Arzu Çerkezoğlu: Çok açık bir katliamla karşı karşıyayız
15:31
Dilan Karamanoğlu / JINHA
İSTANBUL - Sabah saatlerinde Manisa'da yaşanan trafik kazasında 13'ü kadın olmak üzere 15 mevsimlik tarım işçisinin yaşamını yitirmesinin ardından DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu değerlendirmelerde bulundu. Arzu, "İktidar kendi kariyerini Mercedes'lerle ölçerken kadın işçiler ise bugün açık kasa kamyonetlerde balık istifi gibi taşınırken hayatını kaybediyor. Bunun adı bir iş kazası olarak bile geçmiyor. Çok açık bir katliamla karşı karşıyayız" dedi.
Manisa'da açık kasa kamyonet arkasında trafik kazasında yaşamını yitiren 13'ü kadın toplam 15 mevsimlik tarım işçisiyle birlikte 2015 yılının başından bu yana tarımda yaşamını yitiren işçi sayısı 190'a çıkmış oldu. 2015 senesinin başından bu yana toplam 700'ü aşkın işçi yaşamını yitirirken bunların 227'si trafik kazası adı altında kayıtlara geçiyor. Katliama dönüşen işçi ölümlerine ilişkin açıklamalarda bulunan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, Türkiye'nin iş cinayetlerinde karanlık bir tabloyla karşı karşıya kaldığını belirterek, "Özellikle AKP iktidarıyla artan taşeronlaştırma, güvencesiz çalıştırma Türkiye'de iş cinayetlerinin oranını çok fazla arttırdı. 2014 yılında bin 886 işçi arkadaşımızı iş cinayetlerinde kaybettik. 2015 yılı başından itibaren ise iş cinayetlerinde kaybettiğimiz işçi sayısı 700'ü aştı" diye belirtti.
'Katliamların temel nedeni güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırma'
Soma katliamıyla birlikte Türkiye'nin işçi ölümleriyle yüzleştiğini dile getiren Arzu, "Bu sene 6 ay içerisinde iki tane Soma katliamı yaşandı. Bu katliamların temel nedeni ise kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırma. Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinde yaşanan bu iş cinayetler ve katliamlar çoğu zaman kayıtlara bile girmiyor. Mevsimlik tarım işçiliği alanında çalışan işçilerin yüzde 80'inden fazlası kayıt dışı çalışıyor. Bunun çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor ve bir çok kadın çocuklarıyla beraber bu alanda çalışmak zorunda bırakılıyor" sözlerini ifade etti.
'Olay trafik kazası olarak kayıtlara geçecek!'
Arzu, sabah saatlerinde Manisa'da yaşanan durumun Türkiye'nin işçi ölümlerine ilişkin gerçekliğini açık bir şekilde gözler önüne serdiğine dikkat çekerek, "Soma'da olduğu gibi tarım işçiliğinde de çok açık bir dayıbaşı sistemi var. Bir takım insanlar geliyorlar köyün ortasına kamyoneti koyup oraya kaç kişiyi bindirebilirlerse tamamen sağlıksız koşullarda açık kasa kamyonetlerle işçileri taşıyorlar. Manisa'da açık kasa kamyonette taşınırken, 13'ü kadın olmak üzere 15 işçi arkadaşımız yaşamını yitirdi. Bu trafik kazası olarak kayıtlara geçecek" şeklinde konuştu.
'Kadın işçilerin emeği üzerinden de birileri para kazanacak'
Tarım işçilerinin kölelik düzeninde çalıştıklarını ifade eden Arzu, "Kilosu bir buçuk liradan asma yaprağı toplamaya gidiyorlar. Akşam saatlerinde gece 10'a 11'e kadar çalışacaklar ve ellerine geçecek para 9-10 lira. Her gün çalışsalar ayda ellerine geçecek para ortada. Kadın işçilerin emeği üzerinden de birileri para kazanacak. Türkiye'de sermayenin her şeyi ama her şeyi bir maliyet unsuru olarak gören, tek derdi karını artırmak olan bu sermaye iktidarına son vermeden de iş cinayetleriyle başa çıkmamız, iş cinayetlerini ortadan kaldırmamız söz konusu değil" dedi.
'İşçiler açık kasa kamyonetlerle balık istifi gibi taşınırken hayatını kaybetti'
Arzu, iktidarın kendi kariyerlerini ve itibarlarını Mercedes'lerle ölçtüğünü dile getirerek, "Türkiye'de kadın işçiler ise bugün açık kasa kamyonetlerde balık istifi gibi taşınırken hayatını kaybediyor. Bunun adı bir iş kazası olarak bile geçmiyor. Çok açık bir katliamla karşı karşıyayız. Güvenceli, kurallı çalışma ortamının sağlanması tüm alanlarda tüm iş kollarında, madenler, inşaatlar gibi ağır ve tehlikeli iş kolları başta olmak üzere mevsimlik tarım işçiliği gibi aslında Türkiye'de en ezilenlerin çalışmak zorunda kaldığı alanların yeniden düzenlenmesi gibi bir dizi düzenlemeye ihtiyaç var" diye konuştu.
Arzu, esas olarak temel mantığın değişmesi gerektiğini ifade ederek, emek örgütlerine ve siyasi parti temsilcilerine şu çağrıda bulundu: "Önümüzde ki dönemde herkesin temel görevlerinden bir tanesi güvencesiz çalışma olmalıdır. Bu mesele sermayenin karını değil, insan yaşamını ve insanca çalışma koşullarını önceleyen bir çalışma rejiminin kurulması meselesidir" diye kaydetti.
(gc/mg)
