Barış Anneleri 16 yıldır mücadeleye devam ediyor

09:12

Nurcan Yalçın / JINHA

AMED - Kürdistan gerçekliğinin en ağır baskılarına karşı 16 yıldır mücadele yürüten Barış Anneleri Meclisi ilk günden bu yana büyük bir kararlılıkla çıktıkları yolda asla geri adım atmayacaklarını söylüyor. Beyaz tülbentli Barış Anneleri, "Devletin tüm yok etme politikalarına karşı 'işte buradayız' diyerek yola devam ettik. Son üç yıldır bir çözüm söylemidir gidiyor. Barıştan yana ısrarımızı daha fazla mücadeleyle göstermeye devam edeceğiz" diyor.


Kürdistan'da 1999 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine başta İstanbul ve Diyarbakır olmak üzere bir çok yerde örgütlenen Barış Anneleri 16 yıldır aktif bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. 13 yıl boyunca çalışmalarını insiyatif olarak sürdüren Barış Anneleri 5-6 Ekim 2013 yılında gerçekleştirdikleri 2. Barış Anneleri Konferansı'nda aldıkları meclisleşme kararını 20 Kasım 2013 yılında hayata geçirdi. 40 yıldır devam eden Kürt özgürlük mücadelesinde çocukları gerilla, şehit, faili meçhul ve tutsak olan annelerden oluşan Barış Anneleri Meclisi yaşanan savaşa karşı "barış" diyerek, çalışmalarını yürütüyor. 2012 yılında çift taraflı yapılan ateşkesin ve devlet tarafından her seferinde dile getirilen "Artık Türkiye'ye cenazeler gelmiyor" sözlerini değerlendiren Barış Anneleri Meclisi üyeleri, AKP hükümetinin kirli savaş politikalarıyla savaşı Rojava'ya yığdığını ve her gün cenazelerin geldiğini belirti.


'Her gün cenaze törenlerine katılıyoruz'

Barış Anneleri İnisiyatifi'nin kurulduğu günden bu güne çalışmalarında yer alan ve bir oğlu PKK saflarında yaşamını yitiren 60 yaşındaki Barış Anneleri Meclisi üyesi Emine Özbek, Barış Anneleri projesinin PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın projesi olduğunu hatırlatarak, "Biz neredeyse her gün cenaze törenlerine katılıyoruz. Bunun da üzerimizde çok büyük bir etkisi var. Çünkü Barış Anneleri'nde yer alan tüm anneler neredeyse evlatlarını yitirmiş ve çok büyük acılar yaşamış. Yaşadığımız tüm acılara ve zulümlere rağmen her gün cenaze törenlerine katılıyoruz ve bu da bize çok ağır geliyor" dedi.

'Savaş politikalarını Rojava'ya yönelttiler'

2012 yılında çift taraflı bir ateşkesin söz konusu olduğunu ve bu ateşkese rağmen her gün cenazelerin geldiğini ifade eden Emine, "Söz konusu çözüm sürecini devlet kabullenmiyor. Bu süreci öyle bir hale getirdiler ki artık onların cenazeleri gelmiyor. Yaşanan tüm savaş politikalarını Rojava'ya yönelttiler. Bizim her gün cenazelerimiz geliyor. Bunlar Rojava, Şengal ve Kobanê'de şehit olan evlatlarımızın cenazeleri. Bazı günler 4, bazen 6, bazen 12 cenaze geliyor. Biz Barış Anneleri Meclisi olarak bize her gelen mesajda 'acaba cenaze haberi mi?'diyerek korkuyoruz. Her an bu duygularla yaşıyoruz. Tüm dünya çok iyi biliyor ki Türk Devleti DAİŞ'e destek veriyor" diye konuştu.

'Cenazelerimiz eskisinden daha çok geliyor'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Artık Türkiye'ye cenazeler gelmiyor" sözlerini hatırlatan Barış Anneleri Meclisi üyesi 76 yaşındaki Sultan Aksoy ise bir oğlunun saflarda yaşamını yitirdiğini 10 yıldır Barış Anneleri içerisinde yer aldığını belirterek, "Barış Anneleri olarak, çok zor şartlarda çalışma yürüttük. Yaşadığımız acılara rağmen defalarca devletin şiddetine maruz kaldık ama mücadelemizden hiçbir zaman geri adım atmadık. Ateşkes süreci deniliyor ancak cenazelerimiz eskisinden daha çok geliyor ve cenaze törenlerine katılmadığımız gün yok. Biz de ne olursa olsun büyük acılar ve bedellerle bu güne getirdiğimiz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz ve daha güçlü bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Her şeye rağmen bir daha barış diyoruz" diye konuştu.

'Savaşı Rojava ve Şengal'e yönelttiler'

Barış Anneleri Meclisi üyesi olarak üç yıldır yer alan 64 yaşındaki Hanım Atlı ise "Baktığımızda ateşkes süreci olduğu halde her gün cenazelerimiz geliyor. Savaşı bir yerde bitirip başka bir yere yönelttiklerini artık herkes çok iyi biliyor. Bunun en açık örneği Rojava ve Şengal'dir. Ama şunu iyi bilsinler ki biz artık öldürülmekle bitmeyen bir halkız. Benim şehidim de yoktu, gerillam da yoktu. Fakat bu halkın evlatlarının hepsi birdir. Her şehit olan evladımız için içimiz sızlıyor. Biz onların topraklarını, dilerini ve kimliklerini istemiyoruz. Biz kendi dilimizi ve kimliğimizi istiyoruz. Oysa bizim de dedelerimiz Çanakale'de savaştı ve öldü. Bizde Kürt ve Türk kardeştir diyoruz. Yeter artık bu kanı döktükleri" dedi.

(ny/ck/zd)