Silivri Cezaevi'ne sürgün sevkleri protesto edildi
17:39
JINHA
İSTANBUL - "F oturma" eyleminin 173'üncüsünde cezaevlerindeki sürgün sevklere dikkat çekilerek, "Merkezi konumda olan hapishaneleri boşaltarak, kadın mahpus ve çocuklarını ağır hasta mahpusları merkezden uzak bölgelere sürgüne zorlamak bir sevk işkencesidir" denildi.
İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta gerçekleştirdikleri "F oturma" eyleminin 173'üncüsünde Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Tecrit öldürüyor, F Tipi cezaevleri kapatılsın", "Hapishanelerde ölüm istemiyoruz, hasta mahpuslar serbest bırakılsın" pankartlarının açıldığı eylemde hasta tutsakların fotoğrafları taşınarak, "Tecrit işkencesine son", "Tecridi kaldırın ölümleri durdurun", "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" sloganları atıldı. Cezaevindeki sürgün ve sevklere dikkat çekilen eylemde açıklamayı İHD Ankara Şube üyesi Nuray Çevirmen yaptı. Durumu ağır olan hasta tutsakların 24 saat sağlık personeli bulunması ve merkezi konumda olması nedeniyle Metris R Tipi Cezaevi'nde tutulduklarını belirten Nuray, "Ancak, son süreçte edindiğimiz bilgilere göre, 50 kişi dışında ağır hastalar dahil mahpuslar hızla Silivri Hapishanesi'ne sevk edildiler. Yine Ümraniye'de bulunan hasta mahpuslar Silivri'ye götürüldüler. Silivri Hapishanesi'nin kimi bölümleri henüz inşaat aşamasındadır. Bir yandan ağır hasta mahpuslar 2-3 kişilik hücrelerde tutulurken öte yandan inşaat nedeniyle toz toprak içerisindedir" diye konuştu.
Kendi bakımını yapamayan tutsakların Silivri Cezaevi'ndeki 2-3 kişilerde tutulmasını "işkence" olarak yorumlayan Nuray, şunları aktardı: "Silivri 9 No'lu Kapalı Hapishanesi'nin kapasitesi bin 500 kişi olmakla beraber, bin 500 kişilik tutuklu ve hükümlüye hizmet verebilecek hastane olanaklarından yoksundur. Merkezi olmaması nedeniyle mahpusların acil durumlarda hastanelere ulaştırılmaları çok ciddi bir sorundur. Son bir ayda Silivri'ye gönderilen hasta mahpuslar ve ailelerinden durumlarının ağırlaştığına ilişkin birçok başvuru geliyor. Bu koşullarda hasta mahpusların yaşamsal anlamda durumları kaygı vericidir" şeklinde konuştu.
'Kadın tutsaklara tecrit içinde tecrit yaşatılıyor'
Sürgün sevklerinin sadece Metris'le sınırlı olmadığını Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nin de boşaltılmak istendiğini ifade eden Nuray, Bakırköy'deki tutsakların tecrit modelindeki Silivri'ye sevk edilmelerinin kadın tutsaklara çocuklarıyla birlikte tecrit içinde tecrit uygulanma anlamına geldiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Sürgün ve sevk politikalarının bir işkence yöntemi olduğunu vurgulayan Nuray, "Merkezi konumda olan hapishaneleri boşaltarak, kadın mahpus ve çocuklarını ağır hasta mahpusları merkezden uzak bölgelere sürgüne zorlamak bir sevk işkencesidir. Sürgün ve sevkleri durdurun. Bakırköy Kadın Hapishanesi'ndeki tutsaklar sevke zorlanamaz. Yeni bir 19 Aralık katliamına izin vermeyeceğiz" dedi.
(gc)

