'Türkiye Rojava devriminin yarattığı etkiden korkuyor'
09:10
Sarya Gözüoğlu - Tekoşin Tekin/JINHA
AMED - Rojava topraklarına girerek tampon bölge oluşturma niyeti taşıyan Türkiye'nin, bu yönlü hazırlığını değerlendiren DBP MYK üyesi Semra Demir, Türkiye'nin Suriye'ye müdahale sorunu olmadığına dikkat çekerek, "Kürt halkına ve devrime bir müdahale söz konusu çünkü Rojava önemli bir sürece girdi. Rojava devrimi sadece bir devrim olarak nitelendirilemez. Bir kadın devrimidir bir toplumsal devrimdir" dedi.
Girê Spî'nin özgürleştirilmesiyle Kobanê ve Cizîrê kantonlarının birleşmesinin akabinde başlayan "tampon bölge" planları Türkiye'nin "tampon bölge" adı altında YPG-/YPJ güçlerinin Afrin Kantonu'na ulaşma hedeflerinin önüne geçmek istediği tartışmalarını da beraberinde getirdi. Türkiye, buna dönük olarak hem diplomatik hem de askeri hazırlıklarını günlerdir sürdürüyor. Türkiye'nin, bu yönlü hazırlığını değerlendiren DBP MYK üyesi Semra Demir, leselenin sadece Türkiye'nin Suriye'ye müdahale sorunu olmadığına dikkat çekerek, "Kürt halkına ve devrime bir müdahale söz konusu çünkü Rojava önemli bir sürece girdi. Rojava devrimi sadece bir devrim olarak nitelendirilemez. Bir kadın devrimidir bir toplumsal devrimdir. Bir reflekstir" şeklinde belirtti.
'Rojava'daki sinerji Kuzeye de yansıyor'
Rojava devrimi çerçevesinde Kuzeyde yaşananların da bir devrim olduğuna vurgu yapan Semra, "Kuzey ve Rojava birleşmiş durumda bunu göz ardı edemeyiz. Bu devrim iç içe yürüyor. Türkiye'nin en fazla korktuğu nokta da budur. Çünkü oradaki gelişme, sinerji, potansiyel buraya da yansıyor ve burada da hayat buluyor" dedi. Hükümetin savaşı seçim dolayısıyla da ertelemek durumunda kaldığına dikkat çeken Semra, "Hükümetin bir başkanlık örgütleme süreci vardı. Kendilerini bu noktada tek iktidar olma çerçevesinde hazırlamışlardı. Ancak şu anda sınıra yığınakların yapılmasıyla orduların yığılması ile bir savaşın gündemimizde olduğu da aşikar" dedi.
'Anneler çocuklarını savaşa teslim etmemeli'
Yaşanacak olan savaşın sadece Kürt halkına zarar vermeyeceğine dikkat çeken Semra, "Türkiye'deki tüm halkları toplumsal demokrasi güçlerini ilgilendiren bir savaş. Başta kadınları, çocukları, gençleri ilgilendiren bir savaş bu nedenle toplumsal bir refleksin oluşması gerekiyor. En azından anneler çocuklarını bu noktada savaşa teslim etmemeli. Bugün IŞİD'le örgütlenmek istenen komşu ülkelerin işgalidir. Türkiye devletinin IŞİD'e desteği bu çerçevededir. Amaç birleşen iki bölgenin yani Rojava ve Kuzey sahasının bu anlamda boşa çıkartılmasıdır. Savaşla bu istenmektedir. Amaç Suriye'ye müdahale değildir" dedi. Semra, halkın toplumsal olarak bu yaklaşıma karşı durması ve çocuklarını savaşa göndermemeleri gerektiğini dile getirdi.
'Toplum savaş istemiyor'
Türkiye devletinin toplumu savaş istemi üzerinden örgütlemeye çalıştığına vurgu yapan Semra, "Bizleri ve siyasi yapıları, demokrasi güçlerinı, sivil toplum örgütlerini ilgilendiriyor. Savaş sürecinin toplumsal ayağını bizlerin örgütlemesi gerekiyor. Onlara bırakmadan kendi istedikleri boyuta çekmeden müdahale etmeliyiz. Toplumu onlar örgütlediğinde savaş isteyen bir toplum gibi lanse edecekler ancak bizler biliyoruz ki bu toplum savaş istenmiyor. En azından sahada, meydanlarda, sokakta karşılaştığımız her alanda toplumun savaş istemediğini biliyoruz ancak sisteme yakın olan diğer siyasi güçler üzerinden örgütlenebiliyorlar ve provakatif yaklaşımlarla savaşı tırmandırabiliyorlar" şeklinde konuştu.
'Halkın kendisini savaşa karşı irade olarak görmeli'
Halkın sistemlerin toplumu savaşa sürüklemesi karşısında hızlı bir barış refleksi göstermesi gerektiğine dikkat çeken Semra, "Savaşa karşı halk sokaklara çıkabilir, demokratik çerçevede eylem ve etkinlikler yapabilir, isteklerini sivil itaatsizliklerle dile getirebilir. STK'lar siyasi partiler ortaklaştırabilir, belli çerçeveye çekip ortaklaşarak çalışma yürütebilir. Her kesimin bir şeyler yapabilmesi gerekiyor. Sadece siyasal yapılara da bırakılmamalı. Çünkü siyasal yapılar üzerinden de çok sağlıklı olmaz. Genel anlamda toplumun bir refleks göstermesi gerekiyor çünkü esas olan halktır. Halk kendisini bu konuda irade olarak görmeli ve bu savaşın sonuçlarını da görebilmeli. Savaşlar hiçbir zaman toplumlara fayda getirmez geriye götürür. Bu süreçte halkın gündeminde savaş olmamalı" şeklinde belirtti.
(sg-tt/gc)

