Kadınları sığdır(a)mayan sığınma evleri!

09:01

Zeynep Akın/JINHA

HABER MERKEZİ - Henüz 13 yaşında ağabeyinin kumar borcuna karşılık evlendirilen, yıllarca şiddete maruz kalan ve boşanma kararı aldığında can güvenliği olmadığı için devletin 'konuk evi' dediği sığınma evine yerleşen Z.E'nin burada yaşadıkları kadınları korumayan mekanizmaların nasıl işlediğini gözler önüne serdi. Sığınmaevini cezaevi olarak tanımlayan Z., "Eğer bir kadın koruma talebi olduğu halde sokak ortasında öldürülürse bunun sorumlusu ne ölen ne de öldürendir, tek sorumlusu devlettir. Koruma kararım var ama sadece bir kağıt parçası olarak çantamda taşıyorum" diyor.

Bir kadın profili, kadının nasıl yaşadığını dahası yaşamaya çalıştığını, kendisine tek adres olarak gösterilen ailenin, toplumun, erkeğin, devletin bir cendereye sıkıştırıp, tüm alanlarını kapattığını en çarpıcı şekilde anlatıyor. Daha 12 yaşındayken evlendirilen Z.E., abisinin kumar borcuna karşılık sokakta oyun oynarken kendisini çekip alan o kocaman ellere karşı çıkacak güçte değilken bin yıllardır kadını erkeğin hizmetine alan bir 'kurumun' içinde yaşadıklarını ne anlamladıracak ne de karşı çıkacak durumdaydı. 13 yaşında evlilik adı altında cinsel istismara maruz kaldı, fiziksel, psikolojik, ekonomik her türlü şiddetin gerçekliğiyle karşılaştı. Yine de yaşadıklarına karşılık, "Kendimi şanslı hissediyorum" diyebilen Z.E.'ye bunu söyleten ise, kaçıp sığındığı sığınmaevinde daha fazlasını gören kadınlar olmasıydı.

'Peki bundan sonra ne olacak?'

20 yaşında biri 5 biri 4 yaşında iki çocuk sahibi olan Z. çocukluğun ne olduğunu anlamadan anne olmayı öğrenmeye başlamıştı. Tercih şansı bırakılmayan Z. evlendi anne oldu. Eşinden şiddet görmeye başladı. Buna karşı çıkarak evini bırakıp ailesine gitti ailesi kabul etmedi "geri dön" dedi. Sığınmaevinde bile "geri dön sen hatalısın" dediklerini anlattı. Oradan da çıkıp iş aramaya başladı ancak her defasında erkeklerin istismarından kendini kurtardı. Ailesinden de eşinden de korkan Z. koruma talebinde bulundu ancak yanında ne bir koruma var ne de hayatını idame ettirecek bir işi. Arkadaşının evinde kalan ve bundan sonrası için "ne olacak" diye düşündüren Z.E. çocuklarını da yurda verdiği için göremiyor.

'Hamileyken şiddete maruz kaldım'

14 yaşında hamile kalan Z., hamileyken de sürekli şiddet gördüğünü buna karşılık ailesinin de kendisine yardım etmediğini söyledi. 6 yıl evli kalan Z., hayati tehlikesi olduğunu da söyledi. "Ailem beni gördüğü yerde öldürecek" diyen Z., tüm bu yaşadıklarına rağmen en büyük sıkıntıyı sığınmaevinde yaşadığını dile getirdi. Z.'nin iddalarına göre, yöneticiler kendisine "Sen eşine, abine, ailene haksızlık yapıyorsun. Gidin barışın. Suçlu sizsiniz o yüzden bu haldesiniz" dedi. Z. "Bazılarının eşi alkolik, uyuşturucu kullanıyor, kadını dövüyor, işkence ediyor, kadın gelip oraya sığınıyor ama kadına 'sen kaçarak evlendin ona kaçmasaydın bu durumda olmazdın' diyorlar" diye konuştu.

'Sığınma evlerinin cezaevinden bir farkı yok'

Sığınmaevinde kendilerine saygı duyulmadığını ifade eden Z. şöyle devam etti: "Zaten oranın hapishaneden bir farkı yok. Ne telefon, ne televizyon, ne doğru dürüst bir yemek. Çocukların bezi, yemeği, maması hiçbir ihtiyacı karşılanmıyor. Zaten oraya gelenlerin hepsi bir şey almadan parasız, üzerindeki kıyafetlerle öylece çıkıp gelmiş insanlar. Üstlerini değiştirecek elbise dahi vermiyorlar. Bütün temizliği oradaki kadınlara yaptırıyorlar. İnsanın canını acıtıyorlar, yaşadıklarını yüzüne vuruyorlar. Oranın sözde bir psikologu var ama hiç kimseyle görüşmüyor, onlar kendi aralarında oturuyorlar oraya sığınan kadınlar da kendi dertlerini birbirlerine anlatıyorlar, sorunlarını kendileri halletmeye çalışıyorlar."

'Çocuklar daha da zor durumda'

Giriş saatinin 21.00 olduğunu, kendisi çalıştığı için 22.00'da geldiğinden dolayı tutanak tutup çıkarıldığını söyleyen Z., "Kalacak yerim yoktu, 3 gün boyunca hastanede emzirme odasında yattım. Sokakta kaldım ve mecburiyetten tekrar konuk evine gittim ama oradaki müdür bana 'burası otel değil istediğin zaman buraya gelip gidemezsin' dedi. Çocuk açlıktan ağladığı halde yemek yemesi yasak. Kadınlar çok zor durumda onların çocukları daha da zor durumda. Bize gelen yemeklerin çoğunu kendileri yiyordu. Bize patates, kavurma gönderirlerdi ama onu kendileri yer, bize de reçel, zeytin verirlerdi. Kendilerine çeşit çeşit yemekler yaparlardı o güzel yemek kokusu yukarı gelirdi. Koku gelince çocuklarda istiyordu, hamile olanların canı istiyordu. Bize geldiği halde görevliler yiyordu" dedi.

'Gecenin geç saatlerinde bir kadını dışarı attılar'

Z.E., üniversitede okumak istediği için babasından şiddet gördüğünü söyleyen genç bir kadının da zorla ailesine verildiğine şahit olduğunu belirterek, "Yine dışarıda çok yağmur yağıyordu ve gecenin yarısında kadını dışarı attılar. Orası kimsenin evi değil ki orası zor durumda olan kadınların yeri" diyerek sığınma evlerinin kadınlara destek olmak zorunda olduğunu dile getirdi.

'Kadınlar öldürülürse tek sorumlusu devlettir'

Kimsenin sığınma evlerine gitmek istemediğini, gidenin de 3 gün sonra oradan kaçıp gittiğini söyleyen Z.E, "Bir kadın arkadaş dayanamadı çitten atlayıp kaçtı gitti. Devletin açtığı yerler ama denetleme yok, oradaki kadınlar ne durumda kimsenin haberi yok. Eğer bir kadın koruma talebi olduğu halde sokak ortasında öldürülürse bunun sorumlusu ne ölen ne de öldürendir, tek sorumlusu devlettir. Koruma kararım var ama sadece bir kağıt parçası olarak çantamda taşıyorum" diye konuştu.
Binlerce kadının çok zor şartlarda yaşadığını belirten Z. kendisinin şanslı bile olduğunu söyleyerek, "Konuk evinde, sığınmaevinde olup da çıkamayanlar, dışarıya hasret olanlar, bir sigara içmek için saatlerce bekleyenler, çocuğu açlıktan ağladığı halde yemek saatini beklemek zorunda olanlar var" dedi.

'Hayat git gide zorlaşıyor'

Boşandıktan sonra yeni bir hayat beklerken yaşadıklarının kendisini umutsuzluğa sürüklediğini belirten Z., son olarak şunları söyledi: "Yeni bir hayata başlarım diye düşünmüştüm. Çocuklarım benden ayrı, ailem benden ayrı ben burada tek başımayım. Hayatla mücadele ediyorum ve bembeyaz kağıdı güzelce yazmam gereken yerde o kağıdı ben karalıyorum daha da karalıyorum hayat gitgide daha da zorlaşıyor. Bir türlü kurtuluş bulamıyorum ve yolumu açık görmüyorum. Ne polis ne konukevi ne asker ne jandarma hiçbirini istemiyorum. Tek istediğim gerçekten kadın hakkı diyorlarsa her boşanan kadına bir maaş bağlasınlar bir destek versinler. 'Kadınlara destek çıkıyoruz' demesinler gerçekten destek çıksınlar."

(gc/fk)