeleri vardı. Bir şekilde hayatını idame ettiriyordu. Sanatı, ailesi ve alıştığı ortamı bırakarak bir gecede köylerini boşaltılar. Öyle olunca ilk önce yakın şehirlere Diyarbakır, Mardin, Antep, Urfa, Van'a çok ciddi bir yığılma oldu. Arkasındanda daha batıya doğru gidildi, bir kısmı da Avrupa'ya göç etti. Göçler o dönemde ne araştırıldı nede bunun travmaları üzerinden her hangi bir araştırma yapılmadı" dedi.
Yaşanan göçlerde en fazla kadınların etkilendiğini söyleyen Sultan, "Kadınlara göç etmeleri hakkında fikirleri dahi sunulmadı. 'Nereye gidelim, nereye göç edelim' diye sorulmadı. İlk başta göç ettikleri yere yakın akrabalarının yanına ya da birkaç aile bir araya gelerek apartman dairelerinde ve gecekondularda yaşamaya başladılar. Bunun pek çok sıkıntısı oldu kadın üzerinden yada kadınlara çok ciddi travma yarattı" şeklinde konuştu.

'Göçün etkileri hala sürmekte'

Göçlerle birlikte çocukların eğitimlerinin aksadığını ve yaşanan birçok sorundan kaynaklı çocuk ölümlerinin yaşandığını ifade eden Sultan, "Çocuklar iyi beslenemiyor. Hijyen ortamında yaşayamıyorlar. Geleceğe dair hayalleri de yok. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bugün biz onun sonuçlarını görüyoruz. O zaman çocuk olanlar şimdi genç oldular ve uyum sorunu yaşandılar. Eğitimsiz kaldılar meslek edinemediler. Şuanda büyükşehirlerde suç unsuru olarak kullanılan çocuklar, kökenlerine indiğin zaman yaşadıkları çalkantılı dönemden ve göçün yarattığı travmadan dolayıdır. Türkiye'de son 20 yılda yapılan bu göç etkileri hala sürmekte" diye belirtti.

'Geri dönüş ümitleri kayboldukça uyum sağlamaya çalışıyorlar'

Yapılan araştırmaya göre göç eden insanların farklı bir yaşama geçişte büyük sorunları beraberinde getirdiğine dikkat çeken Sultan, "Batıda hiçbir şekilde göç edenlere hizmet verilmiyor. Hiçbir şekilde sağlık hizmeti ulaşmıyor, alt yapı yok, inşat izinleri yok. Köy yaşantılarından kötü yaşamaya başlıyorlar ama yinede gördükleri bir model var. Maalesef zaman geçtikçe geriye dönüş ümitleri kayboldukça oraya uyum sağlamaya çalışıyorlar" şeklinde konuştu.
Sultan, araştırma sırasında kadınlar üzerinde yapılan anketleri anlatarak, "Ankette 'tekrar köyünüze dönmek ister misiniz?' sorusuna kadınların yüzde 90'ı hayır dedi. Kadınlar 'Biz orada ne yapacağız? Okul yok. Hiç olmazsa burada çocuklarımızın bir geleceği olacak. biz harcandık ama benim çocuğum kızım okuyacak meslek sahibi olacak' diyor. Bu geriye dönüşü zorlaştırıyor" dedi.

'Göç kaybolan sanatlarda, kültürde çok ciddi bir bağ kopuşuna neden oldu'

Göçün yaşamın bütün yönlerini etkilediğini dile getiren Sultan, "Kültür ve sanatta çok ciddi bir bağ kopuşuna neden oluyor. Bunun başka nedenleri de var. Teknoloji ilerliyor. Örneğin ayakkabıcı ayakkabıcılık yapıyor. Geriye dönüp ayakkabıcılık yapmaya çalışsa bile zaten o işin bir geleceği yok. Ama şu yapılabilinir. Bunlar bir sanat, kaybolmak üzere olan sanatlar, bunları gençler öğrenmeli. Bunları turizm noktasında, klasik sanat noktasında yaşatılmalı. Bununla ilgili çalışmalar yapılmalı ve bu sanatlar öğrenilmeli" diye konuştu.

(dk/zd)