Açlık grevine başlayan baraj mağduru aile köprü istiyor

09:56

Helin Yıldırım - Nurcan Yalçın/JINHA

DERSİM - Ayhan ve Adile Arduç ile kendilerine destek olmaya gelen akrabaları, yaşam alanlarını kısıtlayan Limak şirketinin kurmuş olduğu Pembelik Barajı'nın yolları kapatması ile bir yıldır Peri Vadisi'nde mahsur. Seslerini duyurmak için süresiz açlık grevine başlayan ailenin talebi ise 60 metre uzunluğunda bir köprünün yapılması.

Dersim'in Nazmiye ilçesine bağlı Ilısu mezrasında bulunan Peri Vadisi'ndeki Peri Suyu üzerine yapılan Pembelik Baraj'ından dolayı mağdur olan Arduç ailesi, kentlere göç etmektense köylerinde kalmayı tercih ediyor. Ancak Limak şirketinin kurduğu kaçak baraj olarak bilinen Pembelik Barajı'ndan dolayı giriş çıkış yolları kapatılmış durumda. Dağ ve vadiler aşılarak evlerine ulaşılan Adile ve Ayhan Arduç, karşıdan karşıya geçemedikleri için uzun zamandır çocuklarını da görmüyor. Süresiz ve dönüşümlü açlık grevine başlayan Adile ve Ayhan sorunlarını JINHA'ya anlattı.

'Pembelik Barajı imar planı olmadığı için kaçaktır'

Geçirdiği bir iş kazasından dolayı bir bacağı sakat kalan Ayhan Arduç, mahsur kaldıkları için hastaneye gidemediklerini belirtti. Pembelik Barajı imar planı olmadığı için kaçak olduğuna dikkat çeken Ayhan, Malatya İdare Mahkemesi'nin durdurma kararı aldığını ancak firma yetkilisinin bu karara uymadığını dile getirdi. Barajın usulsüz bir şekilde faaliyete geçirildiğini ifade eden Ayhan, "2 senedir mücadele veriyoruz ancak yetkililer ses çıkarmıyor. Ben engelli bir vatandaşım süresiz ve dönüşümlü açlık grevine başladık yarın öbür gün başıma gelecek sorunlardan Nazimiye Kaymakamlığı, Tunceli Valisi İl Özel İdare Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Limak şirketi sorumludur" dedi.

'1 yıldır açık cezaevindeyiz'

1 yıldır adeta bir açık cezaevinde olduklarını ancak tüm sorunlara rağmen direnişlerinden vazgeçmeyeceklerini belirten Ayhan, "Taahhüt edilen yollar ve köprüler yapılmadığı için 1 yıldır burada mahsuruz. Limak şirketinin burada yaptığı Pembelik Barajı'ndan dolayı bütün geçiş yollarımız kesilmiş. Açlık grevine başlama kararı aldık. Başka bir çaremiz kalmadı. Valilik, Kaymakam, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı'nda müracaatlarımız var. Limak şirketi burada barajı yapıp hem kaçak baraj işletiyor hem de insanları kendi köyünden göçe sürüklüyor. 50-60 aile müracaat etmiş geri dönmek için yalnız bu güne kadar herhangi bir gelişme olmadığı için grev kararı aldık, sonuna kadar da devam ettireceğiz. Bu ülkede insan haklarından, köye dönüşlerden, engelli haklarından bahsediliyor yalnız bulunduğumuz bölgede durum tam tersi. Bu sorunun bir an evvel halledilmesi için tüm yetkililere sesleniyoruz" ifadelerinde bulundu.

'Baraj yapıldığı zaman tüm yollarımız kesildi'

Ayhan son olarak "Bizim burada taşınmaz mallarımız var ve kendi köyümüzdür. Yüzyıllardır ailemiz burada yaşamış. Biz de devletin yetkili kurumlarından gereken yasal izinleri alarak bu evi yaptık. Bu baraj yapıldığı zaman otomatik olarak bütün yollarımız kesildi. ÇED raporlarında vardı. Burada köprü sondajı vuruldu baraj firması tarafından taahhütlerde de vardı. 'Alternatif yollar, köprüler yapılacak kimse mağdur olmayacak' denildi ancak tam tersi oldu. Baraj kaçak elektrik üretiyor, kendi yollarını yapmış geziyor ama biz burada mülteci durumuna düşmüşüz" dedi.

'Burada yaşatılan insanlık ayıbıdır'

Kendi yollarının yasal ancak şirketin kaçak olduğunun altını çizen Adile Arduç ise yaşadıkları mağduriyetlerin hesabını sorarak en doğal haklarının ellerinden alınmasına karşı çıkıyor. Adile, "Bir yıl oldu aracımızla beraber burada mahsuruz. Hiçbir yere çıkamıyoruz. Bütün yaşamsal alanlarımız gasp edildi. Bütün insani haklarımızdan mağdur edildik. Bunun gerekçesini öğrenmek istiyorum. Neden taahhüt edilip de bu köprü ve yollar yapılmadı. Biz burada kendi köyümüzde en doğal hakkımızı yaşıyoruz ama gelin görün ki şirket devletin resmi yolunu kesiyor ve bizi mahsur bırakıyor. Su tutuldu ve taahhütleri yerine getirilmedi. Biz bu evi yaparken firma yetkilileri bize 'köylüler hiç merek etmesin kendi köylerine rahatlıkla yerleşim yapabilirler rahatlıkla oturabilirler. Yollar ve köprüler yapılacaktır ve hiçbir köylü mağdur edilmeyecektir' denildi. Valilik de bu söyleme şahittir. Valilikten telefon edildi şirket yetkililerine. Bizde son anda neden vazgeçtiklerini soruyoruz. 60 metrelik bir köprü nasıl ve niye yapılmaz bunun gerekçesini öğrenmek istiyoruz. Burada yaşatılan bir insanlık ayıbıdır. Hiçbir insanın hakkı değildir bir insanı köyüne hapsetmek" diyerek uğradığı haksızlığa isyan etti.

'Karşıdan karşıya bağırarak konuşuyoruz'

Bot bulunmadığı için karşı tarafa geçemeyen çocuklarını 1 yıldır göremeyen Adile şöyle devam etti: "Biz çocuklarımızı göremiyoruz 1 yıldır gelip gidemiyorlar. Karşıdan karşıya bağırarak konuşuyoruz. 15 tatilde çocuklarımız geldi ve bu tarafa geçemediler. Buradan dönüp gittiler. Bütün bu mağduriyetin sebebi ne bu neyin cezası? Eğer bu köylere yerleşim olmasını istemiyorlarsa bunu açıkça belirtsinler. Desinler ki 'biz bu köylerde kimseyi istemiyoruz. Bu alanı insansızlaştıracağız. Yok ettiğimiz sulara gömdüğümüzü gömdük. Diğerlerini de ulaşımı keserek yok edeceğiz.' Desinler bunu açıkça. Bizim mücadelemiz devam edecek ta ki bu sorun resmiyette çözülene kadar."

'Bizi göçe zorlayamazlar biz kendi köyümüzde yaşamak istiyoruz'

Gıda ihtiyaçlarını ölüm tehlikesini göze alarak karşı tarafa geçen yakınlarının aracılığıyla karşıladıklarını belirten Adile, "Biz bu sene hiçbir şekilde ihtiyacımızı karşılayamadık gelen kişiler botla ölüm tehlikesini göze alarak bize ne getirirlerse onunla idare ediyoruz. Böyle bir duruma nasıl getiriliriz? Bütün insanlığın vicdanına sesleniyorum; böyle bir mağduriyet dünyanın neresinde var? Çözüme dair hiçbir şey olmadı biz de açlık grevi kararı aldık. Bize burada yapılan zulümdür. Bizi göçe zorlayamazlar biz kendi köyümüzde yaşamak istiyoruz. Bunları yapmak zorundalar. Sonumuzun ne olacağı belli değil. Hiçbir şekilde hastane ihtiyaçlarımızı gerçekleştiremiyoruz. Şu ana kadar Allah'a emanet yaşadık şimdilik de grevdeyiz ve ne olacağını bilmiyoruz bir sorun yaşanırsa bu vebalin altından nasıl kalkacaklar" diye konuştu

'Tamamen bilinçli bir proje'

Mahsur kalan ailenin yakını olan İsmail Altay da 1 buçuk yıl önce buraya geldiğinde ulaşım hakkı kesildiği için resmi kurumlara başvurduklarını, Vali yardımcısının kendilerine "Vatandaşın ulaşım hakkı anayasal bir haktır müracaat edin, dilekçe yazarak suç duyurusunda bulunun" dediğini aktardı. Nazmiye Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduklarını belirten İsmail, takipsizlik kararı çıkarıldığını söyledi. İsmail sözlerine şöyle devam etti: "Herhalde yasalar üstü haklara sahip bu şirket. Ilısu köyü geçmişte merkezi bir köydü. 4 tane mezrası vardı şu anda göç ettirildiğinden dolayı sadece 2 aile yaşamaktadır ve mahsur kalmıştır. Ilısu ve merkez ile diğer mezralarda yaklaşık 60 kişi ilgili kurumlara başvurarak burada ev yapmak istiyorlar tapulu arazileri tarlaları var. Onları işletemiyorlar, maddi ve manevi birçok zarara uğratıldılar. Bu yıl geldiğimde Valiliğe telefonla ulaşmaya çalıştık görüşme talebinde bulunduk görüşemedik. Vali yardımcısına sorunu anlattık, baktık olumlu gelişme yok aynı noktada kendilerine süresiz açlık grevine gireceğimizi söyledik başka çaremiz olmadığı söyledik. Kesinlikle geri adım atmıyoruz. Yapılan zulmü, Limak şirketini kınıyorum."

İsmail, barajın aslında "güvenlik barajı" olduğunu söyleyerek, "Esas amaç kendi denetimleri altına almak, kontrol etmektir. Tamamen bilinçli bir projedir" dedi.

Ayhan Arduç'un ablası Yıldız Köhl de destek için geldiğini ve resmi bir çözüm bulunana kadar açlık grevine devam edeceğini aktardı.

(gc/mg)